Okuma, sanıldığının aksine en zor eylem biçimlerinden birisi. Jorge Luis Borges’in çokça bilinen kitap okumanın aşık olmaktan veya seyahat etmekten aşağı kalan bir deneyim olmadığına dair sözleri bu bakımdan söylenenin karşılığı gibi. Ancak yazmak çok daha farklı bir deneyim. Hele öykü ya da roman yazarlığında, yeni bir dünya tasarımı ve kahraman oluşturulması ile yaratıcılığın en üst seviyesine yol alınır. Bu bakımdan ilkçağ filozoflarının yazar ve şairleri tanrısal bir kişilik olarak tasvirleri, yazının önemini göstermesi bakımından önemli. Ünlü roman yazarı Gustave Flaubert’in yazmayı bir yaşam biçimi olarak görmesini de daha insani bir cepheden bakma olarak görmek mümkün. Tüm bu nedenlerle yazar ve eserlerinin kahramanı arasındaki büyülü halin sanata yansıması kaçınılmazdı. Romanlar, öyküler ve masallar’da, yazarı ile kafasında kurduğu düşsel öğeleri, ama en çok da kahramanları arasındaki ilişki biçimini sorgulayan çokça farklı biçimli konuya denk geliriz. Örneğin, 2006 yapımı “Stranger Than Fiction” (Lütfen Beni Öldürme) filminde Harold isimli kişinin hayatının rotasını dikte eden yazarın sesi ile olan mücadelesi yer yer mizah yüklü olarak ele alınmıştı.

Serdar Gözelekli’nin yönettiği 2016 tarihli “Bünyamin” filminde de benzer bir tema ile karşı karşıyayız. Hayal (Görkem Yeltan) yazdığı eserleri toplumda karşılık bulmayan, üstelikte yazma eylemi çevresi tarafından boş bir meşgale olarak görülen bir yazardır. Filmin henüz ilk başlarında Hayal’in tam bir tutunamayan görünümü önümüze serilir. Ayrıldığı kocası, çocuğu, ev sahibesi sürekli bir iç ses halinde kendisini küçümseyen yaklaşım sergilerler. Evliliği beceremeyen, çocuğunu kendisinden uzaklaştıran, beş parasız kalan bir kişi olarak görülür çevresinde. Hayal, yayınevi ile kontrat imzalamasına karşın bir türlü romanına giriş bile yapamaz. Üstelik ev kirasını bile ödeyemeyecek durumdadır. Bu nedenle de garsonluk işine başlar. Diğer asıl kahramanımız olan ve filme de ismini veren Bünyamin (Serkan Ercan) ise işsiz, papağanı ile tam bir derbeder yaşantı içinde bulunan, bu yönleri ile Hayal’e de benzeyen biridir. Birgün filmin zaman zaman sığındığı absürd öğelerin yansıması olarak TV’deki “Şiddetin İzinde” proğramının kahramanları ile konuşurken telefonu çalar. Karşı taraftaki mekanik sesli kadın tarafından “Vay Yayıncılık” isimli bir şirket tarafından arandığı ve iş başvurusu için gelebileceği belirtilir.

Bünyamin her ne kadar böyle bir başvurusunun olmadığını söylese de, işe ihtiyacı bulunduğundan ertesi gün ne iş yapacağını ve adresini bile bilmediği şirkete gider. Yine filmin asıl absürd öğelerini belirginleştiren bir sıra tuhaf hadiselere denk gelmeye başlar. Sekreter, oje sürmüş ve telefon ahizesini Bünyamin’in tutmasını ister mesela, ya da Bünyamin mülâkat yapılmadan işe alınmıştır alınmasına, ancak ne kendisinin ne de diğer çalışanların ne iş yaptığını bilmez haldedir. Kendisine tam da bu sıralarda Deniz (Funda Güray) isimli güzel bir genel koordinatör yardımcı olur. Bir süre sonra Bünyamin, Deniz’e aşık olur ancak bu kez de karşısında Cenk (Deniz Karaoğlu) isimli patronunu bulur. O da Deniz’e çocukluktan beridir aşık olduğunu belirtir. Bu nedenle ilişkisi tam bir çıkmaz içindedir. Filmin başında Bünyamin ile Hayal karşılaşmışlardır. Bir anda odaya giren Bünyamin karşısında şaşkınlığa uğrayan Hayal, filmin sonlarında garip bir yazar kahraman ilişkisinin içinde kendisini bulacaktır. Üstelik çokta başarılı olmayan sürprizli bir sonla…

Absürdizmin kıyısında, ama tatmin etmekten uzak bir anlatım…

Sinemamızın genç kuşak yönetmenlerinden Serdar Gözelekli, “New York in New York”, “Muna”, “Durak” gibi filmleri ile bilinmekte daha çok. İkinci Yeni yapımı. TRT 2’nin sinema kuşağında bu hafta da gösterime girecek olan “Bünyamin” filmi, aslında TRT’nin TV sinema projelerinden birisi. Yönetmen bu filminde absürd kimi öğelere sırtını dayayarak yer yer özellikle filmin başında belirginleşen Amerikan komedi filmlerine benzer temaları işleyerek yol alıyor. Ancak absürd halin tam olarak sınırlarının çizilememesi filmin türüne ilişkin soru işaretleri yaratmakla kalmayıp, başarısını da gölgeliyor. Şirket içerisindeki aşk hikayesinin bir anda sona erdirilip olayın tamamıyla bir yazar/kahraman ilişkisine sıkıştırılması ve sorunlu sonuyla film aslında kimi yönleri ile benzer temalı filmler bulunsa da, ilginç olabilecek yapımı tam bir tatmin duygusu yaratmaksızın ekrandan sizi uzaklaştırıyor.

Üstelik Hayal’in oğlu ya da Hikmet Karagöz’ün canlandırdığı Tuna gibi karakterlerin film bittikten sonra tam bir anlam ifade edememesi ya da nezdimizde karşılık bulamaması aslında filmin senaryo açıkları ile metnin kafa karışıklığı içinde olduğu hissini uyandırıyor. Bu da ister istemez meram anlatmada bir sıkıntının olduğunun habercisi oluyor izleyenler açısından. Halbuki Bünyamin filmi ile tür arkadaşlığı olan 1988 tarihli Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Arkadaşım Şeytan” filmi, absürd anlatımın zorluklarının üstünden nisbeten başarı ile çıkmıştı. Filmin TV sineması olmasının etkisi de olmakla, biçimsel olarak da pek tatmin edici olmadığını belirtebiliriz. Müzik seçimleri de filmin absürd örgüsü ile çok da uyumlu değil ayrıca…

Hayal karakteri ile karşımıza çıkan Görkem Yeltan özellikle 2009 yapımı Mahmut Fazıl Coşkun’un “Uzak İhtimal” filmi ile isminden bahsettiren ödüllü bir oyuncu. Bu filmde de başarılı olduğunu belirtmemiz gerek. Hayal karakteri ile hayat karşısında tam bir tutanamayan hallerinde çok başarılı. “Gişe Memuru” filmi ile kendisinden özellikle söz ettiren Serkan Ercan ile Deniz karakteri ile Funda Güray da absürd halleri yansıtırken oyunculuk açığı vermeksizin rollerinin hakkını vermişler. Ve belirtmek gerekir ki, filmin oyuncu seçiminde iki sürpriz ile karşılaşıyoruz. Bunlardan ilki uzun aradan sonra emektar oyuncu Hikmet Karagöz’ü yeniden ekran başında görüyoruz. Bunun yanı sıra Flash TV’nin kült yapımlarından “Gerçek Kesit” proğramının “sarı bıyık” lakaplı Cahit Kaşıkçılar’ı da yine filmin sürprizlerinden saymamız mümkün…

Sinemamızın az görülür absürd öğeleri ile bezeli, ancak izleyenleri tam olarak memnun etmesi şüpheli filmi Bünyamin’i, TRT 2’de 5 Ağustos saat 21.00’de izleyebilirsiniz…

Yönetmen : Serdar Gözelekli

Sebaryo : Nurhan Elif Özer

Müzik : Gökce Kuran, Taner Tınaz

Oyuncular : Serkan Ercan, Görkem Yeltan, Funda Güray, Hikmet Karagöz, Deniz Karaoğlu, Kubilay Çamlıdağ, Sebahat Adalar, Cahit Kaşıkçılar

Türkiye / Fantazi-Komedi / 87 Dk.

ortakoltuk.com

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here