Sonic’in hızına yetişemiyoruz!

Kirpi Sonic’ hatırlanacağı üzere, Sega şirketi tarafından ilk defa 1991 yılında piyasaya sürülmüş, sonraki senelerde de tabii ki yenilenerek çok dikkat çekmiş, oldukça ünlenmiş ve muhtemelen bilgisayar oyunları meraklılarının hafızalarında iz bırakmış bir oyun ve onun kahramanıydı.

Bu ‘kirpi’ kahramanının sevimli hali, inanılmaz hızı ve çevikliği, onun ‘kayboluş’ hikayesini tempolu bir yolculuk hikayesiyle süslemek ve bütün bunların üstüne filmin ‘kötü’ karakterini ünlü oyuncu Jim Carrey’e emanet etmek, daha çok çocuk seyircilere hitap eden, eğlenceli bir macera filmi yaratmak için gerekli öğeleri barındırıyor gibi duruyor.

Ancak bizce bütün bu ‘elverişli’ öğelere rağmen, başkahraman Sonic’i insanüstü becerisi ve biraz ‘yalnız’ yönü dışında hiç tanıtmamak, Jim Carrey dışında diğer oyuncuların biraz ‘aksesuar’ gibi durması ve hikayedeki mizahın tam yerine oturmaması ve giderek ‘vodvilesk’ (vaudvillesque)bir kıvama gelmesi filme kapılmamızı biraz zorluyor ve karakterlerle duygusal bir bağ kurmamızın önünü kesiyor…

Kirpi Sonic, çocuk yaşta kendi dünyasında tehlike altında olduğu için, ona kol kanat geren bir baykuşun verdiği sihirli yüzüklerle boyut atlayarak Dünyamıza gelir. Bizim dünyamızda kendince bir yuva ve huzur bulduğu halde oldukça yalnızdır. Yaşadığı Green Hiils kasabasında şeriflik yapan Tom Wachowski ile tanışan Sonic, bir ara düşürdüğü sihirli yüzükleri bulmak için San Francisco’ya doğru yola çıkar. Ancak bu yolculuk sırasında, peşinde onu yakalamak ve kullanmak için arayan kötü bilim adamı Dr Eggman ve tehlikeli robotları vardır..

Yönetmen, ünlü bir oyun kahramanını filminin merkezine koymak, tek başına ilgi çekmeye yeterliymiş gibi bir yol izliyor. Kuşkusuz başarılı bir teknikle yaratılmış bu sevimli kahraman ve onun süper özelliklerini izlemek belli bir zevk veriyor. Ancak yönetmen sanki bunun yanında hikayeye renk ve zenginlik katacak yan karakterleri, sürpriz olayları ve ana karakterin ‘değişimi’ gibi birçok şeyi ‘es geçmiş’ gibi duruyor. Kuşkusuz Jim Carrey’in canlandırdığı deli Dr Eggman’nın ortaya çıktığı sekanslarda filmin çıtası biraz yükseliyor ve tempo artıyor ancak filmin diğer karakterlerden ve senaryodan ‘minimum’ bir katkı görmesi biraz ‘yerinde sayan’ bir yapım izliyormuş izlenimi uyandırıyor. Sanki her oyuncu asgari düzeyde oynayıp, basmakalıp karakterlerini gösterip sahneyi filmin asıl yıldızı Carrey’e bırakıp, köşelerine çekiliyor.

Hikayede ‘tutarsızlık’ da, senaryoya katkı verenlere hiç sorun çıkarmamış gibi duruyor. Sonic gibi doğaüstü bir varlığı gören insanların ‘orta halli’ bir şaşırma tepkisi vermesini kabul etsek bile başkarakterlerin hiçbir önlem almadan en tehlikeli işlere soyunmaları, nerdeyse şuursuzca yaptıkları seçimler ve didaktik bir şekilde üstlendikleri sorumluluk oldukça ‘bayat’, hiçbir ‘yaratıcılık’ emaresini göstermeyen, senaryosunun sırtını sadece Star bir oyuncuya dayamış bir yapım izlenimini kuvvetlendiriyor. Bu şekilde başkarakter Tom’un büyük şehirde polis olma isteği, sevgilisiyle olan hassas ilişkisi veya devletin yardım almak için biraz ‘başıboş’ ve çılgın bir bilim adamından yardım istemesi gibi konuları hızlıca rafa kaldıran hikaye, büyük ölçüde bir kaçma-kovalama hikayesi sunuyor.

Başkarakteri Sonic’i gibi dijital bir şekilde yaratılmış bir filmden çok büyük ölçüde bir duygusal yoğunluk ve derin bir karakter analizi beklemeyiz ama yine başkarakterin hikayenin başından sonuna kadar nerdeyse bir ‘tık’ değişmemesi de bizce bir eksiklik… Sadece en başta hissettiği ‘yalnızlık’ duygusunu biraz onaran ‘Sonic’ daha çok inanılmaz koşularıyla ve bazen etrafı birbirine katan çevikliğiyle göz boyamaya çalışıyor. Ancak bu süper ‘hız’ gücünü başta X-Men’ler olmak üzere birçok filmde daha önce gördüğümüz için pek şaşırdığımız veya etkilendiğimiz söylenemez…

Başta da değindiğimiz gibi filmin tabii ki en iddaalı öğesi Jim Carrey gibi bir oyuncunun varlığı.. Bazen tek başına bile bir filmi sürükleyebilecek kapasitede olan oyuncu, kendisinden beklediğimiz ama yine de eğlenceli olan bir komik ‘kötü’ adam portresi çiziyor. Her ne kadar bu filme biraz renk katsa da (aslında dramatik rollerde de çok başarılı olabilen) Jim Carrey biraz ‘otomatik pilot’a geçmiş gibi oynuyor ve bu ‘abartılı’ performans bir süre sonra yormaya başlıyor. Diğer oyuncular ise sanki bizim gibi onun performansını izliyorlar…

Kirpi Sonic, bizce çocuk seyirciler için yapıldığını düşünsek bile pek hedefini tutturan bir film değil… Teknik açıdan başarısız olmasa da bahsettiğimiz açılardan boşluklar veren ortalama bir yapım. Tabii ki Kirpi Sonic hayranları ve çocuklar izlemek isteyebilirler ama bizce beklentiyi pek yükseltmemek gerekir…

Yönetmen : Jeff Fowler

Senaryo : Patrick Casey, Joshue Miller

Görüntü Yönetmeni : Stephen F. Windon

Müzik : Junkie XL

Oyuncular : Jim Carrey, James Marsden, Lee Majdoub, Tika Sumpter, Adam Pally, Leanne Lapp, Neal McDonough, Debs Howard, Elfina Luk

ABD-Japonya / Macera-Aile / 98 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here