Her Şey Her Yerde Aynı Anda / Everything Everywhere All at Once

ABD Yapımı 140 dakikalık Çin işkencesi

Bu hafta sonu vizyona girecek olan ”Her Şey Her Yerde Aynı Anda” oldukça bunaltıcı, sıkıcı bir yapım. Filmi izlerken zor bir bulmaca çözüyor hissine kapılıyorsunuz. Yönetmen koltuğuna oturan Daniel isimli iki yönetmen, yaşadığımız hayatın her versiyonunu paralel evrende, binlerce kez aynı süliette var olduğumuzu savunup, zor bir bulmaca gibi karışık bir şekilde anlatmaya çalışınca hikayenin üstesinden gelemeyip, saçmalamışlar.

Filme hoş vakit geçirmek için gidecek olan seyircilere uyarımdır! Genel bir kıyamete yaklaşmakta olan Dünya’nın bir şekilde kurtarılmasını anlatmaya çalışan yönetmenlerin anlatıda ki yeniliği, seyirci de heyecan uyandıracak olsa bile, beynini yormak istemeyen, çerezlik hikaye izlemek isteyen seyircileri, 140 dakikanın sonunda duygusal olarak tükenmişlik hissine sürükleyebilir. Kendilerini beyni yanmış, kafası kömürleşmiş, kulaklarından duman çıkarken, gözleri boş boş sellektör yaparken bulabilir. Benden söylemesi.

Evelyn (Michelle Yeoh), yıllar önce kocasıyla birlikte Çin’den Amerika’ya göç etmiş ve yeni bir hayata başlamıştır. Aile hayatı ve işiyle sıradan bir yaşam süren Evelyn, kendisini bir anda dünyayı kurtarması gereken çılgın bir maceranın içine sürüklenir. Yaşayabileceği alternatif yaşamlarla bağlantılı diğer paralel evrenleri keşfeden Evelyn, bu süreçte yaşadığı dünyayı kurtaracak tek gücün kendisi olduğunu öğrenir.

Düşünsenize, yaşadığınız dünya’da hizmetçisiniz ama paralel evrende oldukça zengin birisiniz. Ya da ünlü bir film artisti, bilim adamı, ses sanatçısı, ressam, hakim, savcı, öğretmen vs. vs. Binlerce ünvan ve konumda aynı silüette yaşıyorsunuz. Ve, kızınız, oğlunuz, eşiniz ile aynı problemlere dahil oluyorsunuz. Bu filmde de Evelyn’in genel sorunu kızı. Yaşadığı her evrende kızı Joy (Stephanie Hsu) ile problem yaşıyor. Bu, yönetmenler için ilginç bir yaklaşım olabilir ama benim için değil.

Daha önce izlediğimiz bilimkurgu filmlerinde hikaye anlatıcıları, yaratılan kaosu anlamdırırken, bu filmin iki yönetmeni anlattıkları hikayeyi komedi ve hızlı kurguya indirgeyip, üstüne üstlük kulak tırmalayan, baş ağrıtan oldukça kötü bir müzikle adeta tüy dikmişler.

Her Şey Her Yerde Aynı Anda filminin yönetmenleri, yaşamın oldukça sıkıcı ve bunaltıcı, aile yaşamlarının yanıltıcı olabileceğini, yaşadığımız Dünyanın ise herkes için adil  olmadığını kabul ediyor ve bu zorluklara beklenmedik bir iyimserlik duygusuyla karşılık veriyor. Yönetmenler, yarattıkları binlerce paralel evren arasında çılgınca dolaşırken değer verdiğimiz her şeyi yutmak için bekleyen paralel bir boyut, patlamaya hazır bir bomba gibi orada duruyor diyor. Diğer yandan, 10 kişilik küçük oyuncu kadrosu ile  yaşamını sürdüremeyenler de dahil olmak üzere çeşitli gerçekler arasında ayrım yapmayı biraz daha kolaylaştırıyorlar.

Oyunculara gelirsek, Dünyaca ünlü oyuncular Michelle Yeoh, Jamie Lee Curtis, James Hong ellerinden geleni yapmaya çalışmışlar ama sanki onlarda anlatılan hikayeye pek inanmamışlar. Jamie Lee Curtis, rol icabı kilolu, salaş görüntüsü ile benim bu filmde ne işim var der gibiydi. Senaryo ilginç ama kurgu oldukça yorucu. Görsel efektler tatminsiz. Boru sesini andıran müzikler ise berbat.

Sözün Özü : Sinemaya gidip bilimkurgu filmi izleyerek can sıkıntımı gidereyim, eğleneyim, hoş vakit geçireyim diye düşünüyorsanız ”Her Şey Her Yerde Aynı Anda” filmini pas geçip diğer seçenekleri değerlendiriniz. Ben bulmaca çözmeye meraklıyım, bu tür karışık beyin yakan filmleri severim diyorsanız buyurun perde sizin.

Yönetmen / Senaryo : Daniel Scheinert, Daniel Kwan

Görüntü Yönetmeni : Larkin Seiple

Kurgu : Paul Rogers

Müzik : Son Lux

Oyuncular : Michelle Yeoh, Jamie Lee Curtis, Stephanie Hsu, Ke Huy Quan, James Hong, Andy Lee, Anthony Molinari, Jenny Slate, Harry Shum Jr., Audrey Wasilewski, Peter Banifaz, Pablo Ramos

ABD / Bilimkurgu-Aksiyon-Macera-Komedi / 132 Dk.

Film notum:
İLEHer Şey Her Yerde Aynı Anda
KAYNAKHer Şey Her Yerde Aynı Anda
Önceki yazıKoudelka – Aynı Nehirden Geçmek
Sonraki yazıKomplo

1 YORUM

  1. Filmimi beğenmemenizi anlayabilirim, zevkler ve renkler tartışılmaz. Ancak filmin konusunu bu kadar anlamamanız, aslında Joy’un günümüz gençlerinin, sırf gençlerin de değil bu kadar hızlı ilerleyen bir çağda herkesin hissettiği her çaresizliği aynı anda hissetmesi nedeniyle bir nevi boğulduğunu ve yardım çığlığı attığını nasıl gözden kaçırdınız hayret ediyorum doğrusu. Özellikle Türkiye’de yaşayan biri olarak örnek verdiğimdeki gibi birçok alt metini kaçırmanız inanılmaz. Her şeyi geçtim, müzikler berbat demişsiniz fakat filmde sahnelerin hızına bağlı olarak klasik müzik ve efektin çarpıcılığıyla aynı notada olan ve aksiyon sahnesinin etkisini katlayan baslar var. Görsel efektleri yermeniz de çok üzücü, bu tarz yenilikçi efektleri dünyaca ünlü, Marvel filmlerini önümüze sunan özel efekt yapımcısı VFX’deki çalışanlar bile hayranlıkla izlediklerini ve bu filmden ileriki çalışmalarında örnek alacaklarını belirtti. Bilemiyorum, yazınıza ve fikirlerinize saygım sonsuz ancak bu kadar sevgi ve emekle yapılan, şimdiden “kült” kategorisine alınmış bir sanat ürününe “çin işkencesi” demeniz oldukça ayıp kaçıyor. Konuyla ilgili de diyeceğim şu ki ya siz hayatı çok toz pembe yaşıyorsunuz ya da aynanın ötesine geçmeyi beceremiyorsunuz.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz