Yolun Sonu / The End of It

Beklenmedik ve çok etkileyici bir keşif

“Yolun Sonu”, mükemmel bir konsepti etkileyici prodüksiyon tasarımı ve güçlü bir başrol performansıyla birleştiriyor. İlginç bir felsefi soruyu yanıtlamaya çalışırken, aynı zamanda hafif ve sürekli eğlenceli kalmayı başarıyor. Benim için FilmEkimi’nin en heyecan verici keşiflerinden biri oldu. Vizyona girdiğinde mutlaka izleyin derim.

OrtaKoltuk Puanı:

 

Katalan yönetmen Maria Martínez Bayona’nın ilk kez Cannes fstivalinde izleyici karşısına çıkan ilk uzun metrajlı filmi “Yolun Sonu / The End of It”, hem varoluşsal bir bilimkurgu, hem bir aile dramı, hem de gerçeküstücü bir kara komedi. Bayona’nın yazıp yönettiği, toplumun yaşlanma, öz saygı, güzellik ve sanat arasındaki bağlantıya takıntısına değinen alegorisi, yaşlanmanın tedavi edildiği yakın bir gelecekte geçiyor. Kan temizleme, kemik değiştirme ameliyatları, sürekli ilaç tedariki, her an kusursuz destek verebilen android asistanlar insanların sonsuza dek yaşayabilmesini sağlıyor.

Ünlü sanatçı Claire (Rebacca Hall), muhteşem modern evinde, kendisine çok düşkün kocası Diego (Garcia Bernal) ile inanılmaz derecede şanslı bir hayat yaşıyor. Ancak, bunun göründüğü gibi olmadığına dair küçük ipuçları da var : sürekli duvara çarpan robot elektrik süpürgesi ya da Clare’in yaklaşan doğum günü partisine karşı duyduğu hevessizlik. Claire koşu bandında koşarken tökezleyip kaburgasını kırıyor. Kemiği değiştirildiğinde kendisine bunun kalan son gerçek kaburgası olduğu söyleniyor. Bu da onu varoluşsal bir sorgulamaya yönlendiriyor: orijinal parçalarından hiçbiri kalmamışsa, hâlâ kendisi midir? 250. doğum günü partisinde bir genç kız sonraki doğum günlerinde ne yapacağını sorduğunda Claire, her yıl gelen sığ ve sahte arkadaşlarla, şekerli yiyeceklerle, hiçbir yere varmayan sohbetlerle 250 yıl daha kutlamaları sürdüreceğini hissederek dehşete kapılıyor. Mumlarını üfleme zamanı geldiğinde Claire, artık ölmeye karar verdiğin dile getiriyor. Parti konukları ve kocası Diego onun neden hayatından vazgeçmek istediğini hiç anlayamıyorlar.

Bir zamanlar modern sanatın devrimci ve çığır açıcı isimlerinden biri olan Claire, yıllar içerisinde kendini tekrar eden bir mücevher satıcısına dönüşmüştür. Sanatın ürüne, sanatçının markaya dönüştüğü bu dünyada eserlerin değeri, taşıdıkları fikirlerden çok onları kimin yaptığıyla ölçülmektedir. Claire’in esas sorunu, yaşlanmaktan çok kendini yenileyememektir. Ölüm gününe yaklaştıkça özgürce yaşamaya ve bir zamanlar tanındığı kışkırtıcı sanatı benimsemeye başlıyor, ölümünü meydan okuyan bir performans olarak sahnelemeyi seçiyor.

Claire’in kararının ardından, kâr elde etmek için can atan sergi sahipleri, ölüm gününü bir gösteriye dönüştürmesini öneriyorlar. Claire’in ölümüne kadar günleri geri sayan bir zamanlayıcı vardır ve insanlar, onu ölümsüz kılan her şeyden yavaş yavaş uzaklaşırken onu izlemeye teşvik ediliyorlar. Claire’in yaklaşan ölümünü görkemli bir performans sanatına dönüştürme kararı, dramaya farklı bir boyut katıyor. Yapaylıktan kurtularak, Diego ve arkadaşlarından uzaklaşmasına neden olsa bile, sanatsal benliğiyle bağlantı kuruyor ve son gösterisi olacağına karar verdiği şeyi sahnelemeye kendini adıyor. Bir zamanların kışkırtıcı sanatçısının atölyesinde şehvetli heykeller, kendi kemiklerinden yapılmış poz verilmiş bir iskelet ve geçmiş sergilerin broşürleri bulunuyor.

Claire’in 150 yaşındaki kızı (Noomi Rapace) sürpriz bir ziyaret için geldiğinde, onun hâlâ üremeyi tercih eden az sayıda kişiden biri olduğu ortaya çıkıyor. Bu durum büyük olasılıkla bir asırdan fazladır birbirine kin beslemiş iki kadın arasında yeni sürtüşmeler yaratıyor. Kendi hırslarını hiçbir zaman ebeveynliğin talepleriyle başarılı bir şekilde dengeleyememiş olan Claire, kızının çocuk yapma arzusunu alaycı bir tavrıyla karşılıyor. Filmin geri kalanı, onun işlerini yoluna koymasına odaklanıyor; bu da sanatsal kimliğini yeniden canlandırmaktan 150 yaşındaki kızı ile barışmaya kadar her şeyi içeriyor.

Muhteşem görseller sunan “The End of It”in hem fütüristik hem de zamansız yapım tasarımı çok başarılı. Buradaki gelecek, şaşırtıcı bir şekilde bugüne benziyor. Bu aşinalık, filmin varoluşçuluğunu soyut olmaktan ziyade anlık hissettiriyor. Sahneler, soğuk, kurumsal bir renk tonlamasıyla çekiliyor. Mobilyalar ahşap, kıyafetler sıradandır ve karakterler Bach‘ın “Do Majör Prelüdü” gibi klasik eserleri piyanoda çalıyorlar. Yaşlanmayı ele alış biçimi de ustalıklıdır; Claire fiziksel olarak belirli belirsiz değişiyorr, kendisi ve yarattığı sanat eseri arasındaki çizgi bulanıklaşıyor. Finaldeki olağanüstü performans, filmin kendi ışıklandırması ve kamera çalışmasıyla hayat buluyor.

Maria Martínez Bayona’nın oyuncu yönetimi de çok başarılı. Tüm yan karakterler çok başarılı. Noomi Rapace ile Gael Garcia Bernal göreceli olarak küçük rollerine ustaca derinlik ve yaşanmışlık katıyorlar.

“The End of It”i neredeyse tamamen taşıyan Rebecca Hall’in çılgın yorumuysa olağanüstü. Performansı son derece etkileyici ve filmin felsefi hedeflerini ustalıkla temellendiriyor. Finalde kendi ölümünü bir performansa dönüştürdüğünde, ölümsüzlüğün sıradanlaştığı bir dünyada ölümü, hayatın değerini yeniden görünür kılan bir gerçeğe çeviriyor.

Hall’un performansı, sadece Claire’in yapay zekâ asistanını canlandıran Beanie Feldstein ile kıyaslanabilir. İnsan gibi görünse de robotik davranıyor ve Claire’e tıbbi ve kariyer desteği sağlarken aynı zamanda sırdaşı olarak da görev yapıyor. Feldstein, kasıtlı olarak sert, mekanik bir karakteri filmin duygusal ve komik kalbine dönüştürme gibi zor bir görevi üstleniyor. Performansıyla, yer aldığı her sahneye hem derinlik hem de eğlence katıyor.

“Yolun Sonu”, mükemmel bir konsepti etkileyici prodüksiyon tasarımı ve güçlü bir başrol performansıyla birleştiriyor. İlginç bir felsefi soruyu yanıtlamaya çalışırken, aynı zamanda hafif ve sürekli eğlenceli kalmayı başarıyor. Benim için FilmEkimi’nin en heyecan verici keşiflerinden biri oldu. Vizyona girdiğinde mutlaka izleyin derim.

Yönetmen / Senaryo : Maria Martínez Bayona

Görüntü Yönetmeni : Andres Arochi

Kurgu : Tania Reddin

Müzik : Paloma Penarrubia

Oynayanlar : Rebacca Hall, Noomi Rapace, Gael Garcia Bernal, Beanie Feldstein, David Verdaguer, Susan Wokoma, Kristine Kujath Thorp, Alba Tonini

İspanya / Bilimkurgu-Dram / 102 Dk.

 

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz