Şapkalı Kedi / The Cat In The Hat
Özgüveni hayli yüksek sevimli bir kedi
Animasyon, hayal dünyasını anlatmanın en etkili yolu olduğuna göre filmdeki üçüncü evren de çocukların hayal dünyaları olacaktır. Üstelik annelerinin de bir zamanlar çocuk olduğunu unutmamak gerek. Bu üç evren arasında, zamanı geriye sarma saatinin metaforik konumunun da izini sürerek, filmi izliyorsunuz.
İşlerin çığrından çıktığı bazen de çıkması gerektiği bir anda, yaşamak, gülmek ve sevmek üzerine düşünerek ailecek izlenecek sıcak bir animasyon sizi bekliyor..
Benim için Dr. Seuss, 2012 yapımı turuncu bıyıklı, orman koruyucusu Lorax demek. Yakın çevrem tarafından delilik boyutunda bilinen ağaç sevgisini pekiştirmek için çocuklarımı küçük yaşta tanıştırdığım Dr. Seuss imzalı Lorax sadece çocukların değil, benim de kahramanımdı. Aynı zamanda okullarda da doğa sevgisini yerleştirmek için yapılmış iyi bir seçimdi. Ve bence dr Seuss kitaplarının en kıymetli animasyonuydu.
Şimdi Lorax’ı bir kenara koyalım bizim şapkalı kedinin peşine düşelim. Hal böyle olunca, neyle karşılaşacağınız konusunda size garanti veremem, her türlü sürprize açık olmanız gerekir en çok da kuralları bozma konusunda, özgüveni hayli yüksek bir kediyle yola çıktıysanız, kaloriferin yanında yastığında pofuduk uyuklayan kedileri bir kenara bırakmanız gerek. Karşımızda bütün kurallar çiğnenmek içindir mantığıyla hareket eden yakışıklı bir kedi var.
Şapkalı kedi uyarlama bir dijital animasyon… Dr. seuss, yani Thedor Seuss Geisel‘in 1957’de yayımlanan “The Cat in the Hat” adlı eserinden uyarlanmış. Warner Bros stüdyolarında hayata geçmiş eğlence mutluluk odaklı, muzır bir kediyi merkezine almış. Orijinal eserin varoluş hikayesi de ilginç. Okuma sevgisi oluşturmak için yola çıkılırken, karmaşık örgüden uzak durulmaya çalışılmış. Olabildiğince yalın bir eser… Hatta filmin diyaloglarındaki tekerleme benzeri kelimeler de birkaç yerde dikkat çekiyor! Çocukların kullandığı 200 civarında temel sözcükten başka kelime kullanılmamış, cat ve hat kelimelerin kafiyesinden güç alarak ismine kavuşan bir eser..
1957 de kitap da yaratılan orijinal dünyadaki kediyi tıpatıp kullanmışlar. İnce, uzun, siyah beyaz tüylü, kırmızı beyaz şapka ve evrenden evrene kırmızı beyaz geçiş çizgileri korunmuş… Hani bizim şu sıcak sahil kasabalarının çelimsiz kedilerinin tiplemesi gibi. Neden tombul bir sarı kedi yerine siyah beyaz renklerin seçildiği gayet açık , grafik ve animasyonda netlik sergileniyor böylece.
Filmin konusu olarak evlerinden taşındıkları için üzüntü ve gerginlikler içinde yeni hayatlarına alışmak da zorlanan iki çocuğun neşelendirilmesi görevini bir kedinin üstlenmesi üzerine gelişen olaylar anlatılıyor. Başlangıçta seyircilerin dikkatini çeken kedinin kırmızı muzip renklerle çocukların dünyasına “kendi evreninden“ girerken, siyah beyaz çevrenin hatta çocukların yavaş yavaş görüntülerinin renklenmesi.. Böylece bir kedinin insanın dünyasını nasıl değiştirebileceğini ilk kez renklerle deneyimliyorsunuz. Daha sonra pek çok kez, visual world transitions tekniği uygulanacak üç ayrı evrenin geçişleriyle aksiyon gelişecek. Ve ortalık alabildiğine karışırken, orijinal eserdeki Seuss kompozisyonlarının asıl hallerindeki düzenin kaosu, mesela eşyaların kalabalıklaşarak evrenin ve karakterlerin çizgilerinin eğilip bükülmesi gibi özellikleri 3D olarak da korunmuş… Orijinal çizginin hayat bulmuş hali gibi yani.
Dr. seuss un babası onun prof olmasını görememiş olabilir ama yirminci yüzyılın illustrasyon, animasyon dünyasında bu kadar büyük iz bırakmış olması onu zaten meselenin en üst mertebesine ulaştırıyor. Seuss gibi bir yazar, çizerin hayatta olup da hayal gücünün kağıttan nasıl taştığını görmesini isterdim.
Bir Warner Bros filmi olan Şapkalı Kediyi sevilen oyuncu Murat Cemcir‘in seslendirmesi çok yerinde bir seçim olmuş. Zaten, Cemcir’de kendi sosyal medyasında “ilk defa seslendirme yaptığım için ayrı, kedi olduğu için ayrı heyecan” diye yazmış.. Zaman zaman müzik sesinin yüksekliği seslendirmeyi bastırmış olması takibi biraz zorlaştırmış olsa da Cemcir’in uyumu ve kedinin karakterine kattığı değer tartışılmaz. Seslendirme de çok iyi olduğumuz zaten malumunuz.
Yönetmenliğini Alessandro Carloni ve Erica Rivinoja’nin yaptığı Şapkalı kedi aslında üç ayrı evren arasında geçişlerden oluşan bir dijital animasyon. Oldukça kalabalık rol caption listesiyle yaratılan filmde bu ev değiştirme meselesi yüzünden en büyük sıkıntıyı duyan uyumsuz abla Gabby (Çağıl Özdemir) ve daha umutlu ablasıyla güzel günler yaşayacağına inanan evcil hayvanı -ki filmde kilit noktada bir yerde aksiyon alacak- japon balığı Waffles’a (Alper Yakıcı) bağlı Sebastian’ın (Ali Salih) gerçek dünyaları seyirciye kendini emin hissedeceği bir başlangıç vaad ediyor.. Sadece çocukların değil yetişkinlerinde yaşamlarında evlerini yurtlarını değiştirmek, hele istemeden taşınmak büyük travma olabilir. Alışık olduğunuz dünyanın dışına çıkmak güvenli alanın terkedilmesidir ve kolay atlatılmayan bir durumdur.
Yazar Dr.Seuss’un dolayısıyla çizmeli kedimizin insanlara mutluluk verebilmek den daha çok kendini eğlendirmeyi başardığı kural tanımazlığının ön plana çıktığı ve tam da orijinal eserin yansıdığı çocukların daha çok ilgisini çekecek kedinin evrenini görerek, ilham ve imgeler işletme idaresi limited şirketinde yaşananlara tanık oluyoruz. Düşünsenize insan kaynakları sizi hele patronla aynı anda görüşmeye davet etse gerçek dünyada şöyle bir dizleriniz titrer. Çünki onda dokuz iyi bir haber almak için sizi davet etmezler. Her ne kadar bizim kedimiz bunu eğlenceli bulsa da çok defa eğlenceli haber almazsınız. İşinizden olursunuz. Burada da bizim sevimlimizin son bir şansı vardır.
Patron Bay Hogeboom (Sinan Divrik), dersini alması ve kedinin sihirli şapkasını koruyabilmesi için malzeme odasında zamanı geriye döndüren saatin olduğu konumu art niyetli bir tavırla verir . Nasılsa meraklı, kural tanımaz kedi oraya gidip, başını derde sokacak ve işinden olacaktır. Patronun amacı budur.. Tüm zamanların gerçek dünyada en çok moral yükselten kedisi, pek çok tahribatın da müsebbidir… Duygu ölçer – fiyaskoölçer dengesi çizmeli kedinin aleyhine bozulmuştur. insanları neşelendirebilmek için kullandığı malzemeleri geri getirmeyince patron öfkelenir tabii.. İnsan kaynakları müdiresi ve kedimize güvenen Sherry’nin (Berna Başer) konumu hakkındaki sürprizi açıklarsam kesinlikle spoiler olur. Bu evren daha çok yetişkinlerin aşina oldugu hiyerarşi, torpil gibi konuları içerdiği için çocuklarıyla izlemeye gelen yetişkinlerin de ilgisini çekebilir.
Animasyon, hayal dünyasını anlatmanın en etkili yolu olduğuna göre filmdeki üçüncü evren de çocukların hayal dünyaları olacaktır. Üstelik annelerinin de bir zamanlar çocuk olduğunu unutmamak gerek. Bu üç evren arasında, zamanı geriye sarma saatinin metaforik konumunun da izini sürerek, filmi izliyorsunuz.
Bu noktada sadece ikincisinin ortada olmadığı ve sebebininde yine spoiler olmasın diye veremediğim şekilde Thing’ler -ki sayıları bilr hayli fazladır- tıpkı animasyon dünyasının kültlerinden minionlar gibi bir gün kendi filmlerine kavuşacaklarını açıkca duyurarak izleyiciyi komik vücut dilleri, mavi saçları ve sevimlilikleriyle etkiliyorlar. İçimden keşke birbirlerini bu kadar tokatlamasalar diye geçti de neyse… Dediğim gibi aslında çok basit bir dille insani olan ne varsa anlatılıyor. “Elimizde bir şey var mı?, elimiz de her şey var..”
Amaç her zaman yaşamak, gülmek ve sevmek olmalı.. Bu öğretiyi ev hayvanlarına şiddetle karşı çıkan, apartmana katı kurallar koyan ev sahibine karşı balık Waffles’ın mesajında bulurken gidip evdeki evcil dostunuza sarılasınız geliyor. Apartmanın sessiz bir başka sakininin evinde bir at bile beslediğini gören seyirciler mutlu oluyor.
Kötülerin neden kötü olduklarını merak etmez misiniz? mesela zamanı geriye çalan saati elde edebilmek için herkesi yok etmek isteyen canavar neden o hale gelmiştir? Çocukların dünyasında kötünün neden kötü olduğunun yanıtını bulmak için şapkalı kedi iyi bir seçim olabilir.dahası her şey hatta kötülük bile göründüğü gibi midir? Canavarları kimler yaratır? Filmin tam da beklediğimiz gibi bir SON seremonisi var.. Yapımcı firma Warner Bros buraya gösterimdeki ülke için muzip bir imza atmış. Devam filminin de sinyali bizzat kedinin ağzından zikrediliyor. Tabii mavi saçlı kırmızı şirin Thing”lerin de serileri olacak ..
En çok etkilendiğim ve yetişkinlerin kalbine dokunacak kısmı atlamayalım. Bir anne nin kıymetli eşyalarını sakladığı kutunun içinde ne olabilir diye düşünmeyin… Pek çogumuz bu konuda birbirimize benzeriz. Evet belki elektroniklerin, dolapların kurulum kağıtları gibi gereksiz biriktirmelerimiz olmuştur ama bir annenin hazinesi çocuklarının ilk yaratımları değil midir? Hatta makarna bebeklerine kadar… Yetişkin olunca çocukların gözünde renklerimizi yitirmiş gibi görünsek de Gabby ve Sebastian ın annesi gibi resim müzik gibi yaratıcı alanlarla ilgimiz olmuştur. Çocuklar bunu gördüklerinde şu soruyu sorarlar… “anneler de havalı olabiliyor mu?” Ve o annenin yaşamından da kural tanımaz şapkalı kedi geçmiş olabilir ve acaba anne Carmen (Oya Prosçiler) yeni hayatında huzurevindeki insanları eğlendirmek için nasıl hemşire olmayı seçmiştir?
Düşünün bakalım, çocukluğun evreninden ayrılmadan önce neler biriktirdiniz, kendi çocuklarınız için neleri değiştirmeyi denediniz?
Unutmadan animasyona hayat veren Türk seslerin yönetmeni Murat Şenol ve şarkıların vokal yönetmeni Begüm Günceler Göker’i ve ekibini de kutlamak gerek.. Saran dijital studios iyi iş çıkarmış..
İşlerin çığrından çıktığı bazen de çıkması gerektiği bir anda, yaşamak, gülmek ve sevmek üzerine düşünerek ailecek izlenecek sıcak bir animasyon sizi bekliyor..
Yönetmen / Senaryo : Alessandro Carloni, Erica Rivinoja
Kurgu : Dan Molina
Müzik : Lorne Balfe
Seslendirme Oyuncuları : Murat Cemcir, Çağıl Özdemir, Alper Yakıcı, Ali Salih, Sinan Divrik, Berna Başer, Oya Prosçiler
ABD / Animasyon-Aile-Komedi / 114 Dk.














