“Bir Başkadır” benim fikrim!

Aşure çorbası yapmak sanattır, malzemelerini dengelemek, kıvamını iyi tutturmak gerekir. Tamam, “Bir Başkadır”la  önümüze sunulan aşure dört dörtlük. Toplumun her kesimini; başörtülüsü, başı açığı; Türk’ü, Kürt’ü; üst sınıfı, alt sınıfı; eğitimlisi, eğitimsizi; hocası, müriti; kentlisi, köylüsü…Her türlü malzeme var içinde; çorbayı kaynatırken içine şeker olarak  Türk film müzikleri, yabancı film müzikleri, özgün müzik (Belli ki yönetmen Ferdi Özbeğen’i çok seviyor) halk müziği konulmuş.

Hele sunum şahane; adeta Nuri Bilge Ceylan dizisi olmuş. “Ahlat Ağacı”nı aratmayacak görüntüler, (yönetmen belli ki bu filmden de çok etkilenmiş) kamera çekimleri, eğretilemeler, metaforlar…

Söz, sanat başbaşa gidiyor…

Başta Öykü Karayel olmak üzere tüm oyuncuların oyunculukları pik yapmış…

Bugüne kadar izlediğimiz en iyi Türk dizisi olduğunu söylemek de mümkün; Hatta dizi değil sinema olmuş adeta!

Lakin konu başka!

Bu aşurenin içine yiyenlerin fark edemeyeceği ölçüde zehir konulmuş. Herkes aldığı tattan sarhoş olurken beynimize giden zehir damlacıklarının kimse farkında bile değil…

Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü” 

Şimdilerde “başörtüsü” sorunu kalkmışken; herkes birbirini kabullenmiş ön yargı ortaklıktan yok olmuş görünürken; hatta isteyen kara çarşafa bürünmüş özgür bir biçimde çarşıda, pazarda dolaşırken bu neyin mağduriyeti şimdi? Yeniden mi gündeme taşınmak isteniyor, biraz daha mı üzerinden ekmek yenilmek…

Üstelik birçok başı kapalı kız kardeşimiz sınıf değiştirmişken; daha doğrusu sınıf atlamışken…

Psikiyatri doktor Peri’nin içinde zaptedemediği başörtü düşmanlığı onun gizli faşist gibi yaftalanmasına sebep olurken; şimdilerde daha fazla hissedilmeye başlayan başı açıkların mağduriyetini nereye koyacağız. Bu ülkede eteğinin kısa olmasından  dolayı otobüslerde, dolmuşlarda şiddete uğrayan kadınlar olmadı mı? Buna benzer onlarca, bilmediğimiz yüzlerce hikaye geçmedi mi? Atılan kahkahadan tutun da  etek boyuna kadar karışılmadı mı?  Daha kimin  mağdur edebiyatı yapılıyor!…

Tabii bir de şu soruyu sormak gerekiyor, bu mağduriyet yaratılan zihniyet fırsat ellerine geçtiğinde biz başı açıklara aynı hoşgörüyle yaklaşacaklar mı? Cevabın “hayır” olduğunu mantığı yeten herkes bilir. İran ve benzeri ülkeler ortadayken…

Son zamanlarda artan bazı tarikat hocalarının tacizine maruz kalan kızların hatta oğlanların yaşadıklarının hesabı verilmemişken, bu hocaların  yaptıklarıyla midemiz kalkarken ve ülke sarsılırken; hop karşımıza, eli yüzü düzgün son derece iyi niyetli babacan bir hoca  çıkarılıyor. Elbette bütün hocaları töhmet altında bırakacak değiliz; ama aklıma diğer iğrençliklerin üstünün kapatılmak istendiği gerçeği gelmiyor değil.  Doğrusu bu bana düpedüz “o yapılanları unutun” diyor, zehrin damlacıkları beynimin kıvrımlarına böyle nüfuz ediyor…

Ya sekizinci bölümde tecavüzcünün zavallı gibi gösterilmesine ne demeli? O tecavüzcü ki kurbanın biriyle de evlenmiş zaten. Tecavüz olayı “bir cahillik ettim” ile açıklanabilir mi ya da aklanabilir mi?  Söylem hiç yabancı gelmiyor nedense; mahkemeye çıkıp “ beni tahrik etti sayın hakimim”, “bir cahillik yaptım”, “gönül rızası vardı Hakim Bey” diyerek beraatla ya da tahliye ile sonuçlanan davalar gibi…

Ama biz bütün bunları bırakalım bir kenara eğitimli insanların, doktorların, kent insanlarının çıkmazlarına odaklanalım. Ülkemizdeki tipik aydın hastalığı! Önümüzdeki koskoca asıl sorunlar dururken biz kendi içimizdeki eksikliklere, çıkmazlarımıza takılalım, yan ögelere odaklanmak daha kolay çünkü…

Farkında mısınız bilmem, izlediğim birkaç diziden edindiğim kanaat;tahsilli eğitimli kişiler; kaprisli, kötü gösterilirken cahillik alabildiğine yüceltiliyor, onlar iyi ve masum oluyor genellikle…

Bu neyin kompleksi peki?

“Bir Başkadır”da da mevcut bu kompleks.

Karakter isimleri de ilginç ve rollerine uygun seçilmiş; Meryem, Ruhiye, Peri, Hayrunnisa…

(“Kırmızı Oda”nın Doktor Gülbin karakteri de aynı misyonla buraya taşınmış.)

Hayrunnisa demişken, Hocanın kızı, dans etmeyi seven, lezbiyen; aynı zamanda annesine babasına düşkün biri. Tam biz “işte bak hocanın kızı da böyle olabiliyor” diyerek bir tarafsızlık olduğu masumluğuna tam kendimizi inandırıyordu ki  hop evlatlık olduğunu öğrenmeyelim mi! “Bakın hocanın kanından genetiğinden gelmediğ için böyleymiş” düşüncesi yine beynimizin kıvrımlarında yer alıyor. Şimdi bu dizinin tarafsızlığına,masumluğuna ve birleştirici rol olduğuna nasıl inanacağız…

Bir Başkadır” dizisinin senaristliğini ve yönetmenliğini yapan Berkun Oya’nın teknik ve sinemasal açıdan çıkardığı güzel işin  içinde bunları gördüm ben. Farklı düşüncelere de saygımız var elbet. Yönetmeni ve diziyi takip edeceğim…

Özetle “ Bir Başkadır, kıblesini şaşırmış bir dizi” diyorum.


Yönetmen / Senaryo : Berkan Oya

Görüntü Yönetmeni : Yağız Yavru

Kurgu : Ali Aga

Müzik : Cem Yılmazer

Oyuncular : Öykü Karayel, Fatih Artman, Funda Eryiğit, Defne Kayalar, Tülin Özen, Settar Tanrıöğen, Bige Önal, Nesrin Cavadzade, Alican Yücesoy, Öner Erkan, Gökhan Yıkılkan

Türkiye / Dram-Gerilim / 40 Dk. (8 Bölüm)

Film notum:

2 YORUMLAR

  1. Teşekkür ediyorum. Evet, dizi hakkında çok farklı yorumlar yapıldı. Egrisiyle, doğrusuyla böyle yorumladım diziyi.Karşıliğini sizde bulmuş. Tekrar teşekkürler.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here