Ramayana : Efsanenin Doğuşu / Ramayana: Rise of a Legend

ERDEMLİ YOL KADİM HİNT EFSANESİ İLE KARŞIMIZDA

İyi ile kötünün mücadelesi ve çıkılan erdemli yol bu kez kadim Hint efsanesiyle karşınızda. İyinin peşinde olsak da Yash faktörüyle kötünün reytingi  daha yüksek  görünüyor. Sonuç olarak Hint sinemasının görsel şovunun zamanı gelmişti. Benim izlediğim salon keyifli dağıldı, bakalım siz ne diyeceksiniz?

OrtaKoltuk Puanı:

 

10 yıllık bir alt yapı çalışmasıyla Namit Malhotra‘nın yapımcılığında Nitesh Tivari‘nin yönetmenliğindeki binlerce yıllık Ramayana dünya sinemasının bugün ulaştığı Odessey, Dune gibi filmlerin yanında sönük kalmayacak kendini kanıtlamış, teknik özelliklere haiz bir hint filmi olarak beyazperdede….

Başta söyleyelim film Bolywood niteliklerinin en önemlisi olan hintçe izleme arzumuza uymuyor. İngilizce dublajla yetinmemiz istenmiş. Dünya pazarında anlaşılır kılınmak için tercih edildiği açıkça ortada. Epik bir kaynaktan bu kadar büyük görsel şölen oluşturulmuşsa, izleyicilerin alt yazı ile uğraşıp bir şeyler kaçırmaması için ingilizce verilmesi anlayışla karşılanabilir. Ve bu daha birinci bölümü, destanın devam filmi için 2028 tarihi veriliyor.

Ramayana  nerdeyse 2700 yıl öncesine ait, Milattan önce 4 .7. yüzyıllar arasında  geçtiği kabul edilen hint kültürü ve mitolojisinde çok büyük yeri olan bir destana yaslanmış olarak sinemada yerini buluyor. Hint sinemasının her yönüyle, batı kitlelerine yönelmesinin ürünü 500 milyon dolarlık bütçeyi gerektirmiş.

Kral Dasaratha nın oğlu Ram’ı varis olarak göstermesi, üç eşinden dört oğlu olan kralın bir başka kadından olan oğlunun annesinin ısrarıyla Ram’in tahttan uzaklaştırılması, eşi Sita ve sadık kardeşi Laksmania ile vahşi bir ormandaki 14 yıllık sürgün yaşamı her şeyi alt edip, kendi kaderini yazmaya karar vererek tahtına sahip çıkmak üzere geri dönmesini konu ediniyor.

Ramayana Hintlilerin “tamam zamanı geldi, elimizi taşın altına koyup dünyaya batının anladığı manada açılabilmek için iyi bir çıkışımız, nedenimiz olmalı” diyerek nerdeyse 10 yıllık altyapı ile hazırlanmış. Yapımcı Namit Malhotra inançlı, köklerine bağlı daha küçücükten evinin garajında hayal ettiği şirketini kurmuş bir adam. Neredeyse tanrısal özelliklere sahipmişçesine sevilen lord Ram karakteri üzerinden dünyaya dharma ile ilgili ne kadar değerli mesaj varsa ulaştırmak istiyorlar. Sinema alanında, kendi sınırlarını aşarak hintlilerin özlerini korumak ama dünyada da varolmak için böyle iddialı bir yapıma ihtiyaçları vardı. Hintlilere göre, Odyssey nasıl yola çıkan, olgunlaşan, dönen bir kahramansa RAM’ın da en az onun kadar bilinirliği olmalı…Mitolojik kahramanların ortak döngüsü, evrensel arketiplerin hemen pek çoğunda benzerdir ve bu yaşamın özünü, doğasını anlayabilmek, hayatı anlamlandırabilmek için şarttır.

Ramayana’yı bireysel bir serüven gibi izlersek, hazin bir aile çalkantısı, romantik bir eş hikayesi, mutlulugu bozan dış güçler, iktidar mücadelesi sıradanlaşır… Filme ders çalışarak gidin demiyorum ama Asya halklarının erdemli yol arayışları karma gibi eylem sonuç kavramları üzerine düşüneceksiniz ya da bu konularla asgari düzeyde ilgileniyorsanız, bilgelerin de, kahramanların da, hatta sıradan insanların da  hangi dil, din ırk da olursa olsan anlam arayışına şahit olacaksınız. Bilgelerin, krallardan bile üstün olan guruların sözlerini hafızaya kazımaya çalışırken, ışın kılıçlı, uçan kaçan savaşçılar, dev sahneler, çoğunun dijital olduğunu anlasanız bile etkileyici olacak…

Ramayana küresel gişe başarısından daha çok, kültürün dünyaya tanıtılmasıyla ilgili bir arayışın içinde görünüyor. Binlerce yıllık destan birinci bölüm notuyla izleyiciyle buluşurken dikkatimi çeken destana adını veren Ram’ın aslında kötü karakter olan  Ravana karşısındaki sönüklüğü. Daha doğrusu Ram rolündeki Ranbir Kapoor yıldızlığını çoktan kanıtlamış olmasına rağmen Ravana rolundeki Yash karşısında cidden çökmüş. Bence bu ilk bölümün adı RAVANAYANA olabilirdi. Hikayenin örgüsünde başlangıcın aslında müzikle, sanatla ugraşırken, halkının uğradığı zulüm yüzünden annesi tarafından öç almak üzere yetiştirilen ve kendi yolculuğunda yaşadığı değişim de hiç destanı bilmeyen birisi özellikle filmin ilk yarım saatinde Yash’ı RAM zannedebilirdi.

Yash son derece samimi, özgüvenli bir oyuncu. Gerçek adı Naveen Kumar Gowda olan Yash canlandırdığı Ravana bir yana kendi yolculuğunda da zorlu eşikleri atlamış bir aktör. Otobüs şoförü babasının gayretleri, bölge tiyatrolarındaki çabaları, setlerde çaycılık yaparak tam anlamıyla çekirdekten gelerek kendini yetiştirmiş ve yıllar süren olgunlaşma çabası sonunda Monster Mind Creations şirketini kurarak yapımcı Namit Malhotraya bile Ramayana‘da yapımcı ortaklardan biri olmuş. Ravana’nın  karakteri defoları, sakatlıklarıyla aslında Ram’dan daha olağan… Annesi prenses Kalkesinin Asuraların başına gelenlerle mücadele edemeyince oğlu Ravana’nın tanrılar tarafından kutsanma yolculuğuna çıkışı uçurumun yanında kök salışı, Brahma meditasyonu, bahsedilen yerin altı, yeryüzü ve gökyüzü olmak üzere üç dünyada da kefareti ödeyerek tanrılardan ölümsüzlük istemesine rağmen, Brahmanın her canlı ölümü tadacaktır deyişi her dinde insanın ilahi olan karşısında konumu değil midir?

Ravana güçleri elde ettiğindeki kibir keskin sirke etkisi gibidir… Ram gibi kendini teslim edebilen, affeden, seven,  tamahkar son dakikalara kadar kaderine teslim olan pozitif karakterin karşısında daha kusurlu olan ama kötü olmayı seçişinin ağırlıgında, sınırları zorlayan Ravana belki de üç binden fazla versiyonu olan destan da hiç bu filmdeki kadar değer bulmamıştı… Bu yüzden sadece kendi ülkesinin sınırları içinde bile izleyicisini cezbedecektir.

 Filmin süresine gelince, son derece tempolu, zaman zaman Ram –Sita tanışma evlilik sahnelerinde Boolywood esintili diyalogların, bakışmaların 45 dakikalık kesintisine rağmen iki buçuk saati aşan süre sinema salonundasınız. Bu efsaneyi dijital dünyalarla, büyük ölçekli sahnelerle hazırlamak DNEG ve Re-define stüdyolarının sorumluluğuna verilmiş. Günümüzde bu ölçekte iddialı filmlerde bütün atmosfer dijital efektlerle gerçek çekimlerin iç içe geçtiği bir anlayış içinde. Ramayana da efsaneninin bilinirliği nedeniyle çok güçlü, akışkan, kimin kazanacağını bildiğiniz savaş sahneleri olmasına rağmen çok çekici bir görsel düzen var. Durun nefes alayım derken, boolywoodvari romantik aşk ve aile diyalogları, Ram’ın göz süzüşleri, ağır oyunu tempoyu yavaşlatmaya fırsat tanıyor. Fakat ne kadar oldurmaya çalışsalarda, Dünya standartlarında, büyük bütçeyle iddialıyız deseler de kabugundan çıkmış Hint filminde dijital imkanların aşırı kullanımı biraz yoruyor. Hiç değilse Hindistan’ın o güzel eşsiz bahçeleri için stüdyodan çıkılmalıydı.

Ve  müzik meselesi bir o kadar ön planda. Ramayana , saatlerce dinlenebilecek, çekici bir müzik altyapısına sahip. Gladyatör, İnception gibi filmlerin unutulmaz müziklerini hafızamıza kazıyan Hans Zimmer bir çok başyapıtın unutulmazlığına katkı yaptığı gibi sonunda Hint müziğiyle kendi müziğini harmanladığında  nirvanaya ulaşıyor. Üstelik bestecinin ortak çalıştığı meslekdaşı oscar ve grammy ödüllü A.C Rahman olunca rol caption akarken bile koltuğa çakılı kalıyorsunuz. Zimmer yapımcı Namit Malhotra ile ilk kez bir araya geldiğinde sunum dosyasını bile incelemeden kabul etmiş işbirliğini. Bence filmi güçlü kılan bu özellik, doğu batı arasında müzik yoluyla ciddi bir bağ kuruyor. Açıkçası Ravana’nın ne kadar kötü bir karakter olsa da bu müzikle yaptığı savaş dansı hafızamdan hiç gitmeyecek gibi. Bir de kuşların kralı Jataya’nın Sita’yı kurtarmak isterken hazin ölümü.. Ram’ın daha küçücük bir çocukken neden kader bu kadar farklı. Tarlalarda çocuklar çalışırken, ben sarayda uyuyorum sorgulaması hafızalarda yer edecek.

Baş karakterlerden Sita (Sai Pallavi) yani Ram’ın deli gibi aşık olduğu eşi, kılıç kullanan, sadık, cesur toprak ananın kızıdır. Gerçek yaşamında büyük anne babasının bir tanrıça olarak seslendiklerini, yanlış hareketinde bir tanrıça olsaydın böyle yapmazdın dediklerini bir röportajında anlatmış. Sai Pallavi de Hindu Dinine sıkı sıkıya bağlı ve dünyaya ögretilerinin yansıtılmasına tuzu olmasından huzurlu. Tüm tanıtımlarda rolün uhrevi yönünden söz ederken, Kapoor ve Yash tarafından bu yönüyle ön planda tutuluyor.

Çıkılan yolculuk da Ram’ın en büyük destekçisi, destanda kardeşliğin timsali laksmania sadık, fedakar kardeş olarak filmin omurgasında kimi zaman espri katarak önemli yer tutuyor. Hint televizyon dünyasının iyi tanıdığı Ravi Dubey, variety‘ye Hint kültürünün dünyaya tanıtılması sırasında kendi tabiriyle “sulandırılmasına” gerek olmadığını söylemiş. Belki de Ranbir Kapoor‘un donuk olarak ifade edilen rol anlayışını da “sade bir şekilde” efsanevi kahramanı canlandırma çizgisinden şaşmamak olarak yorumlayabiliriz.

İyi ile kötünün mücadelesi ve çıkılan erdemli yol bu kez kadim Hint efsanesiyle karşınızda. İyinin peşinde olsak da Yash faktörüyle kötünün reytingi  daha yüksek  görünüyor. Sonuç olarak Hint sinemasının görsel şovunun zamanı gelmişti. Benim izlediğim salon keyifli dağıldı, bakalım siz ne diyeceksiniz?

Yönetmen : Nitesh Tiwari

Senaryo : Shridhar Raghavan, Nitesh Tiwari

Görüntü Yönetmeni : Pankaj Kumar, Mahesh Limaye

Kurgu : William Hoy, Huzefa Lokhandwala

Müzik : Hans Zimmer, A.R. Rahman

Oyuncular : Ranbir Kapoor, Yash, Sai Pallavi, Ravi Dubey, Sunny Deol, Kajal Aggarwal, Arun Govil, Indire Krishnan, Lara Dutta, Rakul Preet Singh, Sheeba Chaddha

Hindistan / Aksiyon-Macera-Epik-Dram / 150 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz