Anasayfa Film Eleştirisi ve Yorumlar Cebimdeki Yabancı

Cebimdeki Yabancı

3994
0

Cebimdeki Yabancı

TELEFONLARIMIZDA Kİ GİZLİ SIRLAR BİR ORTAYA DÖKÜLÜRSE!

Yönetmen: Serra Yılmaz/ Senaryo: Murat Dişli/ Görüntü: Gian Filippo Corticelli/ Müzik: Mithat Can Özer/  Oyuncular:Belçim Bilgin Erdoğan, Buğra Gülsoy, Şebnem Bozoklu, Leyla Lydia Tuğutlu, Çağlar Çorumlu, Serkan Altınorak, Şükrü Özyıldız/ BKM- Frigo Film- İmaj Yapımı.

   En ünlü ’dışardaki Türkler’in yıllardır başını çeken Fatih Akın ve Ferzan Özpetek’in son yapımlarının ayni hafta gösterime girmesi nasıl bir raslantı!…

   Gerçi Fatih’in filmi onun yönetmen damgasını taşıyor. Özpetek ise bu filmin sadece yapımcısı, yönetmense onun gözde oyuncusu Serra Yılmaz…Yine de raslantının şıklığına dikkat çekmek istedim.

   Özpetek’in BKM ortaklığıyla kotardığı film, 2016 yapımı İtalyan filmi Perfetti Sconosciuti’den uyarlanmış, Hem de galiba ‘mot-a-mot’ olarak (kelimesi kelimesine). Gerçi final değişmiş, bir de ‘kırmızı don’ esprisi bize farklı uyarlanmış. Ama bunun özgün bir yaratış olmadığı kesin.

   Ancak ilk filmi görmediğimize göre, biz bunu kendi sınırları içinde ele alabiliriz, almalıyız.

    Kahramanlarımız sanki yakın zamanın Sally Poter imzalı The Party- Parti filminden çıkmış gibi. Sahi, o filmin öyküsü de yedi kişi üzerinde dönmüyor muydu? Bu tarihsel, dinsel, mitolojik anlam ve anılarla yüklü sayı hep ve yeniden çıkageliyor!..

  Evet, o film nasıl birbirlerini tanıyan, sever gözüken ve hepsi biraz ‘entel takılan’ yedi kişinin bir kapalı mekan içinde birbirlerini yemeye başladıklarını gösteriyorsa, bu film de çok  benzer birşeyi yapıyor. Temel fark burada işin içine çağdaş teknolojinin girmesi.

     Artık kimsenin elinden düşürmediği ve kitlesel iletişimin neredeyse ana-akım alanı haline gelmiş olan cep telefonlarımız.  Ve onlarda önem sırası açısından zaman zaman birbirlerinden rol çalsalar da, şimdilik ön sahneyi paylaşan what’s up, twitter, facebook, instagram denen teknolojik alanlar.

Bu elbette kurnazca bir buluş. Bunlardan etkilenmeyen, bu sözcükleri hayatına sokmamış kaç kişi kaldı? Böylece üçü kadın yedi kişimiz, özel bir yemek için buluştukları gece, birinin önerisiyle telefonlarını o görkemli masanın üzerine koyuyorlar. Ve gelen her çağrıyı, her mesajı birlikte dinliyorlar. Özel hayatlarda açılan uzun, çok uzun bir aralık…

   Ve bu kadarı bile yetiyor. Sayısız gizin, gizli kalmış ilişkinin, cinselden duygusala uzanan ürpertici itirafların art arda ortalığa saçılmasına….Ortalık öylesine karışıyor ki, kırıkları bırakın onarmayı, toparlamak bile mümkün olmayacaktır.

  Filmi tüm ilginçliğine karşın biraz gerçek hayattan kopuk bir uslup denemesine, bir entelektüel egzersize benzetmek yanlış olmayabilir. Zaten Parti de öyle değil miydi?

   Ama onda özellikle İngiliz siyasetlerine ve Londra ‘intelligentsia’sına yönelik daha vahşi bir eleştiri vardı. Burada ise ne olsa o ‘Akdeniz güneşi’ işin içine giriyor: ister İtalya, ister Türkiye olsun…Ve herşey bir ölçü ısınıyor.

 Serra Yılmaz bu ilk filminde bu sıcaklığı yansıtan bir anlatım sağlamış. Gerek onun, gerekse Ferzan’ın yemek tutkuları bilindiğinde, o sofraların ve yemeklerin çekiciliği, giderek filmin dramatik yapısı içindeki rolleri şaşırtıcı değil.  Benim aklım ise en çok o kavun dolmasında kaldı!…

  Oyunculuklar ise tartışmasız çok iyi. Tüm kadınlar muhteşem ve kişilikli. Tüm erkekler güçlü ve onurlu: hatta eşcinselliklerini, filmdeki deyimiyle ‘totoşluklarını’ itiraf ettikleri zaman bile…Kolay iş değil!

  Demek ki özgün  bir yaratış olmasa da saygın ve sempatik bir film. Sezen Aksu’nun‘büyük dostu’ Özpetek’e verdiği İhtimal Ki şarkısı ve Mithat Can Özer’in müziği kulaklarımızı, Gian Filippo Corticelli’nin görüntüleri (özellikle o uzaktan görünen gece İstanbul’u) gözlerimizi okşuyor. Karar sizin!…

 

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here