İyi Erkek Yok / No Good Men

İyi Erkekler de olabilir

Afgan kadın yönetmen Şahrabanoo Sadat’ın yazıp yönettiği üçüncü filmi olan “İyi Erkek Yok”  Berlinale Film Festivali’nin açılış filmi olarak gösterildiğinde de büyük ilgi çekmişti. Almanya, Fransa, Norveç, Danimarka ve Afganistan arasında uluslararası bir ortak yapım olarak çekilen film, yönetmenin kendi yaşamından da izler taşıyan otobiyografik bir film olmasının yanı sıra Almanya’da çekilmiş olmasına rağmen ona bazı riskler de getirmemiş değil.  Film Almanya’da önümüzdeki sezon gösterime girecek. Türkiye’de gösterilmesinin zamanı belli değil. Festivalde kaçırmayın.

OrtaKoltuk Puanı:

 

Duygularda yaşanan çelişkiler

45. İstanbul Film Festivali, etkileyici ve şaşırtan filmlerle sürüyor. Seyrettiğim 6 film içinde beni en çok çarpan şimdilik No Good Men oldu. Umarım vizyonda oynar da herkes izler. 2026 yapımı “No Good Men”, Türkçeye “İyi Erkek Yok” olarak çevrilmiş, Kabil’de geçen ve ABD ordusunun mevcut iktidarı desteklemekten vaz geçip ülkeyi TALİBAN’a terk ederken yaşanan trajik ortamda bir kadının aynı zamanda duygularıyla yaşadığı çelişkileri anlatıyor.

Afganistan’da kadın olmak

“Coğrafya kaderdir” sözünün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha kabul ediyorsunuz; Taliban’ın yönettiği Afganistan’da doğmuş bir kadın olabilirdiniz! Yaşamak mı daha kolay, ölmek mi bu koşullarda, tartışmaya bile gerek yok. Diyebilirsiniz ki orada doğup büyüyen bir kadın zaten o zor koşullara alışıktır, normal karşılar. Afganistan talihsiz bir üllke. Hep aynı koşullarda yaşamadı ki? Sovyet işgali sırasında dini baskı yoktu. Kadınlar okula da gidiyordu, işe de. Erkeklerle eşit haklara sahipti. Ne zaman ki ABD burnunu soktu ve “demokrasi” getirmek adına oraya kukla bir askeri hükümet kurup onun arkasında durdu, Taliban hortladı. Cehalet ve dini istedikleri gibi yorumlama sonucu bugün Afganistan’da kadınları insan hakları yok. Kadınlar okula gidemiyor, güneş yüzü göremiyor, sokağa yanlarında erkek olmadan çıkamıyor. Yani ölüme mahkum bir hükümlü gibi evin dört duvarı arasında sadece erkeklerin ihtiyaçlarını temin etmek için varlar.

Naru ve Kudret

Film bu kadarını değil, Taliban’ın yeniden iktidarı almasından hemen önce Kabil TV’unda çalışanların hikayesini anlatıyor. Her gün haber peşinde koşan gazetecilerin arasında bir de kadın var, kadın programında stüdyoda 4 yıl kameramanlık yaptıktan sonra bir gün ihtiyaç olunca kendisini sokakta haber röportajlarında buluyor. Televizyonun kıdemli ve hükümeti eleştirme çesareti olan röportajcısı Kudret’in yanında Naru da en tehlikeli görevlerde kamera kullanıyor. Naru, işsiz güçsüz dolaşıp karısının kazandığı parayla yaşayan ve ona şiddet uygulayan eşinden 3 yaşındaki oğlunu alıp ailesinin yanına kaçmış. Kocasıyla kağıt üzerinde evli kalmasının nedeni, oğlunun velayetini kaptırmamak. Kudret’in ise düzgün bir evliliği var, ancak genç kadının gözü pekliği, doğru kararları ve cesareti, işindeki başarısı onu etkiliyor, görmeye alışık olduğu kadınlardan farklı olan Naru’ya duyduğu hayranlık aşka dönüşüyor. Naru bu duygunun farkına varınca evli bir erkekle ilişkiyi doğru bulmadığı için ondan uzak duruyor. Ama yaşamını kurtaran da onu kendi yerine Kabil’den kaçmasına yardımcı olan Kudret oluyor. Acaba iyi erkekler de var mı? Şahrabanoo Sadat, “Afganistan’ın son derece ataerkil toplumunda büyürken, iyi erkeklerin olmadığını düşünüyordum; ta ki başka bir gerçekliğin var olduğunu öğrenene kadar ve umarım bu film genç kadınlara umut, genç erkeklere de örnek olur” diyor.

Afganistan’da gazeteci olmak

Film, bu aşk hikayesinin gölgesinde kalmadan aslında Afganistan gibi bir ülkede kadın olmanın, gazeteci olmanın, özgür olmanın, insan olmanın zorluklarını anlatıyor. Araya Afgan halkının renk ve eğlence düşkünlüğüne de dokunmadan edemiyor. Televizyon şirketi sahibinin Afgan geleneklerine uygun düğün sahnesi ve patronun damatlığı inanılır gibi değil. Ne var ki böyle beklenmedik bir eğlence bile çok farklı bitebiliyor. Tabii Amerika’da yaşayan Afgan asıllı kız arkadaşının Naru’ya getirdiği boşanma hediyesi ise bize bile fazla gelir! Filmin ağır dramatik yanı, bu tür sahnelerle seyirciye nefes aldırsa da yaşamın her saniyesinde var olan özgürlüklere müdahale ve baskı hissediliyor. Filmde bazı sözcüklerin bize yabancı olmadığına da şaşmamak mümkün değil, teşekkür gibi!

Otobiyografik film

Afgan kadın yönetmen Şahrabanoo Sadat’ın yazıp yönettiği üçüncü filmi olan “İyi Erkek Yok”  Berlinale Film Festivali’nin açılış filmi olarak gösterildiğinde de büyük ilgi çekmişti. Almanya, Fransa, Norveç, Danimarka ve Afganistan arasında uluslararası bir ortak yapım olarak çekilen film, yönetmenin kendi yaşamından da izler taşıyan otobiyografik bir film olmasının yanı sıra Almanya’da çekilmiş olmasına rağmen ona bazı riskler de getirmemiş değil.  Film Almanya’da önümüzdeki sezon gösterime girecek. Türkiye’de gösterilmesinin zamanı belli değil. Festivalde kaçırmayın.

Yönetmen : Shahrbanoo Sadat

Senaryo : Shahrbanoo Sadat, Mohammad Anwar Hashimi

Görüntü Yönetmeni : Virginie Surdej

Kurgu : Alexandra Strauss

Müzik : Harpreet Bansal, Therese Aune, Kristian Eidnes

Oyuncular : Shahrbanoo Sadat, Anwar Hashimi, Liam Hussaini, Yasin Negah, Torkan Omari, Fatima Hassani, Ahmad Azizi, Masihullah Tajzai

Almanya-Fransa-Norveç-Danimarka-Afganistan / Dram-Romantik / 103 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz