Gece Vardiyası / Late Shift / Heldin
BİR SAĞLIK SİSTEMİ ELEŞTİRİSİ
Filmde, 90 dakika boyunca olup bitenleri bir sağlık sistemi eleştirisi ve adaletsiz çalışma koşullarının baskısı altında ezilen çalışan kesimin iç sesinin yansıması olarak görüyoruz. Feminist yönetmen Petra Volpe’nin Gece vardiyası’nda İsviçre Basel’de bir kanton hastanesinde, korkunç işyükü altında kalan hemşire Floria Lind in bir gece boyunca yaşadıklarına neredeyse eş zamanlı tanık oluyoruz.
Sonunda ben de orta koltuktayım…
Basın gösterimi olarak izlediğim ilk film, sosyal konulara temas etmesiyle ünlü yönetmen Petra Volpe imzalı bir İsviçre –Alman ortak yapımı orijinal adıyla “Heldin“, “late shift”. Ülkemizde “Gece Vardiyası” olarak vizyona giren film 2025 de Berlin Uluslararası Film festivalı”nde dünya prömiyerini yaptı. Orta koltukta ciddi oturmak gerek çünkü bu yapım İsviçre’nin oscar adayı…
Feminist yönetmen Petra Volpe‘nin Gece vardiyası‘nda İsviçre Basel’de bir kanton hastanesinde, korkunç işyükü altında kalan hemşire Floria Lind in bir gece boyunca yaşadıklarına neredeyse eş zamanlı tanık oluyoruz. Hatta tanık olmakla kalmıyor, başrol oyuncusu Leonie Benesch‘in güçlü oyunu sayesinde bizzat onun gibi dayanıklı ve dikkatli kalmaya çalışıyoruz hem de sonuna kadar içselleştirerek.
Yetersiz personelle sağlık hizmeti verilen onkoloji servisinde yaşamla ölüm arasında kalan insanların dramları gözlerde yaş bırakabilir. Hayat hakkında görüşü degişen bir kanser hastası sizi gülümsetebilir. Ya da densiz hasta yakınlarının empati yoksunluğu kızdırabilir bir anda..
90 dakika boyunca olup bitenleri bir sağlık sistemi eleştirisi ve adaletsiz çalışma koşullarının baskısı altında ezilen çalışan kesimin iç sesinin yansıması olarak görüyoruz.
1991 Hamburg doğumlu alman oyuncu Leonie Benesch hemşire rolünde adeta bir “ebe “gibi karakteri doğurtmuş. Sinemaseverler oyuncuyu Michael Haneke‘nin yönettiği altın palmiye alan “Beyaz Bant “filminden anımsayabilirler. Öğretmenler odası isimli alman filminde de çok başarılı bulunmuştu. Oyunculuk gücü bir yana bana çok sevimli geldi. Avrupa sanat sinemasında yolu açık olacağa benzer. Zaten bu filmde de et–tırnak gibi çalışmış yönetmenle… Günlerce hemşire yaşamını gözlemiş. o kadar iyi özümsemiş ki karakteri orta hallisinden tıp diploması alabilir dersiniz.
Gece vardiyasında izlediklerimizle dünyanın en medeni ülkesi bilinen İsviçre de bile sağlık alanında ki sistem aksaklığını, etik baskıyı gerçekçi olarak hissediyorsunuz. Malum İsviçre Almanya gibi ülkeler de insanlar çalışkanlıkları ve disiplinleriyle ön plandadır ve 4 yaşındaki bir çocuğun bile bir aylık anaokulu deneyiminden sonra kendi kendine okula gitmesi beklenecek düzeyde bireysellik ön plandadır. Çalışın, çalışın, çalışın ve asla hata yapmayın.
Bir dip not olsun diye söylüyorum, garip bir tenakuz olarak kadınlara seçme seçilme hakkı bile çok geç olarak üstelik mahkeme kararıyla tanınmıştır. İsviçre de erkeklere doğum izni verilmesin, doğum zaten kadın işidir vs denmiştir. Asgari ücret artmasın diyecek kadar muhafazakar davranmışlar kimi zaman ..
Dünyanın bir numaralı innovasyon ülkesinde sağlık alanında uzun çalışma saatleri, yüksek stres seviyeleri, fazla mesai vardiyaları ile birleştiğinde ortaya çıkan duygusal gerginliğin perde arkası dünyanın her yerinde hatta medeniyetin göbeğinde ortaya çıkabilirmiş hissi yerleşiyor insana… Bütün bu olanlara pandemi karışsaydı ne olurdu diye düşünmeden edemedim.
Filmin temposuna dönersek, izlerken ciddi efor sarfediyorsunuz. Filmin neredeyse dörtte üçünde tempo o kadar hızlı ki yoruldum, sarsıldım, başım döndü hatta küçük bir vertigo atağı geçirdim. Bir ara keşke tansıyon haplarımı yanıma alsaymışım dediğim de oldu. Ancak ölümlerin sessizliği başdöndürücü tempoyu kırabildi.
Gece vardiyasını bir doktor ya da hemşire ile birlikte izlesem, hata bulur muyduk bilemem ama acele ile ameliyathaneye götürülen bir hastanın son tetkiklerinin yapılmayışı onca tıp atraksiyonun arasında bana sırıtmış gibi göründü. Zaman zaman sinir bozucu şekilde stres yaşatan ortamı görüntüleyen omuz kamerası hemşireyi bir vücut organı gibi takip ederken benim bu tespitim keyfe keder kalıyor aslında. Bir yerlerde kategorize ederken “suç” filmi diye yazdıklarından olsa gerek suç unsuru arıyordum galiba o sıra. Yönetmen kamerayı karakterin ruh haline o kadar uygun kullanmış ki yorucu sahneler çekici hale gelmiş. Hele Benesch in oyunculuk gücüyle Floria Lind karakterinin artık yorulmaya başladığı anlar nefes kesici oldu. Karakterin dramatik derinliği o ciddi hata sonunda yorgunlukla gelmişti ve bize empatiyi dibine kadar sundu. Yönetmen Volpe hastane ortamındaki telaşlı koşuşturmanın etkisini doğal seslerle vurgularken, arasıra duyduğumuz müzik gerginliği ve şimdi bir hata olursa ne olur beklentisini yükseltiyor.
Gece vardiyası Yönetmeni ve oyuncuları ile daha çok kadın elinin değdiği film. Arada Türk oyuncuları da görmek keyif verdi. Yönetmen Petra Volpe 1970 lerde İsviçre de kadınlara oy hakkının verilmesi ile ilgili yaptığı film ile çok ses getirmiş. İlgilenenler “Divine Order Die Göttliche Ordnung” filmi ile hatırlıyorlar Volpe‘yi… Heldin filminin senaryosunda da yönetmen Madeline Calvelage nin “Unser Beruf İst Nicht Das Problem. Es Sind Die Umstande” kitabından esinlenmiş.
Heldin isminin anlamı özgün dilinde kadın kahraman olsa da hemşirelik mesleğini taltif eden bir kahramanlık filmi değil, Auteur yönetmen Volpe filminden anladığım Avrupanın göbeğinde insan hayatının ve sağlığının alabildiğine değerli olduğu bir sistemde bile işyükünün ağırlığı ile yapılan bir hata duvara toslatabilir insanı. Durum o kadar kritik.. Sadece biz de olmuyor sağlık sorunları yani… Sistem çarkındaki defoları tek bir insan üzerindeki baskıyla görebilmek, izleyici için zaman zaman rahatsız edici olsa da hayatı içerden gözlemek imkanı sunuyor. Kişisel olarak tıp fakültesi 5. Sınıf da okuyan kızımın da böyle bir ortamda olabileceğini düşünüp orta koltuk da filmi izlerken cidden ter döktüm.
Kısacası film, insan çalışma yaşamında nereye kadar baskıya dayanır? Kırılma noktası neresidir? Sorumluluklar, talepler, aksaklıklar arasında kaybolmadan ayakta kalmak için nasıl direnir? Sorularına yanıt arıyor.
Ve asıl sorun şu.. Modern sistemler insan dayanıklılığını nasıl tüketir? O son sahneye gelince, müthiş iyi fikirdi. Sıradan gibi görünen kadınların yaşam deneyimlerini ciddiye almak gerek. O yükler çalışan bütün kadınların omuzlarında …
Söylemeden geçemeyeceğim sevgili ortakoltuk okurları, gece vardiyasını aralarında duayen Atilla Dorsay‘ın da olduğu çok kıymetli kültür ve sanat insanlarıyla birlikte izledim. Beğenen de beğenmeyen de oldu tabii. Ben beğenenler tarafında aldım yerimi… Tercih sizin.
Yönetmen / Senaryo : Petra Biondina Volpe
Görüntü Yönetmeni : Judith Kaufmann
Kurgu : Hansjörg Weißbrich
Müzik : Emilie Levienaise-Farrouch
Oyuncular : Leonie Benesch, Sonja Riesen, Alireza Bayram
İsviçre-Almanya / Dram-Gerilim / 92 Dk.













