Sendikal güç yenilmez!

Görüntünün gücü

Tam da bugünlerde gündeme getirilen kıdem tazminatı sürecinde işçilere (tabii, sendikalara da) yol gösterecek, belirleyici bir film. İzlenmeli. Bu bir savaş gerçekten… Yaşam savaşı.

Althusser mi diyordu, “Kapitalist sistem, varlığını devam ettirebilmek için üst düzey yöneticilerden yeni bir sınıf yaratmıştır”. Düşünsel yaşamın üretimi ve gelişmesinde egemen ideoloji sadece yönetici sınıfın inandığı fikirler kümesi değildir; buradan yola çıkarsak karşısındakini kendi çıkarlarının da doğrultusunda ezmek/yok etmektir.

Birilerinin omuzları üzerinden, sürekli hareketli kamera ile baştan sona yakın plan filmin bize tıpkı bir haber kamerası izlenimi verdiğini, bunun da izleyiciyi somut gerçeklikle karşı karşıya bıraktığı duygusunu baştan söyleyeyim… Öyle ki işçilerin eyleminde siz de onlarla berabersiniz. O duygu sarıp sarmalıyor sizi…

Kâr daha çok kâr için daha çok sömürü

Stéphane Brizé’nin 2018’de yönettiği At War (Savaşta) filmi, günümüzde koronavirüs sorunuyla kendini iyiden iyiye belli eden (Gezi Direnişi sırasında “Kapitalizm gölgesinden yararlanmadığı ağacı keser” sözüyle hepimizin belleğine nakşedilmişti) işverenin kendi çıkarları için “kâr, daha çok kâr için daha çok sömürü” anlayışını bırakmayacağını anlatıyor. Adına bakıp da savaş filmi sanmayın, anlatılan yaşam savaşı, hak mücadelesi.

Tek yol grev!

İki yıl önce, bir Alman grubuna bağlı, otomotiv tedarikçisi, 1100 çalışanı olan bir fabrika, üst düzey yöneticilere ve işçilere şirket karşılığında tasarruf sağlamak için bir ücret kesintisi kabul etmelerini isteyen ve en azından ileriki beş yıl içinde işlerini korumaya söz verdiği bir anlaşma imzaladı. Ancak kapanma kararı alan şirketin sözcüsüne karşı çıkan işçiler işlerini (bağlı olarak ailelerinin de yaşamını) kurtarmaya çalışıyorlar.

Kopmayagörsün…

İşçi temsilcileri -ki aralarında farklı sendikadan da temsilci vardır- belgelerle fabrikanın kazançlı olduğunu, hissedarların zarar etmediklerini açıklar. Yukarıda dedik ya, “kâr, daha çok kâr için daha çok sömürü” anlayışındaki patronaj, özel sektörün dilediğince davranabilmesini de destekleyen yasalarla yerel mahkemeden karar da çıkartır. İşçilerin araya soktuğu cumhurbaşkanının yardımcısı hukukun üstünlüğünden dem vurarak kendilerine güvenen işçileri yarı yolda bırakır. İki ayı aşkın grevdeki işçilerin dayanma gücü tükenirken patron yeni bir hamleyle fabrikada örgütlü bulunan (aç kalmaktansa çalışalım mantığındaki) diğer sendika, grev kırıcılığı yapar. Patronaj aynı davranışla yine yalanlar söyleyerek fabrikayı kapatmak, hatta satmak istediğini açıklar. İşçiler, kâr eden fabrikanın sırf direnişi kırmak amaçlı satışa çıkarıldığını belirtir… Yine aynı şirketin bir diğer fabrikasındaki işçileri yanlarına çeker ve o fabrikada da direniş başlatır.

Kendi gücüne güven

İşçi sınıfı, kâr etmekten başka hiçbir şey düşünmeyen vicdansız sermaye karşısında dik durmalıdır. Sendika liderleri, toplantılarda her ne kadar sorunları giderseler de işçiler arasında çelişkiler insanların direnme gücünü engeller. Sendikaların, yani işçilerin mücadele silahları çok zayıf ve çok azdır. Polis ve yasalar da patronajdan yanadır. İşçinin kendi gücüne güvenmekten başka sığınağı yoktur.

Yüzmüş yüzmüş kuyruğuna gelmiş de diyebileceğimiz direniş, sarı sendikanın grevi kırmasıyla işçilerin kendi güçlerine güvenmelerinin zorunlu olduğunu bir kez daha belgeler. Üst düzey yönetici sınıfı, patronajın çıkarları için her türlü şeyi yapar.

Yakın planlarla süren, sıkışmışlık (gerçekten de iki arada bir derede kalmış işçilerin ve işçi önderlerinin çözümsüzlüğü belirgin) hissi veren filmi pürdikkat, nefes almadan izliyor ve “kapalı kapılar ardında” dönen dolapların neler olabileceğini, işçilerin haklarının verilmemesi için neler yapıldığını, polisin haksız ve hadsiz tavrının patrondan (buna da bağlı olarak egemen erkten) yana olduğunu görüyorsunuz.

Yönetmen : Stéphane Brizé

Senaryo : Stéphane Brizé, Olivier Gorce

Görüntü Yönetmeni : Eric Dumont

Müzik : Bertrand Blessing

Oyuncular : Vincent Lindon, Mélanie Rover, Jacques Borderie, David Rey, Olivier Lemaire, Isabelle Rufin, Bruno Bourthol, Sébastien Vamelle, Jean-Noël Tronc, Valérie Lamond

Fransa / Dram / 113 Dk.

ortakoltuk.com
ortakoltuk.com

ortakoltuk.com

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here