Tüm zamanların en popüler kurgusal karakterlerinden biri olan Sherlock Holmes’ü hepimizi tanıyoruz. Şimdiyse sıra kız kardeşiyle tanışmakta.

Başrollerini Stranger Things dizisinden de tanıdığımız Millie Bobby Brown, The Witcher ile son zamanlarda ismi gündemden düşmeyen Henry Cavill ayrıca yetenekli oyuncusu Sam Claflin’in paylaştığı Netflix yapımı filmimiz, 23 Eylül’de vizyona girdi.

Çıktığı ilk günden beri tüm dünya tarafından sevilen Enola Holmes, uzunca bir süre top 10 listelerinde birinciliği bırakmadı.

Gel gelelim filmin konusuna. Enola, günlerini annesiyle birlikte evinde mutlu geçirse de, annesinin bir sabah esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolması, ana karakterimizi tehlikeli bir maceraya sürüklüyor. Yatılı bir okula gitmesini isteyen Mycroft’un gözetiminden kaçtıktan sonra, Süfrajet hareketinde önemli bir rol üstlendiğini öğrendiği annesini aramaya koyulan Enola, yolculuğu sırasında genç bir Lord ile tanışınca, kendisini Süfrajet hareketini de etkileyen bir komplonun içinde buluyor.

AĞABEYİNDEN FARKI YOK!

Konu Sherlock Holmes olunca kardeşinin de ondan farklı olmaması şaşmamalı. Ağabeyi kadar zeki ve cesur olan Enola karakterinin işlenişini çok beğendim. Karakterin güzelliğinin yanında bir de Millie Bobby Brown’ın oyunculuğu eklendiğinde enfes bir seyir zevki veriyor insana.

Konu Millie Bobby Brown’a gelmişken söylemek gerekir ki kendi de ondan ilk defa gördüğüm bir oyunculukla karşımızda. Anlık duygu değişimi geçişlerini bu kadar yumuşak yapabilmesi takdire şayan.

PEKİ YA SHERLOCK HOLMES?

Sıra geldi filmin reklamcısı Sherlock Holmes’e. Bana kalırsa karakter filme güzel işlenememiş. Hiç olmasaydı filmin daha iyi olabileceği sahneler gördüm. Durum böyle olunca da Henry Cavill oyunculukta biraz zayıf kalmış.

Peki bu film kimlere hitap ediyor? Elbette ki herhangi bir film için, bu filmi “şunlar” izlesin demek haddime değil. Ancak genel izleyici kitlesine bakıldığı zaman yetişkin-çocuk arası olmuş diyebilirim.

Senaryoda basite kaçılmasını beğenmedim. İnsan bir Holmes filminden daha komplike olaylar bekliyor. Halbuki bulmacalar çok basitti. Sürekli her karşılaştığı denklemlerden harflerin yerini değiştirerek çıkması film ilerledikçe sinir bozucu olmaya başladı.

Filmin genel işleyişini beğendim. Enola’nın izleyici ve perde duvarını yıkıp ara ara bizlerle konuşması filme eğlenceli bir hava katmıştı. Ancak hikayenin başında bunu o kadar çok kullanmışlardı ki, hikayeye girerken zorlandım. Eminim ki kaçıranlar da olmuştur.

Filmin başında Enola’nın annesinin esrarengiz bir biçimde ortadan kaybolmasına biraz olsun odaklanmışken, Filmin ortalarına doğru Enola’nın kalbini yakışıklı lordumuza kaptırmasıyla annesini de unuttuk gitti. İyi de aşk da yarım kalıverdi, eh böyle olunca da gereksiz bir ara hikaye izlemiş olduk.

Teknik kısımlara gelecek olursak çekimler, mekanlar ve kostümler güzeldi. Kostümlerdeki eskitmeleri iyiydi. Filmdeki eski havayı güzel yansıtmıştı.

Her şeyi geride bıraktığımızda bu filmi izlediğime mutluyum. Güzel, çerezlik bir filmdi. Boş zamanlarda izlemek isteyebilirsiniz. İyi seyirler dilerim…

Misafir Yazar : BESTE ALPKAYA

Yönetmen : Harry Bradbeer

Senaryo : Jack Thorne

Görüntü Yönetmeni : Adam Bosman

Müzik : Daniel Pemberton

Oyuncular : Henry Cavill, Helena Bonham Carter, Sam Claflin, Helena Bonham Carter, Fiona Shaw, Adeel Akhtar, Frances de la Tour, Joakim Skarli, Burn Gorman

ABD / Macera-Polisiye-Suç / 123 Dk.

Film notum:

3 YORUMLAR

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here