Sesim Geliyor mu? /  Is This Thing On?

Birbirinizin Sesini Duyun!

Bir evlilik ateşi sönmek üzereyken nasıl yeniden harlanır, nasıl kurtarılır? Eşlerin birlikte izlemesinde yarar, herkesin alacağı dersler var. Benim canı sıkkın ruh durumuma da iyi geldi, neler oluyor hayatta, ne dertler var dışarda diye iki saat boş verdim.

OrtaKoltuk Puanı:

 

Elbette bir evliliği uzun yıllar sürdürmek kolay değil. En tehlikelisi 1 ve 7. Yıl derler. Birinci yılı atlattıktan sonra alışıyorsunuz ama 7 yıl sonra geliyorlar anlamına! Ortalıkta çoluk çocuk yoksa daha kolay çekip gitmek de, varsa zor. 7’yi de atlattıktan sonra uzayıp gider ama gözü dışarıda olur, hele erkeklerin. Evlilik yürüse bile küçük kaçamaklar, büyük ilişkilere dönüşür. Kadınların pek cesareti olmaz, onlar diş sıkar, oyalanacak daha az tehlikeli şeyler bulur.

Amerikan aile yaşamında biraz daha farklı. Gerçi geleneksellik ve hatta tutuculuk konusunda bizden daha rahat değiller, aileye de çok düşkünler ama yine de orta yaş kriziyle birlikte herkesin aklı bir karış havaya uçuyor ve boşanmalar artıyor, dışardaki karga, evdeki kuştan tatlı geliyor.

Sesim Geliyor Mu? Bizim gibi bir deprem ülkesinde iyi çağrışımlar yapan bir çığlık değil. Sesimi duyan var mı, başka şeyler anımsatıyor bize. Neyse ki bu filmde söz konusu başka ses. Bunaldım çığlığı!

Ünlü yönetmen, oyuncu, prodüktör Bradley Cooper’ın kendisine de küçük bir rol ayarladığı ve çektiği filmde anlatılan öykü, sarsılan bir ailenin toparlanma süreci. Filmin tanıtımında komedi-dram yazınca hangisine inansak acaba deyip, biraz da bunalımda olduğumdan komedi var diye izledim, drama doymuş durumdayım çünkü! Gerçekten de komedi unsuru çok, dram pek yok. İzlerken salon dışındaki dünyayı, bunalımı, sıkıntıları, hastalıkları unutup kıkır kıkır gülmek iyi geldi, ne saklayayım? Ki ben komedi filmlerinde de kolay gülmem. Durum komedilerinde hele hiç gülmem!

Alex standup çı oluyor!

Baş kahramanımız Alex, ki orta yaşlı ama karizma yerinde, üstelik sevimli, üstelik iyi kalpli, üstelik müşfik bir baba, üstelik sevecen, karısına karşı kibar bir erkek, araları soğumuş olan eşinden ve evinden, çocuklarına çaktırmadan ayrılıyor! Banliyödeki muhteşem evlerini terk edip, şehir merkezinde küçük bir daireye taşınıyor. Ama çocuklar için bir şeyin değişmemesine dikkat ediliyor. Okula götürüp getirmeler, tatiller, doğum günleri hep beraberler. Alex, iyi bir işi olan, maddi sıkıntı çekmeyen ama monotonluktan biraz bunalmış diyelim, bir ev erkeği. Eşi Tess ise bir dönemin ünlü voleybol starı, attığı smaçlar efsane. Sonra evlilik, çocuk yapma telaşı, uzun süren bir tedavi ve ikizler, anlamını sonra çıkardığım İrlanda ikizleri esprisi. İki şahane evlat ve evle uğraşma derken ayrılık geliyor gündeme.

Bunalımdan güldürerek çıkıyor

Ve Alex bir rastlantı sonrası kendisini sahnede talk show yaparken buluyor. Aslında kendini yeniden yaratıyor. Doğaçlama anlattıkça anlatıyor, o kadar içten, samimi ve komik ki giderek bu terapi seansı gibi olan iç dökmeler onu başka bir konuma götürüyor. İç dökme, ferahlama, vb…

Karısı Tess için ise tesadüfen öğrendiği bu durum büyük bir sürpriz. Kıskançlık. Şaşkınlık. Öfke! Ve hayranlık. Gerisi sizin seyirlik özgürlüğünüz.

Yoksa kötü değil miydik?

İnsanın kaybettikçe farkına vardığı değerler var; elinin altındakinin kıymetini bilmemek, kaybedince anlamak, yeniden bulunca sorgulamak. En komiği de etraf ne der diye saklamak!

Amerikan aile yapısı içinde kabul edilebilecek durumlar bizde cinayet sebebi olabilir tabii, uygulanamaz ama hoşgörü esas. İnsanın kendisini anlaması için komik duruma düşmesi de fena olmuyor. Senaryoda çok iyi gizlenmiş espriler var ki kahkaha attırırken düşündürtüyor. Eşin duvara asılan resmi nasıl olmalı, neyi yansıtmalı, erkek nasıl ister, kadın nasıl? Bir evlilik ateşi sönmek üzereyken nasıl yeniden harlanır, nasıl kurtarılır? Eşlerin birlikte izlemesinde yarar, herkesin alacağı dersler var. Benim canı sıkkın ruh durumuma da iyi geldi, neler oluyor hayatta, ne dertler var dışarda diye iki saat boş verdim. Güzel olmayan kadınlar da baş rolde olunca seyirlik olmuyor Uğultulu Tepeler gibi ama düşündürücü oluyor, Tess rolünde Laura Dern hiç tipim değildi! Oysa erkek olarak Will Arnett, her kadının hoşuna gidecek koca tipigüzel yaş almış. Bradley Cooper, yönetmen kendisi olmasa, looser ağabey rolünde niye bu kadar harcanmış diyeceğim de, kendini harcamış kendine ayırdığı rolde. Keyifle izlenen, düşündürten bir aile komedisi olmuş sonunda.

Yönetmen : Bradley Cooper

Senaryo : Will Arnett, Mark Chappell, Bradley Cooper

Görüntü Yönetmeni : Matthew Libatique

Kurgu : Charlie Greene

Müzik : James Newberry

Oyuncular : Will Arnet, Laura Dern, Andra Day, Bradley Cooper, Amy Sedaris, Peyton Manning, Christine Ebersole, Ciarán Hinds, Sean Hayes, Chloe Radcliffe, Scott Icenogle, Jordan Jensen, Reggie Conquest, James Tom, Gabe Fazio

ABD-İngiltere / Dram / 124 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz