2073
İstanbul 41.Uluslararası Film Festivali kişisel önerilerim 3
Bir gelecek belgeseli
Bu kez karşımızda, dünyamızı bilinçsizce yaşanmaz hâle getirmekte olduğumuzu eleştiren ilginç ötesi bir belgesel var. İlginç, çünkü eleştiri günümüzden değil, gelecekten, 2073 yılında mahvettiğimiz bir dünyada yaşamak zorunda bıraktığımız kişilerden geliyor.
İklim değişikliklerinin çığırından çıktığı, devasa fırtınaların, hortumların, tüm kentleri yok edecek boyutta yangınların, sayısız insanı götürüp yok eden sellerin durmaksızın etkisinde olduğumuz bir dönemde yaşıyoruz. Üstelik siyasi ve toplumsal istikrarsızlık bütün gezegeni sardığından, doğal felâketlere etkileyici biçimde müdahale edebilecek güçlü yönetimler de yok. Servet dengesizliği dorukta; zenginler giderek daha zenginleşiyor, fakirler daha da fakirleşiyor. Hizmet beklediğimiz yönetimler de, teknolojik gücü elde tutan aşırı varlıklıların kuklası olmuş durumda. Fukaralaşan büyük çoğunluk bunun bilincinde olsa bile, aktif olarak az ya da hiç aktif karşılık verebiliyor. Medyadaki güç dengesizliğini kınasak, aşırı güçlenmeyi nefretle karşılasak da, bizim haklarımızı gasp ederek zenginleşmeyi sürdürenler ceplerini doldururken, yüzümüze arsız ve kişiliksiz bir gülümsemeyle bakmaktalar.
1972’de Londra’da Hindistan kökenli Müslüman bir ailede doğan, belgeselleriyle çok sayıda ödül kazanan İngiliz sinemacı Asif Kapadia, ilk kez 2024 Venedik Film Festivali’nde yarışma dışı gösterilen, belgeselle kurmacayı iç içe geçirerek kıyametvari bir gelecekten günümüze uyarı olarak tasarladığı “2073” ile, izleyicileri bu sorunlarla ilgili uyarmaya çalışıyor
Chris Marker‘ın, insanlığın geleceğini kurtarmak amacıyla hayatını tehlikeye atan bir zaman yolcusunu konu alan 1962 yapımı kısa filmi “La Jetée”den esinlenen Kapadia, küresel felaketlerin ve adaletsizliklerin sert ve sarsıcı gerçek görüntülerin ve gerçek röportajları distopik bir yakın gelecekte geçen kurmaca bir öyküyle büyük ustalıkla harmanlıyor.
“2073” yakın geçmişimiz ile güncel olayları irdelerken, 11 Eylül ve 2008 mali krizinden faşizmi yükselişine, yaygın gözetimin tehlikelerine, Silikon Vadisi teknoloji şirketlerinin aşırı zenginlik ve gücüne değiniyor. Karşımıza, 60 kadar ülkede yapılmış çekimlerle Trump ve Murdoch ailelerini, Vladimir Putin’i, Benjamin Netanyahu’yu, Xi Jinping’i, Mohammed Bin Salman’ı, Narendra Modi’yi, Koch kardeşleri, Elon Musk’ı, Mark Zuckerberg’i, Jeff Bezos’u, Peter Thiel’i çıkarıyor. Film Trump’ın yeniden iktidara gelişinden önce çekilmiş olmasına karşın Kapadia kâhin gibi onu geleceğin olası kıyametinin sorumlularının arasına alıyor.
Sıradan seyirci en çok korku filmi sevdiği için “2073”ü bir korku filmi olarak tasarladığını söyleyen Asif Kapadia’nın filminde Samantha Morton’lu kurmaca bölümler, yapay zekâ, iklim değişiklikleri, antidemokratik otoriter rejimler ve kitlesel teknolojik baskılar sonucunda dünyanın hem ateşler içinde hem de sular altında kaldığı karabasan gibi bir gelecekte, faşist polis devletine dönüşmüş ürkünç bir Amerika’da geçiyor. Ancak, asıl korkunç olan öykünün bu kurmaca kısmları değil. Filmin en dehşet verici bölümleri gerçek olanlar, en sarsıcı, en şoke edici söylemler hâlen gücü temsil eden gerçek kişilerin ağzından çıkanlar.
Gelecekteki bir kişinin kendi geçmişiyle ilgili uyarısının bizim şimdiki zamanımıza yapılmış olması gerçekten de çok parlak bir fikir. Ve tabii ki her uyarı gibi de epey rahatsız edici. Aslında izleyeni rahatsız etmesi çok iyi bir şey. Olur a; belki birkaç seyirci “bir şeyler yapılmasız gerekiyor” deyiverir. Çok önemli bir mesajı büyük ustalıkla veren bu filmi Festivalde kaçırırsanız vizyonda mutlaka izleyin der, hepinize huzursuz seyirler dilerim.
Yönetmen : Asif Kapadia
Senaryo : Asif Kapadia, Tony Grisoni
Görüntü Yönetmeni : Bradford Young
Kurgu : Chris King, Sylvie Landra
Oyuncular : Naomi Ackie, Samantha Morton, Hector Hewer
İngiltere / Belgesel / 85 Dk.