Johnny English Tekrar İş Başında

YENİ TEKNOLOJİ KARŞISINDA ESKİ USUL YÖNTEMLER İŞE YARAR MI?

Filmin yönetmen koltuğuna, 1967 Kuzey İrlanda doğumlu ”Backstabber (2011)” filmi ile yönetmenliğe adım atan ”A Midsummer Night’s Dream (2016)” ile kendini kanıtlamaya ve  ”Johnny English Tekrar İş Başında” ile yerini sağlamlaştırmaya çalışan Dvid Kerr oturmuş. İlk iki filmi ile izleyiciyi tatmin edemeyen yönetmen bu üçüncü filmi ile seyircinin gönlünü kazanmayı hedefliyor. Bana göre bunu da büyük ölçüde başarmış.

Johnny English Tekrar İş Başında, bir komedi-aksiyon-macera filmi. Bir siber saldırı sonucu aktif durumda olan tüm İngiliz devlet ajanları deşifre olunca hükümet, emekli olmuş eski ajanı Johnny English’i, olayları çözüp, bu işin arkasındaki hacker’ı bulması için yeniden göreve çağırıyor. Emeklilik günlerini boş geçirmeyen Johnny English, özel bir okulda çocuklara kamuflaj sanatını ve diğer casus teknikleri dersi vermektedir. Daveti alan English, görevi kabul eder ama yeni teknolojiye ayak uyduramaz. Johnny English, siber saldırıyı kimin yaptığını bulmak için eski usul ajan tekniklerine başvurur. Bu durum ise emekli ajanın komik durumlara düşmesine neden olur..

 

Johnny English Tekrar İş Başında, komik konseptler ve çarpıcı mekanlar eşliğinde baştan sonuna kadar oldukça keyifli, sıkılmadan izlenebilen bir yapım. Seyircinin isteği de bu değil mi zaten. Seyirci, komedi filmini tercih ettiyse istediğini gülerek, eğlenerek alıyor. Hemde tadında ve kararında bir aksiyon ile..

Filmin senaryosunun en beğendiğim yanı ise karakterlerin yüzeysel olarak geçmeden seyirciye iyi tanıtılarak, komedi temposunun kararında ve tatlı bir üslupla verilmesi. Bazı filmlerde bunu göremiyoruz ne yazık ki.. Hemen her ajan filminde kullanılan özel üretim kalemler, çeşitli etkileri olan değişik renkte ki haplar, ilginç içecek kokteylleri, bir fincan çay, farklı marifetleri olan saç tokaları bu filmde de kullanılmış.

Filmde, ajan English’in uyuyamadığı bir gecede uyumak için değişik işlevi olan haplardan bir tanesini yanlışlıkla içmesi sonucu enerji patlaması yaşaması ve müzik eşliğinde beyaz çeketi ile pistlerde en hızlı dansları yapması beni çok güldürdü. Ayrıca, araştırma yapacağı gemiye kaçak olarak dışarıdan mıknatıslı manyetik ayakkabıları ile girmeye çalışırken geminin mutfağında bulunan tencere, kaşık ve çatalların hareket edip yer değiştirme sahnesi de  bir hayli komikti.

Filmin senaryosunu, kamerasını, kurgusunu ve oyunculuklarını beğendim. Johnny English rolünde Rowan Atkinson, ajan Ophalia rolünde Olga Kurylenko ve English’in yardımcısı Bough rolünde Ben Miller oldukça iyiler. Başbakan rolünde Emma Thompson ve hacker Jason rolünde Jake Lacy’de diğerlerine ayak uydurmaya çalışmışlar.

Sözün özü : Komedi filmlerini seviyorsanız ve Johnny English takipçisi iseniz bu oldukça eğlenceli, zeki fikirlere sahip, özgün mizahlarla süslü 3.cü filmi de seveceğinizi düşünüyorum. Hafta sonu tercihiniz komedi ise bu filmi kaçırmamanızı tavsiye ediyorum. İyi seyirler.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here