“Sevdiğim Tüm Erkeklere : Şimdi ve Sonsuza Dek” (To All the Boys : Always and Forever) filmi, Z kuşağının uzaktan çekilmiş bir fotoğrafı…

Gündelik hayatta  ağrısız, acısız ; sadece kendi yaşamlarına odaklanmış birkaç gencin lise dönemi aşk serüvenleri…

Açıkça belirtmem gerekir ki X kuşağı olarak çok zor izlediğim bir filmdi, hakkında hiçbir şey okumadan seyretmeye başladığımda ilk izlenimim “bu bir sinema değil, dizi olmuş” düşüncesi idi; meğer 3 bölümlük film serisi imiş; yine bunun  bir kitap uyarlaması olduğu tahminim doğru çıktı. Eleştiri yazmak için izlemeye katlandığım filmde yararlı, işe yarar bir şeyler bulmaya çalıştım. Dolayısıyla Z kuşağından olan kızım ile karşılaştırarak  yazmaya değer birkaç şey buldum. Aynı zamanda kendi ergenliğimle de karşılaştırmak  eleştiriye canlılık katar diye düşündüm. 

Jenny Han’in aynı adlı romanından uyarlanan Netflix gençlik filminin 3. bölümü  12 Şubatta gösterime girdi. Muhtemelen gençlerin ilgisini çekecek ve seyredeceklerdir.  Herşeyden önce onları zorlayacak, ruhunu sıkıştıracak, ergenlik bunalımlarını hatırlatacak bir film değil. Bu bakımdan kendilerinden uzaklaşıp, tatlı bir aşk hikayesiyle 14 Şubat Sevgililer Gününü de bu filmle anlamlandıracaklardır belki.

Anneleri ölmüş sevimli ve anlayışlı babaları Doktor Covey  (John Corbett)  ile yaşayan; biri başka şehirde okuyan üç kızın  hikayeleri. Margot (Janel Parrish), Lara Jean (Lana Condor) ve Kitty (Anna Cathcart) mutlu kızlar tablosunu sadece  aşk çerçevesine yerleştirmek yazarına edebi bir değer katmadığı gibi; kitabı  filme uyarlayan yönetmen Susan Johnson’a da sinemasal bir değer katmadığı açık. Ana karakter Lara Jean ortaokul yıllarında yazdığı aşk mektuplarının  doğru adresini bulmaya çalışırken aşkı sorgulaması sonucunda gerçek aşkının Peter (Noah Centineo) olduğuna karar verir ve uzun soluklu bir aşk serüveninin adımlarını atarken New York’ta üniversite kazanmasıyla araya giren 5000 km’lik  mesafenin bu aşka ne gibi etkileri olacağını bilmemekle beraber; en azından yazılan aşk mektuplarıyla mesafenin en güzel yanını keşfedebileceklerini düşünür…

Biz Z kuşağına dönelim;

Odaları çok dağınıktır; özellikle kızların makyaj malzemeleri ve ojeleri masalarının tüm yüzeyini kaplar; duvarları  resimler ve küçük tablolarla doludur, odaya girdiğinizde karmaşanın adeta yüzünüze çarptığını görürsünüz, ancak içerideki karmaşa dışarıya yansımaz pek; dirayetlidirler, beceriklidirler, tuttukları işi koparırlar.

Özgürlüklerine düşkün, biraz da umursamazdırlar…

Film bunları yansıtabilmiş; ancak ergenliğin sancılarından zerrece söz etmemiş.

Z kuşağının genellikle anneleri babaları ayrıdır. Bu durumun ergenlerin ruhunu nasıl etkilediğini pek hissedemiyoruz; sadece Peter’in  kendisine sahip çıkmayan babasına ufak bir tepkisini görüyoruz.

Kendi ergenliğimle karşılaştırdığım zaman ise uzaktan yakından pek bağlantı kuramadım. Özellikle aşk konusunda bu kadar anlayışlı ebeveynler bizim zamanımızda kesinlikle yoktu. Bizi “aşk”ın çok büyük ayıp olduğunu inandırarak büyüttüler, onlardan önce biz kendimize aşkı yasakladık.  Dolayısıyla ergenlik aşklarımızı içimizde yaşadık, içimizde bitirdik. Kendi adıma ortaokul aşkımı içimde tam 5 yıl taşıdığımı, bunun benden başka (ilgi duyduğum kişi de dahil ) hiç kimsenin haberi olmadan sessizce yaşayıp içimde büyüttüğümü, çook yıllar sonra onun izlerine rastladığımda ise hayallerimin çok altında bir insan olduğunu anladığımda 5 yılıma üzüldüğümü, hem de çevremde pervane olan onca ergene rağmen hiçbirini görmeyen gözlerime kızdığımı söyleyebilirim… 

Çok şey değişti tabii, şu anda ben de anlayışlı bir ebeveynim. 

Bu filmi 15-20 yaş aralığında olanlar izleyebilir, onlar için bir şeyler ifade edebilir. Filmin ilk bölümü, 2019 yılında MTV’den “En İyi Öpüşme Sahnesi” ve “En İyi Çıkış Yapan Oyuncu Ödülü” de aldığını göz önüne alırsak  anlamlı gelebilir. 

Her ne kadar Peter’i ve çöpçatan küçük kız kardeş Kitty’i sevimli bulsam da (Kitty sevdiği oğlan Harry Potter’ı sevmiyor diye ayrılmaya kalkmıştı) ve araya küçük dozlarda serpiştirilmiş Edgar Allen Poe’nun  o güzelim “Annabella” şiiri, Jane Austen‘in “Aşk ve Gurur”  kitabı ile görüntü verilse de biz almayalım, üstü kalsın…

Ama 14 Şubat’a filmin  ve kitabın notunu düşelim:

Seni hala seviyorum

Şimdi ve sonsuza dek…

Yönetmen : Michael Fimognari

Senaryo : Katie Lovejoy

Görüntü Yönetmeni : Michael Fimognari 

Kurgu : Michelle Harrison, Joe Klotz, Tamara Meem

Müzik : Joe Wong

Oyuncular : Lana Condor, Noah Centineo, Lisa Durupt, C. Ernst Harth, Linda Ko, Madeleine Arthur, Emilija Baranac, Sarayu Blue, Danielle Brokopp

ABD / Komedi-Romantik-Gençlik / 109 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here