Minyonlar ve Canavarlar

BİZ KÖTÜ DEĞİLİZ SİNEMA EMEKÇİSİYİZ

Hollywood’un bu sevimli karakterleri, lisanslı ürünlerde, tema parklarda, oyun setlerinde, giyim sektöründe hatta okullar açılırken bardak çantalarda, kalemlerde, Vinillerde, boardlarda, uçakların üstünde ve daha nerelerde hep hayatımızdaydı. Hala da öyle… Ve yine karşımızdalar. Bu kez “artık kötü değiliz, sinema sektöründe bizzat emekçiyiz” diyerek sürpriz yapıyorlar.

OrtaKoltuk Puanı:

 

Şimdi yirmili yaşlarında olan kızım çocukluğunda animasyon dünyasının ikonlarından minyon karakterlerini biriktirirken, evin en önemli maddi değerlerinin koruyucuları ilan etmişti bizi. Bir tanesi kaybolsun deli gibi arardık. Arkadaşlar arasında takaslar falan… Kısacası Hollywood’un bu sevimli karakterleri, lisanslı ürünlerde, tema parklarda, oyun setlerinde, giyim sektöründe hatta okullar açılırken bardak çantalarda, kalemlerde, Vinillerde, boardlarda, uçakların üstünde ve daha nerelerde hep hayatımızdaydı. Hala da öyle…

Ve yine karşımızdalar.  Bu kez “artık kötü değiliz, sinema sektöründe bizzat emekçiyiz” diyerek sürpriz yapıyorlar. Pierre Coffin imzasıyla Minions and Monsters 2 de modası geçmeyecek Universal Pictures kahramanlarında saf sadakatle kötüye hizmet etme ateşinin harı biraz sönmüş gibi.. Çok sevilseler de kötülüğe hizmet eden köleler olduklarını ya da kötülüğü allayıp pullayıp merkeze alıp sattıklarını, kafa kesen canavarlar olduklarını (meşhur sahne.. filmde atıfta bulunmak unutulmamış) kolay kolay kimse söyleyemez artık..  Universal PİCTURES hebele-bebele, pinyata, karbonara, banana, cappicino  mocca diye konuşan bu sakar bebelerden, yeni kuşaktan eve götürüp himaye altına alacak bir kitle yaratır mı bilemem… Çünkü bu son filmde çocukların anlayıp sevebilmeleri için rehber gerekebilir.

Minyonların başlangıç hikayeleri, amaçları aksiyonları ve komiklikleriyle verilip anlaşılır olsa da sonrası hayli karışık..  Hadi Jaws gibi filmler bir kenara asgari düzeyde film bilgisi gerektiriyor.. O yüzden biraz da ders çalışmak tabii. Hollywood’un ilk yıllarında sessiz sinema döneminde karşımıza yönetmen oyuncu olarak çıkan kahramanları ya da filmleri yaşı yetmeyen küçük izleyiciler yanlarında rehber ebeveynleri olmazsa, anlamsız bulabilirler. Ama şaşırmamak gerek, yönetmen Coffin yetişkinleri, İllimination un kurucu MelEDandri‘de çocukları önemsiyorsa ortaya çıkan bu tablo normal… Yine de birebir hali ile filmde var olan Lucas’ı bütün çocuklar tanıyor mu emin değilim.

Geçmişe baktığımızda Minyonlar neredeyse 20 yıldır hayatımızda. Ve hala yarattıkları endüstrinin parçası olarak filmi çekiliyor. Hem de onlara 20 yıl boyunca emek veren, ‘ki bu arada her filmin 3-4 sene sürdüğünü hesaba katarak’ sesi soluğu olan Pierre Coffin‘in solo yönetmenliğinde. Üstelikte karşımızda yapımcısına resti çekmiş, mekanı terk etmiş bir yönetmenin nazik bir teklifle geri çağrılması öyküsüyle birlikte.. Fransız –Endonezya kökenli Pierre Coffin’in bu son film için Meledandri nin “işimi yapmak için gerçekten izin verdiği ilk film” derken, sözlerindeki sitemi seziyorsunuz. Ama adam 11 yaşında Fransa’nın sakin bir kasabasından Detroit’e gelip yıldız savaşlarını izleyerek hayran olduğu sinemaya hakkını verebilmek için kendini Minyonlara adamış diyebiliriz.

Minions and Monsters bu kez 1927 tarihindeki Hollywood’a selam verirken, onca seri filmine rağmen hala kendine güven konusunda kararsız olan yönetmeni Coffin’in rüştünü ispatlayacak mı bakalım.. Minions ve Monsters hikayesinin ana fikrinin yapımcı Meledandri’den çıkışı dışında, senaryosunun yazılması sırasında tüm detayların sorumluluğunu alan Coffin tam olarak kendini güvenemediğinden mi yoksa İllaminatation Enterteinment’in Pixar, Disney gibi şirketlerin olduğu yırtıcı ortamda işini sağlama almak için mi bilinmez Brian Lynch’i  Coffin’in yanına vermiş. Coffin, her şeyi hazır ettikten sonra Lynch İngilizce metinleri oluşturmuş. Bu arada Coffin’in not defterindeki yemek tarifleri kadar minyonca üzerine çalışmaları da bir gün sinema müzesinde görülmek ister. Başta isimleri Despicable me serisinin en başlarında ”şey“ iken evrimleşmeleri, gelişmeleri on yıllara bakan bir süreçti.

Minions and Monsters‘ın ilk dakikaları geniş olarak izleyiciye harika bir seslendirici rehber Allison Janey aracılığıyla anlatılıyor. Daha önceleri hizmet etmek için kötü karakter hatta en kötünün peşinde olan minyonlar, kendi aralarında ufak tefek görüş ayrılıkları yasalarda öne çıkan James, Henry ve Ed (Pierre Coffin) adında ki kahramanlarla birlikte ve sonradan hep bir araya gelerek iyinin peşindeler. Yani onlar önceki başrollerimiz Kevin, Stuart, Bob gibi değil.. Daha çok hayallerinin peşindeler. Hatta bu şekilde uzun süre ait oldukları minyon cemaatinin dışında bir dostluk geliştiriyorlar. Hatta sadece Hollywood’u değil, dünyayı bile kurtarıyorlar. Her şeyi yanlış yapıp doğru sonuca ulaşmayı başaran bu küçük sarı şapşiklerin kötü patron bulma uğruna yaşadıkları maceralar pout pout diye bağıran tepegöz ile başlayarak kafası kesilen hükümdarlara kadar devam eder. Minik muz canavarları bir şekilde istemeseler de efendilerini hep kaybederler. Açıkçası çizim yapmayı çok seven ve animasyonu keşfeden, her zaman yanında dost olarak bulduğu ona inanan Henry arkadaşlığı çok hoşuma gitti. Patronluk taslayan Dick minyon ile atışmaları çok keyifliydi..

Meleandri bir canavar – minion buluşması çekelim fikrini ortaya atmış ama hepimizin hayal gücünü besleyen bir çocukluk olduğu gibi Coffin de kendi çocukluğundan beklemiş filmi.. Bu yüzden sessiz sinemanın var olduğu 1920 ler Hollywood ve Amerika’sına taşınıyoruz. Yani sessiz sinema çok heyecan vericidir ama kısa zamanda görüntü sesine kavuşacaktır her ne kadar sadece bir piyanoyla çalınan müzikler keyifli olsa da.. Çünkü bizim sarı topaçların malumunuz herkesin anlayabileceği bir dilleri yok ama açık söylemek gerekirse bu son filmde doğal olarak o keyifli carbonara, banana diye en çok da İtalyancaya selam çakan Japonca, İngilizce, Fransızca karışımı özel bir fonetikle daha anlaşılır konuşuyorlar ve bu halleriyle beden hareketleri, aksiyonları sayesinde sessiz sinema ile özdeşleşip, şan şöhretlerinde zirve yapıyorlar ta ki sinemaya ses gelene kadar…

Burada Humprey Bogart‘a Casablanca‘ya  gönderme yapan aşk sahnesini çok sevdim. Bizimki aşkını ilan ederken, karşısındaki havalı kadın yıldıza “dudaklarını istiyorum” demesi gerekirken, minyoncasını kimse anlamadığı için zavallı minyon yapımcılar Elwood ve Frankie’yi çok kızdırdı. Ve bunun gibi bir yığın dile bağlı sıkıntı, Hollywood’daki şöhretli rüyanın sonunu getirdi. Bu arada dünya tatlısı yönetmenleri Max’ı da üzerler.  Coffin yönetmen Max (Chiristoph Waltz) karakteriyle adeta Charlie Chaplin‘i çağrıştırarak, filmin en naif duygusal sahnelerini izleyiciye sunuyor.

Alman aksanıyla, Hollywood’un ilk yıllarında Doğu Avrupa’dan gelen yönetmenleri temsilen dikkat çeken Max hep güven ve umut veren bir konumda tutuluyor. Özellikle caz kulübünde babasından kalma kamerasını animasyon, film tutkunu baş karakter minyonumuz James’e hediye etmesi filmin en duygu yüklü sahnelerindendi. Yönetmenlerin yapımcıya dönüştüğü  günümüzün çok gerisinde söz sahibi olamayan sadece yapımcıların patron olarak sorun eşittir para kafasıyla hareket ettikleri bir zeminde bizimkilerin konusu kendi filmlerini yapmak istemeleriyle birlikte monsterslara bağlanıyor. Burada oldukça iki yüzlü, sahtekar Goomi karşılıyor izleyiciyi…

Minyonların film için gerçek canavar bulma niyetini istismar edip önce kutuplarda gömülü, iki canavarı sonra da dünyanın en ucube kötüsünü ki hakikaten mide bulandırıcı devasa yapışkan milyarlarca gözü olan bir kütle olarak gördüğümüz İrene’yi ‘dışarda kadın hakları için savaşan kadınlar ve kötücül bir kadın canavar’ filme dahil ederek dünyayı ele geçirmeye çalıyorlar. Eskiden olsa böylesi bir kötülük vaadine balıklama dalabilecek bizim sarı şeytanlar, bu kez önce kendi paçalarını sonra da dünyayı kurtarmaya çabalıyorlar. Tabii başta umutsuz görünen, bizimkileri heyecanlandıran, başta garip hayalperest robot Dort karakteri var ki dönemin kadın hakları savunucusu Debby ile çok kısa sürede aşık oluyorlar. Bu alt metnin neden yerleştirildiğini anlamamakla birlikte çok da kafa yormayın derim. Çünkü Dort büyük sürprizler yapacak.  Buralardaki sakarlıklar, şaklabanlıklar önceki filmlere şapka çıkartır… Sonunda dünya kurtarılır ve asıl haber kulakları duymaz olarak tasarlanan Ed olan biteni kamerayla çekmiştir. Animasyonu yıllar önce çizimleriyle keşfeden James hayallerine kavuşmuştur. Film setinde ve artık gerçek yönetmen olduğunu anlarız. Adı jeneriktedir ve şurada sinemanın gerçek büyüsünü hissettiren sözleri en saf haliyle dile getirir. “çektiği bir filmi bir sinema dolusu insanla seyretmekten daha güzeli yok”.  Oscar konusundaki mesele spoiler olmasın diye vermiyorum. Yönetmenin minyonların adaylığına esprili bir göndermesi olmuş olmalı.

Bu arada küçük bir test gözlemiyle, salonu gişenin habercisi olarak görebilir miyiz bilmiyorum, bazılarının tebessüm bile etmediğini söyleyebilirim. Sakarlık oldum olası güldürdüğünden olsa gerek kendi yaşımın hakkını verdim… Aslında insanlar en çok  rol caption öncesi sihir kitabından çıkan eski minyon karakterlere hatta efendi Gru’nun göründüğü sahnelerin esprilerine güldü diyebilirim. Yani bu ufaklıkların ortak hafızamızda ne kadar yer ettiğinin kanıtı. Ama burayı kaçırmamak içinde 2022          Gru’nun yükselişi temalı ikinci Minions filmi hakkında  fikir sahibi olmak gerekiyor tabii. Yani Coffin tarafından oldukça ciddiye alındığı belli olan Monkey and Monsters, izleme aşamasında emek verilmeden kolay anlaşılacak gibi değil..

Ve Pierre Coffin in şu sözleri ne  kadar tam olarak filmde herkesçe anlaşılır şekilde değer bulduğunu söyleyemeyeceğim ama lafı bağlamak için buraya koyuyorum… “Hollywood” un dar anlamda sadece Amerikan olmadığını göstermek istedim… “. Belki de Debby’nin iki arada bir derede kritik noktada, alt metinden fırlayıp kahramanlara destek olmaya geldiği andaki sözleriyle de desteklenmiştir. Böyle çocuk filmi gibi değil de ciddi ciddi izlemek gerek bazı sahnelerini. Ama şamata izin verirse tabii. Seçim sizin iyi seyirler…

Yönetmen : Pierre Coffin

Senaryo : Pierre Coffin, Brian Lynch

Editör : Gregory Perler

Müzik : John Powell

Seslendirme : Zoey Deutch, Jesse Eisenberg, Jeff Bridgess, Allison Janney, Christoph Waltz, George Lucas

ABD-Fransa / Animasyon-Aile-Komedi-Macera / 90 Dk.

 

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz