Nasıl Katil Olunur / How to Make a Killing

KARAKOMİK MACERA

Günümüz sineması için George Clooney veya başka ünlü bir ismin adını başrole koyup, o filme gitme dönemi bitti artık. Önemli olan anlatılan hikaye, konsept ve heyecan. Bu film tam da böyle işte.

OrtaKoltuk Puanı:

 

Afişte kan yoksa içim rahat eder.. Nasıl Katil Olunur filminin afişi gülümsetiyor. İrreti olmuyorsunuz. Katilin kim olduğunu baştan bilerek ve ona ne olacağını öğrenmek için geldiniz sinemaya, üstelik belki haklı da bulacaksınız. Müstehzi gülümsemesiyle Glen Powell gelin görün beni izleyeceksiniz der gibi göbeğine oturmuş afişin. Hal böyle olunca komedi-aksiyon arasında pek karar verememiş olan oyuncu için, bir cinayet filmi eğlenceli olabilir mi sorusu akıllarda yer buluyor. Filmden önce o lezzetli sabah kahvelerimizden yudumlarken duydum. Glen için geldim diyordu hanımlar kendi aralarında…

İnsan zengin olmak için ne kadar sınırları zorlayabilir. Ailenizden gelen maddi haklarınız elinizden alınır ya da kabul görmezseniz ne yaparsınız? Tabii hukuk yollarını denerim diyenlerden olursanız film olur mu olur. Burada çizilen yol farklı birer birer yolumda kim varsa ortadan kaldırırım denirse, ortaya garip, kolay, komik seviyede tesadüfi  ölümler serisinde  koskaca FBI ın bile figüran gibi kaldığı bir miras filmi çıkar. Zaten bu tema yıllar önce çok da güzel düşünülüp  bir başyapıt çıkarmış ortaya. O zaman asalet meraklısı ingiliz sosyetesi zekice irdelenmişti, şimdi de Amerikan rüyasının densizliklerine göndermeler var.

John Patton Ford’un “Nasıl Katil Olunur” filmi için, yönetmenin sevdiği konulardan diyebiliriz. Ezilip haksızlığa mı uğradın her yol mübah. Filmin ilk gösteriminde  tabii yine nitelikli yazarlarla bir arada olunca, bir hataya  düşmemek için hazırlık yaptım. Uyarlama yapılan ilk filmi tekrar izleyip  gittim. Nasıl izlemem, döneminin en kült filmlerinden biri. Üstelik siyah beyaz.. Yönetmen, senaryo, oyuncular o zamana damgasını vurmuş. İzlemeyen, bu köşelerde gezmesin tadında. İlgilenenler için hatırlatalım Robert Hammer’in 1949 yılında çekilmiş Kind Hearts and Coronets isimli filmi. İletişim fakültesindeki sinema dersinden beri hatırlarım. Uyarlamasını izlemeden önce şöyle bir bakayım dedim, ayrılamadım. Dennis Price şiir gibi oynamış. Büyük karizma, soyluluğun dilini, dışlanmasının verdiği acıyı, duruşuyla, replikleriyle öyle güzel vermiş ki.. Karşısında da tüm kurban rollerini üstlendiği ve çok başarılı olduğu için Alec quinness olunca kült filmlerden biri olmuştu tabii. Bence Nasıl Katil Olunur filmi de hazır vizyondayken, iki film karşılaştırmalı olarak yine fakültelerde ders konusu olmalı.

Yeni uyarlamayı vizyondayken Glen Powell etkisiyle izleyeyim diyorsanız, baştan patlamış mısırınızı alın derim. Her karede, 13 yaşından beri sinemada varolma savaşı veren ve şimdilerde bir sos imparatorluğu da kurup sinemanın dışında da kazanç sağlamayı amaçlayan klasik bir amerikan yakışıklısı Powell’la olmak istiyorsanız tabii hiç kaçırmayın derim. Ama orijinal filmin senaryosuna alabildiğine bağlı kalıp, bu kadar gölgesindeyken dişe dokunur bir iş çıkmadığını da söyleyebilirim. Filmin iskeleti, olay örgüsü 1949 daki filmle neredeyse aynı. Hatta bazılarının ölümleri, ilk hikayedeki gibi neredeyse tereyagından kıl çeker gibi aynı orjinalindeki gibi verilse de yapılan sıralamanın bazı yerlerde değiştirilmesi bile iskelette sakatlık bırakmış gibi duruyor. Terkibindeki bozulma yetersizlik gibi yansıyor beyazperdeye.

Yönetmen John Patton Ford’un filmografisinde en son 2022 yapımı Emily in Criminal filminde hakları sömürülmüş insanların kanundışı yollara başvurmaları konu edinilmişti. Yönetmen Ford ezilen insanların çıkış yolu bulma  yollarının izini sürerken bir şeyleri eksik bırakıyor gibi. Yani bir yere kadar taşıyor ama hep daha güzel olabilirdi duygusu kalıyor geride. Nasıl Katil Olunur‘da Glen Powell için çekilmiş gibi. Hani başrol oyuncusu parası neyse vereyim de bana bir film çekin dese bu kadar merkezde olurdu. Ama Teksaslı oyuncunun ekran kimyasının da çok yüksek olduğu kesin. Her zaman komediye daha yakın gördüğüm ama aksiyon da inat eden Powell biraz ikisine de uzak durayım demiş gibi.

Nasıl Katil Olunur daha çok karakomik. Zaten filmin amacı da bu… Öyle bencillik içinde bir karakter gibi gelmiyor insana. İnsanoğlunun arsız ahlaksızlığı yüzünden hırslarla dolmuş biri de değil. Annesinin vasiyeti ve çektiği acıların etkisiyle hırslarının gölgesinde kalmış, bir çocukluk geçirince bu yolu çiziyor. Orjinalinde yetişkin olduğunda burada ise daha çocukluk çağlarında hakkını arıyor. Hepimiz yapmaz mıyız? Tabii öldürerek değil. Ama çok keskin bir rif olması için böylesi daha uygun Suç, adam öldürmek bir şekil. Asıl önemli olan suç işleme temayülü.. Aslında Beckett‘da elindekiyle yetinmesini bilmek istiyor ama o Margareth yok mu? bu arada Beckett in çocukluğunu canlandıran Grady Wilson’a bayıldım. O kadar mı güzel kendinden birkaç yaş büyük kıza aşık mahçup çocuğu canlandırabilir. Herkese ilk öpücüğünü hatırlattı. Bir kalp bırakıyorum buraya.
Nasıl Katil olunur aslında, yıllar yılı oradan oraya dolaşmış uyarlama bir senaryo. Tabii her şey soyluluğun baştacı olduğu dönemde değil, paranın sözünün geçtiği günümüz Amerıka’sında olup bitiyor. Zehirli güzel rolünde Julia Steinway, her sahneye çıkışında seksi edalarıyla, mutlaka maddi talepleri olan maddi güç meraklısı Margareth Qualley faktörü var tabii. Kurnaz Sibella karakterinde yıllar öncesi Joan Greenwood‘un işveli bakışlarına, upuzun bacaklarıyla karşılık veriyor. Ve küçük bir hiciv de repliklerle dikkat çekiyor. Bütün bu kadar cinayet işlenirken polis iki kez sadece meraklı figür gibi belirince, olan bitenin polisin yeterince dikkatini çekmeyişini komik olarak görüyor bizim gibi. Jessica Henwick ise Powell’ın asıl sevdiği ve kurbanlardan birinin kız arkadaşı gibi verilmiş. Orjinalınde ise Valerie Hobson’un Edith olarak canlandırdığı son derece asil vefalı eş pozisyonundaydı. Açıkcası buradaki duruşunu daha çok beğendim.
Becket bu kadar varisin üstünü çizerken ortalık kan revan içinde kalıyor, gerilim tavan yapıyor olmalı diye düşünmeyin, kanlı tek sahne, kahramanımızın annesini dışlayan en önemli aile büyügü Ed Harris’in kısa rolünde başarıyla canlandırdığı büyükbabanın ölümü sırasında oluyor. Bu da nefs-i müdafaa zaten. Ve aynı orjinalinde olduğu gibi Becket aslında hiç işlemediği bir suçtan yargılanıyor. Büyük ironi korunmuş yani… Hadi sonunu söylemeyeyim, o kadar da değil, orjinalinden çok farklı bir son bekliyor sizi.. Bence ‘iyiliksever kalpler taçlardan daha değerlidir’ diye çevrilen Kind Hearts And Coronets  diye bilinen ilk filmdeki son, tahmin edilemeyecek kadar büyük sürprizdi. O kadar da aynısı olmasın demişler bu kez. Şöyle bağlayayım; Günümüz sineması için George Clooney veya başka ünlü bir ismin adını başrole koyup, o filme gitme dönemi bitti artık. Önemli olan anlatılan hikaye, konsept ve heyecan. Bu film tam da böyle işte. İyi seyirler.

Yönetmen : John Patton Ford

Görüntü Yönetmeni : Todd Benhazl

Müzik : Emile Mosseri, Nick Angel

Oyuncular : Glen Powell, Margaret Qualley, Jessica Henwick, Ed Harris, Bill Camp, Topher Grace, Zach Woods, Raff Law

İngiltere-Fransa-ABD / Gerilim-Komedi / 105 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz