Kerr

Mükerrer Bir Döngü…

Bilindiği üzere Türkiye’nin Oscar macerası maalesef pek de parlak sayılmaz. Son yıllarda Semih Kaplanoğlu yapımları ile şeytanın bacağı bir türlü kırılamamıştı. Şu ana kadar aslında Cannes, Venedik ve Berlin gibi festivallerden ödülle dönen yapımlarımıza rağmen Akademi Ödülleri’ne uzanan herhangi bir yerli film başarımız olmadı. 1990 yapımı Xavier Koller’in yönettiği “Umuda Yolculuk” filminin senaryosu Feride Çiçekoğlu’na, oyuncuları ise Nur Sürer, Necmettin Çobanoğlu ve Yaman Okay gibi “bizden” isimlerden oluşmasına karşın yapım bilindiği üzere İsviçre adına yarışmaya katıldı ve o yılın yabancı dilde en iyi film dalında Akademi Ödülünü almıştı.

2023 yılında yapılacak yarışmada ülkemizi temsil edecek “Kerr”, yönetmen Tayfun Pirselimoğlu’nun romanından uyarlanma bir film ve 2017 yılında benim de Adana Altın Koza Film Festivali’nde izleme imkânı bulduğum “Yol Kenarı” filminin bir bakıma devamı olarak görülebilecek özellikte. Yani Pirselimoğlu’nun çokça mesele ettiği “tekinsizlik”, “mekânsızlık” ve “kasaba boğuculuğu”nun bir devamı niteliğinde. Ana kahraman, donuk yüzlü Can (Erdem Şenocak), babasının cenazesi için kasabaya geldiğinde bir cinayete tanıklık eder. Ancak bu cinayet üzerine tüm bürokratik mercilere yaptığı müracaatı başta olmak üzere babasını tanıyan kimi kasaba ahalisine kadar herkes kendisine mesafeli davranmaktadır. Gittikçe işin içinden çıkılmayan ve aynı döngüde dönüp duran bir sıkışmışlıkla sorduğu sorular aynı tekrarlarla cevaplanır. Ve bu aşina durumlarla yani tekrarlarla nerede ise artık nefes alamaz hale gelir.

Filmin ismi olan “Kerr” zaten mükerrer, tekrar eden kelimesinden gelen bir anlama sahip. Sürekli kendisini tekrar etme bir süre sonra çürümeye de yol açıcı olabiliyor. Bu çürüme tüm ilişkilerde kendisini gösteriyor. Artık en bariz olağanüstülükler mesela cinayetler, ölümler, hastalıklar garipsenemez hale gelmekte. Ve bu soruların cevapları da bir arayış olmadığından bulunamamakta da. Pirselimoğlu’nun bir röportajında da belirttiği üzere bir takıntıdan öte determenist tarafın artık kendi içerisinde erimesi haline denk bir durum ortaya çıkıyor. Aslında bireyci ve biraz da bencilce görülebilecek Pirselimoğlu’nun bu sinema yaklaşımı esasında toplumsal meselelere bile teşmil edilecek bir kayıtsızlığa da işaret ediyor.

Soru sor ama cevabını alma. Ya da sorularına ancak soru ile karşılık bul. Çünkü yönetmenin Evrensel Gazetesi’ne verdiği bir röportajında da belirttiği üzere, “…İçinde bulunduğumuz dünyanın bu halinde çıkışsız kalma, sıkıntılarımız, derinleşen huzursuzluklarımızla, kaybettiğimiz anlamlarla, aptallıklarımızla, buharlaşan izanlarımızla velhasıl bugüne, yarına dair her şeyimizle ilgili” tüm bu kısır döngü…

Ülkemizin Oscar Adayı Filmi…

Tayfun Pirselimoğlu sadece sinema sanatı ile ilgili birisi değil. Sanatçının romanları, hatta kısa bir süre önce İstanbul Consept Gallery’de sergilenen resim çalışmaları da var. Filmlerinin kuvveti tam da buradan ortaya çıkıyor. Metinler, iyi resim tekniklerine vakıf olmakla birlikte iyi mekân kullanımını da doğruyor. Bunda Pirselimoğlu ile önceki filmlerde de beraber çalışan ve yönetmenin tekinsiz dünyaya ait renklerine uygun bir görünümü izleyene sunan görüntü yönetmeni Andreas Sinanos ve sanat yönetmeni Natali Yeres’in emekleri de çok fazla. Tıpkı İskandinav Sineması gibi donuk tipler üzerinden yaşamları gayet olağan yaşanıyor hissi yaratan ama aslında izleyene tuhaf gelen bir dünya yaratıyorlar.

Yönetmen bunu yaparken oyuncu tercihleri de genelde çoğumuzun aşina olduğu yüzlerden farklı tipler oluyor. Can karakteri ile Erdem Şenocak, kısa bir rolle Jale Arıkan, yine edebi yönü de bulunan Rıza Akın, komedyen yönleri ile bildiğimiz Gafur Uzuner ve Sinan Bengier de alışıldık görünümünden farklı bir hale bürünüyorlar. Ayrıca belirtelim ki, filmin yapısına uygun iyi bir müzik tercihi de var karşımızda. Saksafon ile açılışı yapılan film sürekli tekrarlanan ve bir yerlerde ortaya çıkan melodisi ile mükerrer ruh haline destek veriyor. Şunu da belirtelim, “Kerr” bol ödüllü bir film, 2022 yılı İstanbul ve Antalya Film Festivalleri olmak üzere birçok önemli ödülün de sahibi.

Film, Akademi Ödülleri’nde ülkemiz adına yarışacak olması nedeni ile yeniden sinemalarda gösterime giriyor. Aramızda izlemeyenimiz varsa filmin bazı kişilere sıkıcı gelebilecek yönlerine karşın izlenmeyi sonuna kadar hak ettiğini ve önemsenmesi gereken bir yapım olduğunu belirtelim ve son olarak da akademiye uygun bir film olup olmadığı tartışmasından bağımsız olarak da bol şanslar dileyelim…

Yönetmen : Tayfun Pirselimoğlu

Senaryo : Tayfun Pirselimoğlu, Ali Aga

Görüntü Yönetmeni : Andreas Sinanos

Kurgu : Ali Aga

Müzik : Nikos Kypourgos

Oyuncular : Erdem Şenocak, Jale Arıkan, Rıza Akın, Gafur Uzuner, Sinan Bengier, Melih Düzenli, Ali Seçkiner Alıcı, Muttalip Müjdeci, Tansu Biçer, Başak Koyuncuoğlu

Türkiye-Yunanistan-Fransa / Gerilim-Dram / 101 Dk.

Film notum:
İLEKerr
KAYNAKKerr
Önceki yazıArthur Rambo
Sonraki yazıTekrar

1 YORUM

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz