Remarkably Bright Creatures
Yas, Şifa ve Bir Ahtapotun Gözünden İnsanlar
Film için yılın en iyi filmlerinin başında sayılacak diyemeyiz ama aileyi, arkadaşlığı, şefkati, iyiliği, zarafeti, sıcacık sarılma hissi veren daha birçok şeyi anımsatan, katarsis yoluyla bizi kendimize getiren, şifa verici bir film, izleyin, demeden de asla geçemeyiz.
Bitti mi bitmedi mi anlamadığımız saldırılar, sürdü mü sürüyor mu bilemediğimiz savaşlar, ekonomik krizler vb. şeylerin zihnimizi ele geçirip neredeyse insanı üret(e)mez hale getirdiği günümüz dünyasında, yorulan kalbimize iyi gelecek bir film. Olivia Newman‘ın üstlendiği Remarkably Bright Creatures (Olağanüstü Akıllı Yaratıklar) ana akım izleyiciye bir “konfor sineması (comfort food)” sunarak Netflix’te izleyiciyle buluştu. Shelby Van Pelt‘in aynı adlı romanından uyarlanan film yas, yaşlılık, aile, aidiyet gibi konularda sakince düşünmemizi öneriyor. Kendimiz, arkadaşlarımız, hayvanlarla olan ilişkimiz de bu konulara dahil.
Kesişen Yollar
Öykümüzün odağında, epeydir görmediğimiz Sally Field’in canlandırdığı yetmiş yaşındaki Tova var. Zamanla azıcık olsun çözülmek yerine, düğüm düğüm olmuş yası sırtında. Eşini diğer dünyaya uğurlamış, otuz yıl önce bir tekne kazasında gizemli biçimde kaybolan oğlunu bir daha hiç görmemiş. Kaybının travmasını atlatamayan Tova, kendisi de sevimli bir akvaryuma benzeyen küçük kasabanın akvaryumunda gece vardiyası temizlik görevlisi, yaşamanın getirdiği insan ilişkilerinden uzakta izole bir yaşam sürüyor. En iyi arkadaşı Marcellus, aslında kasabalı arkadaşları var ama içini açtığı yalnızca bu ahtapot. Tova’nın arınık dünyası, köksüz, aidiyet sorunu yaşayan, babasını arayan genç müzisyen Cameron (Lewis Pullman) ile yollarının kesişmesiyle değişime uğruyor. Filmi bir aile dramı olmaktan çıkarıp büyülü gerçekçilik alanına taşıyan öge ise, insanlığa karşı kinik, eleştirel bir bakışa sahip Pasifik ahtapotu Marcellus. Aynı zamanda anlatıcımız olan, insanları gözlemlemeyi iş edinmiş Marcellus çok iyi bir dinleyici, üstün zekâsı ve Tova ile kurduğu empatik bağ, her iki karakterin dolaşık düğümlerinin çözülmesinde kilit rol oynuyor.
Sessizliğin Ustalığı
İki Oscar ödüllü Sally Field, abartılı ağlama krizlerine veya uzun haykırışlara başvurmadan, yıllanmış bir acıyı yalnızca postürü ve mikro mimikleri, tam bir sakinlik estetiği ile perdeye taşıyor. Lewis Pullman ise Cameron karakteriyle karikatürize bir serseri arketipine düşmeden incelikli, kırılgan, sade bir performans sunuyor. Fiziksel olarak perdede olmayan, tamamen dijital bir karakter olan Marcellus’a ise Alfred Molina‘nın otoriter, tok sesi ayrı bir ruh, Shakespeareyen bir tavır katıyor.
Görsel Yenilik
Filmin dikkat çeken yenilikçi hamlesi, ahtapot Marcellus’un dünyayı nasıl gördüğünü iletmek için özel olarak geliştirilmiş, optik bir yabancılaşma efekti yaratan “octovision” lens sistemi. Ayrıca, su altı çekimlerinde organik bir his yaratmak için geliştirilen “su sıçrama çantası (splash bag)” kamerayı mekaniklikten kurtarıyor. Sette kullanılan fiziksel kukla ve “interactive lighting (etkileşimli ışıklandırma)” teknikleri yordamıyla, Sally Field başta olmak üzere oyuncuların dijital boşlukla değil, organik bir varlıkla iletişim kurması sağlanmış. Bu da filmin gerçekçilik dozunu artırıyor.
Katarsis ve Şifa
Film için yılın en iyi filmlerinin başında sayılacak diyemeyiz ama aileyi, arkadaşlığı, şefkati, iyiliği, zarafeti, sıcacık sarılma hissi veren daha birçok şeyi anımsatan, katarsis yoluyla bizi kendimize getiren, şifa verici bir film, izleyin, demeden de asla geçemeyiz.
Sanata evet.
Yönetmen : Olivia Newman
Senaryo : Olivia Newman, John Whittington
Görüntü Yönetmeni : Ashley Connor
Müzik : Dickon Hinchliffe
Oyuncular : Sally Field, Lewis Pullman, Colm Meaney, Cheng Chen, Kathy Baker, Beth Grant, Dan Payne, Sofia Black D’Elia, Alfred Molina
ABD / Komedi-Dram / 110 Dk.










