1981 Almanya doğumlu Hüseyin Tabak, terörist/gerilla geçmişi nedeni ile Avusturya’ya sığınan babanın Kürt, annenin Türk olduğu bir ailenin yeni ülkelerine uyum göstermeye çalışırken yaşadığı sorunları sevimli bir çocuğun gözünden anlatan ilk uzun metrajlı filmi “Güzelliğin On Par’ Etmez” (2012) ile Antalya’da en iyi film dâhil, beş dalda ödül almış ve ortak yapımcısı Avusturya’da yılın filmi seçilmişti. 2017’de çektiği, Yılmaz Güney’in yaşamına odaklanan “Çirkin Kral Efsanesi”, Güney’in hayatı ve etkilemiş olduğu yakınları hakkında çok ilginç bilgiler verirken, Avrupa’da yaşayan bir Kürt yönetmen olarak Hüseyin Tabak’ın kendi kimliğini bulmaya da çalıştığı çok etkileyici bir belgeseldi.

2020 Avusturya Sinema Ödüllerinde En İyi Erkek Oyuncu (Tobias Moretti) | 2019 Tallinn En İyi Kadın Oyuncu (Alina Şerban) ve Ekümenik Jüri Ödülünü kazanan 2019 yapımı yeni filmi “Çingene Kraliçe / Gipsy Queen”, iki çocuğuna bakabilmek için izbe boks ringlerinde dövüşmek zorunda olan genç bir kadının hikâyesi.

Romanya’da evlilik dışı iki çocuk doğurduğu için baba evinden kovulan Ali, ülkeyi terk ederek Almanya’ya gider. Birkaç yıl sonra, 11 yaşındaki Esmeralda ve 5 yaşındaki Mateo ile Hamburg’da, genç Alman yıldız adayı Mary ile paylaştıkları küçük bir dairede yaşamaktadırlar. Aile içi yaşam sevgi ve neşe doludur ama, çetin yaşam şartları sebebiyle Ali bulabildiği her işe koşmak zorundadır. Hizmetçilikten temizlikçiliğe, hatta asbestli inşaatların yıkımın her türlü işte çalışan genç kadın, sömürülmeyi engelleyen gururlu ve öfkeli karakteriyle bulduğu her işte de tutunamamaktadır.

Hamburg’un yaygın yeraltı boks alt kültürünün önemli mekânlarından, bar – boks kulübü karışımı Ritze’de temizliğe gittiğinde, bodrumdaki ringin çekiciliğine kapılarak kum torbasını yumruklamaya başlayan Ali, onu izlemekte olan kulübün sahibi alkolik eski boksör Tekne’nin dikkatini çeker.

Bu vesileyle Ali’nin Romanya’dayken, “tüm Romanlara gurur versin diye” başarılı bir boksör olmak üzere babası tarafından eğitildiği ve yıllar önce gençler Avrupa boks şampiyonu olduğu, babasının onu belki ahlaki yönden ihanete uğradığı belki de kariyerini çöpe attığı için reddettiği ortaya çıkar. Tenne’nin desteği ile boks Ali için en azından biraz rahatlayacağı bir çıkış yolu oluşturur. Kulüpte tanıştığı ünlü bir boks antrenörünün, bir dünya şampiyonasına hazırladığı profesyonel kadın boksörü için idman yapma teklifini kabul etmesi, giderek bir kaza sonucu tüm dünyasının değişmesine neden olur. Ancak bu profesyonel başarı olasılığı, yaşamındaki birçok yeni sorunun su yüzüne çıkacağı yeni mücadelelerin başlangıcı olacaktır.

Yazar yönetmen Hüseyin Tabak, dördüncü uzun metrajında başkarakterinin anne ve göçmen yönlerini de irdeleyerek spor filmi geleneğine yeni bir boyut katarken, karmaşık toplumsal siyasal alt metin içeren psikolojik öğeleri de öyküsüne ustaca yedirir. Özellikle Ali’nin her sabah Romen erkeklerin arasında ancak karın doyuracak cılız işlerin peşinde koştuğu, bir otel yöneticisinin üç kuruşluk yevmiyesine tamah ettiği, okulda ırkçı kızların kızı Esme’ye zorbalık ettiği sahnelerle göçmenlik deneyiminin acıtıcı yüzünü başarıyla yansıtır. Öykünün toplumsal dokusunun paralelinde Tabak, izleyicisini, hazırlık çalışmalarından döğüşlere boks dünyasına fiziki olarak da sokar. Ve finalde, boks filmlerinin benzersiz enerjisiyle, soluk soluğa çekilmiş, zorlu, kanlı ve müthiş inandırıcı bir döğüş sahnesini ustalıkla kurgular.

Bu döğüş, Ali’nin sadece ringdeki rakibine değil, ona yükselebilme fırsatı vermeyen, aksine devamlı sömüren ırkçı bir topluma, aile içindeki sorunlarına, fukaralığın ve kanunların çocuklarını elinden alma olasılığına, ve de baskı altında tuttuğu ezikliğine ve kızgınlığına karşı çıkmaya mecbur olduğu hem fiziksel hem de metaforik bir savaştır. Ve Ali, insanlığını, saygınlığını, mesleğini ve hatta anneliğini kaybedebileceği bu savaşı kazanmak zorundadır…

Alina Şerban, siyah birer inciyi anımsatan kapkara gözleri ve güçlü yumruklarıyla, Ali’nin hem kırılganlığını hem saldırganlığını, neredeyse elle tutulabilir örtük öfkesini müthiş etkileyici bir şekilde aktarıyor. Öldüğünü haber aldığı babasıyla düşsel barışma ve buluşma sahnelerini dokunaklı, fakat dozunda bir duygusallıkla veriyor. Gedikli alman oyuncu Tobias Moretti, boks aşkının desteğiyle ayakta kalmaya çalışan yolunu kaybetmiş Tenne olarak Ali’nin hırçınlığını tatlı bit mizahla dengelerken, genç kadına destek olmanın kendisi için bir tür kefaret olduğunu da hissettiriyor.

Sonuçta, Rocky’lerin kolaycılığından olabildikçe uzak, hem toplumsal ve siyasi yönü güçlü, hem de türünün heyecan verici döğüş sahnelerini göz ardı etmeyen başarılı bir film.

13.06.2020’den itibaren 5 gün süreyle izlenebiliyor. Kaçırmayın derim.

Yazar : Erdoğan Mitrani

Yönetmen / Senaryo: Hüseyin Tabak

Görüntü Yönetmeni : Lukas Gnaiker

Müzik : Judit Varga

Oyuncular : Alina Serban, Tobias Moretti, Irina Kurbanova, Catrin Striebeck, Aleksandar Jovanovic, Katherina Behrens, Maureen Havlena, Anja Herden

Almanya-Avusturya / Spor-Dram / 117 Dk.

ortakoltuk.com
Film notum:

ortakoltuk.com

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here