Upgrade

Yönetim ve senaryo: Leigh Whannel  / Görüntü: Stefan Duscio  / Müzik: Jed Palmer  / Oyuncular: Logan Marshall-Green, Melanie Vallejo, Betty Gabriel, Steve Danielsen, Harrison Gilbertson, Benedict Hardie, Abby Craden, Richard Cawthorne  / Avustralya filmi. 

TEKNOLOJİNİN ESİRİ OLDUĞUMUZ GÜNLERE DOĞRU..

Uzaklardan, taa Avustralya’dan gelme bir fütürist fantezi. Yani bir bilim-kurgusal masal. Çok ciddiye alınacak yanı yok; ama yeterince oyalayıcı olduğu ve rahatça izlendiği söylenebilir.

Evleri ve arabalarıyla günümüzden gözüken, hatta Amerikan taşrası olduğuna yemin edebileceğimiz bir dekorda başlıyor film. Çok uyumlu ve birbirine iyice aşık duran Grey ve Asha Trace çiftini tanıyoruz. Üst düzeydeki teknolojik merakları ve uğraşları; tümüyle çağdaş teknikle donatılmış lüks evleri; son model arabalarıyla…

Sonra felaketler başlıyor. Mutlu çift otoyolda kendi kendisini kullanan şoförsüz arabalarıyla belli bir yere gider ve arka koltukta alem yaparken, birden araba zivaneden çıkıyor, tam tersi yöne gidiyor ve kentin en berbat semtinde bir grup silahlı serserinin ortasına düşüyor. Çıkan hengamede kadın ölüyor, adamsa ağır biçimde yaralanıyor.

Ve işin içine gizemli Eron giriyor: yerin altındaki yine süper-teknolojik evinde dünyayı yönetme deneyleri yapan, gencecik bir Leonardo Di Caprio’vari bebek yüzü taşıyan bir adam…Ve Grey’i tedavi etmek için, bedenine Stem adında bir elektronik çip yerleştiriyor: onun fonksiyonunu yitirmiş kol ve bacaklarını eyleme geçirecek…

Ayrıca siyahi bir kadın detektif, bedenleri yine teknoljiyle donanmış bir katiller sürüsü filan da hikayeye giriyor. Ve finale doğru sürprizler üstüste yağıyor.

Ne demeli? Böylesine bir hikayenin aslında sadece yeni-yetmeler için olduğunu….Bilim-kurgunun gerçekten soylu örneklerinin asgari bir ciddiyet içerdiğini….Ve öyküde fantezi ve fantastik dozunun fazlasıyla aşıldığını söylemenin bir yararı olur mu?

Bunları söyleyelim ve yazalım. Elbette bu filmler asla bir 2001, bir Maymunlar Cehennemi, bir E.T, bir Hunger Games ya da bir İnception olmayacak. Ama sinemada iki saatinizi çok da kötü geçirtmeyecekleri kesin.

Ayrıca da insanlığın eninde-sonunda, tümüyle dev adımlarla ilerleyen teknolojinin esiri olacağı ve Andre Malraux’nun 1933’deki ünlü romanının adıyla İnsanlık Durumu’nu kulak arkası edeceği bir dönemin hızla yaklaştığı, hatta açıkça geldiği konusundaki uyarısı da filme belli bir değer katabilir. Hiç de fena olmayan kadrosuyla birlikte…

(ortakoltuk.com mesajı : Yorumu beğendiyseniz beğen tuşuna basmayı unutmayınız lütfen!)

(LÜTFEN BEĞEN TUŞUNA BASMAYI UNUTMAYINIZ !)

Film notum:

1 YORUM

  1. beğenmeyi bırak, iğrenç ve hadsizce buldum yazının uslubunu.. Çok afedersiniz ama kalıtımınıza girmiş fransız kokan egonuz. siz bu sinema işinden anlıyorsanız bende birşey bilmiyorum. Genç ve tecrübesiz bir zihin sizden çok daha doğru ve dolu yorumlar yazabilir. Bu yazıyı yazmak için harcadığım zamanı yazık. Siz yinede devam edin tabi, en kötü bile hiçten iyidir.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here