Öğretmenler Odası / Das Lehrerzimmer

TAVİZSİZ BİR OKUL DRAMASI

Tavizsiz bir okul draması olan yapım, başlangıçta bazı sinsi ve rahatsız edici gerçekleri ele alıp, izleyiciyi isyan ettiren bir melodrama dönüşüyor. Gergin sosyal öyküsüyle “Öğretmenler Odası”, idealleriyle eğitim sisteminin aksaklıkları arasında kalan iyi niyetli bir ortaokul öğretmeninin öyküsü. Film, eğitim hayatı, öğrenci – öğretmen ilişkileri, uyum, isyan, ırkçılık, idealler gibi zorlu temaların hakkını veriyor.

OrtaKoltuk Puanı:

 

ALMANYA’NIN OSCAR ADAYI

30. Adana Altın Koza Film Festivali’nden benim için “keşif” sayılacak filmlerin başında Türk -Alman yönetmen İlker Çatak’ın “Öğretmenler Odası / Das Lehrerzimmer”i oldu. Prömiyerini 2 ödül kazandığı son Berlin Film Festivalinin Panorama Bölümünde yapan film Almanya’nın Oscar adayı seçildi. En İyi Film dalında Alman Film Ödülünün sahibi olan “Öğretmenler Odası”, yönetmen, kadın oyuncu, senaryo ve kurgu kategorilerinde de ödül kazandı.

İlker Çatak dinamik mizanseniyle, aksiyonu ön planda tutan, gerilimi hiç düşmeyen, baştan sona eksilmeyen bir ilgiyle izlenen, sürükleyici 93 dakikasında bir saniyeyi, bir kareyi boşa harcamayan sinema diliyle övgüyü hak ediyor. İlker Çatak’ın Johannes Duncker ile birlikte yazdığı senaryo, ilk başta önemsiz gibi gözüken küçük bir olayın, okul ve okul sisteminin kusurlarını ortaya çıkaran bir dizi sonuca yol açtığını, Asghar Farhadi’nin filmlerini akla getiren bir üslupla, titizlikle gözlere seriyor. İlker Çatak dengeli ve usra işi mizanseniyle, olay örgüsü iyi örülmüş bu senaryodan düşündürücü bir film yapmış.

SİNSİ VE RAHATSIZ EDİCİ GERÇEKLER

Tavizsiz bir okul draması olan yapım, başlangıçta bazı sinsi ve rahatsız edici gerçekleri ele alıp, izleyiciyi isyan ettiren bir melodrama dönüşüyor. Gergin sosyal öyküsüyle “Öğretmenler Odası”, idealleriyle eğitim sisteminin aksaklıkları arasında kalan iyi niyetli bir ortaokul öğretmeninin öyküsü. Film, eğitim hayatı, öğrenci – öğretmen ilişkileri, uyum, isyan, ırkçılık, idealler gibi zorlu temaların hakkını veriyor.

Film matematik ve beden öğretmeni olarak ilk işine başlayan bekar, idealist bir öğretmen olan Carla Nowak’ın (Leonie Benesch) öğrencileriyle yaşadığı gerilimi anlatıyor. Sınıfta ufak tefek hırsızlık olaylarının ardından, Carla meselenin temeline kendi başına inmeye karar verir. Carla, öfkeli ebeveynler, inatçı meslektaşları ve saldırgan öğrenciler arasında arabuluculuk yapmaya çalışır; ancak okul sisteminin yapılarıyla acımasızca karşı karşıya gelir. Her şeyi doğru yapmaya ne kadar umutsuzca çalışsa da, genç öğretmen olayların aleyhine gelişmesiyle müşkül durumda kalır.

Irkçı bir ihbarın ardından yapılan aramada, bir Türk ailesinin çocuğunun cüzdanından çıkan çok miktarda paranın, ebeveynlerinin bir bilgisayar oyunu satın almak için verdiği hediye olduğu ortaya çıkınca, okul idaresi aileden özür dilemek durumunda kalır. Ancak daha sonra Carla kendi çantasındaki bir miktar paranın kaybolduğunu görür ve gizlice dizüstü bilgisayarını öğretmenler odasına koyarak, aldığı görüntülerden hırsızın Carla’nın sınıfında oğlu olan Kuhn adlı personelin çantasını karıştırdığını tespit eder. Gizlice görüntü almak kanunsuz olsa da okul yönetimi personel kadını okuldan uzaklaştırır.

Annesi işten uzaklaştırılan erkek öğrencinin Carla’ya şikayetini geri alması için yaptığı talebin geri çevrilmesi bir seri dramatik olayın başlangıcı olur. Tüm sınıf arkadaşlarını ikna edip hepsini Carla’nın düşmanı yapar. Meslektaşları itibarı yerle bir olan Carla’ya dayanışma göstereceği yerde, onu disiplinsizlik ve profesyonellikten uzak olmakla suçlarlar. Carla bir anda korkunç bir komplonun ortasında kendini terkedilmiş bulur. Olayın derinine inmeye karar veren Carla, idealleriyle sistem arasında sıkışmış kalır. Eylemlerinin sonuçları, onun kariyerini yerle bir etme tehlikesiyle karşı karşıya bırakır. Carla’nın gerçeği arayış çabası, onu sinirli ailelerin, inatçı iş arkadaşlarının ve agresif öğrencilerin odağı haline getirir.

ÖĞRETMEN VE OKUL FİLMLERİ

Öğrencilerin öğretmenlerine karşı isyan bayrağı açıp kendisine hayatı zehir etme konusunda örnek olarak gösterilecek film, 2008 Cannes Film Festivali Altın Palmiye Ödüllü “Sınıf / Entre Les Murs”dür. François Bégaudeau’nun yaşanmış hikayesinin anı kitabından, yazar, yönetmen Laurent Cantet ve Robin Campillo’nun müştereken yazdıkları senaryo, Paris’te bir lisede farklı ırklardan gelen disiplinsiz öğrencileriyle uğraşmak durumunda kalan bir öğretmeni odağına alıyordu. Fransa’ya 21 yıl aradan sonra Altın Palmiye’yi getiren filmde öğretmeni bizzat François Bégaudeau canlandırıyordu.

Aralarında Berlin Film Festivali Panorama bölümü FİPRESCİ En İyi Film Ödülünün de bulunduğu 30 ödül kazanan, Fikret Karahan’ın “Okul Tıraşı” (2021) Anadolu’da ilkokul öğretmenliği yapan yönetmenin yaşanmışlık kokan anılarına dayanan bir filmdi. Gerçekçi öğretmen karakterleri tahlilleri yapan, öğretmenler arasındaki ilişkileri çok iyi tahlil eden “Okul Tıraşı”, karla kaplı bir coğrafyada geçen konusuyla öğretici bir filmdi. Aynı durumda olan, ilkokul öğretmenliği yaptığı yıllarda sürekli not tutan Akın Aksu, yılın en çok konuşulan filmi N. B. Ceylan’ın “Kuru Otlar Üstüne” projesinin başlama vuruşunu yapan senaryo yazarı oldu. Film yine karlı bir köyün ilkokulunda öğretmenine aşık olan bir genç kızın kendisine yazdığı mektubun okul idaresinin eline geçmesinden sonra, öğretmenine cinsel taciz iftirasını ve ardından gelişen olayları anlatıyor.

Öğretmen hikayeleri anlatan unutulmaz bir film Peter Weir başyapıtı “Ölü Ozanlar Derneği / Dead Poets Society”dir (1989). En İyi Senaryo Ödüllü filmde Robin Williams unutulmaz bir öğretmen performansına imza atmıştı. Sinemanın yine efsanevi bir öğretmeni, “Sevgili Öğretmenim / To Sir With Love”daki (1967), Londra’nın kenar br mahalle okulu öğretmenini canlandıran Sidney Poittier idi.

“Öğretmenler Odası”na dönecek olursak, yaratıcısı İlker Çatak 1984’te İstanbulda doğan, Berlin’de sinema eğitimi alan bir yönetmen, senaryo yazarı ve yapımcı. Kısa filmlerinin ardında 3 uzun metrajlı filmi var; “Öğretmenler Odası” 4. filmi. Filmin hemen hemen her sahnesinde gözüken, yükünü omuzlarında taşıyan Alman aktris Leonie Benesh olağanüstü performansıyla yönetmen Çatak’a destek veriyor. Hamburg doğumlu 32 yaşındaki TV ve sinema oyuncusu 30’a yakın filmde rol aldı. Leonie Benesh’i “The Crown” dizisinin 3 bölümünde izledik.

Yönetmen : İlker Çatak

Senaryo : İlker Çatak, Johannes Duncker

Görüntü Yönetmeni : Judith Kaufmann

Kurgu : Gesa Jäger

Müzik : Marvin Miller

Oyuncular : Leonie Benesch, Michael Klammer, Rafael Stachowiak, Anne-Kathrin Gummich, Eva Löbau, Kathrin Wehlisch, Sarah Bauerett, Leo Stettnisch, Oscar Zickur, Antonia Küpper, Elsa Krieger, Can Rodenbostel, Vincent Stachowiak, Padmé Hamdemir, Lisa Marie Trense

Almanya / Dram / 94 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz