Çarpışma Anı / Collision course / Colisión
Çarpışma Anının Beş Senaryosu
Ekonomik kriz etkilerinin devam ettiği 2013 yılı İspanya’sında geçen bir banka soygunu hikayesi modern anlatımı ile çarpışma anının olabilecek seçeneklerini ortaya koyarak izleyiciye “Hangi senaryoyu sevdiyseniz onu alın” diyor…
“Bir ülkede ekonomik kriz varsa, orada sadece para değil, adalet ve güven de değer kaybetmiştir.” Filmin arka fonunda kullanılan İspanya ekonomik krizinden söz ederek eleştiriye başlamak daha doğru olacak. Filmin başında bu krizin verileri ortaya konuluyor. “Yıllar boyunca İspanyol bankaları sıradan insanlara finansal ürünler sattı, bu insanlar birikimlerini kaybetti, bazıları ise evlerinden oldu. 2012’de sistem çöktü. Devlet bankalara 60 milyar euroluk kurtarma paketi sağladılar” Ve işsizlik, düşük ücret gibi verileri sunmaya devam ediyor…Krizi araştırdığımda şöyle bir sonuç çıktı karşıma: “2008: Küresel finans krizi İspanya’yı vurdu. Gayrimenkul balonu patladı, inşaat sektörü çöktü.
2009–2011 : İşsizlik hızla yükseldi. Özellikle gençler ve inşaat sektöründe çalışanlar ağır darbe aldı.
2012 : Kriz derinleşti. Bankacılık sistemi için Avrupa’dan 41,3 milyar avroluk mali yardım sağlandı.
2013 : İşsizlik yıllık ortalama yüzde 26,2’ye ulaştı. Yaklaşık altı milyon kişi işsizdi.
2014 ve sonrası : Ekonomi yavaş yavaş toparlanmaya başladı.
Senaryo bu krizden yara almış, borçlu bir grup insanın bankayı soymalarını anlatıyor…
Evet filmi izlediğimizde göreceğiz ki gerek ekonomik durum gerek bu ekonomik durumun yarattığı insan tipi bizim bugün yaşadıklarımıza çok benziyor. Özetle şöyle söyleyeyim : “Soygunu yapanlar aynı insanlar, soygunu soruşturanlar aynı, güya suçluları sorgulayanlar aynı insanlar!”
SUÇ ORTAKLIĞINDA ORTAYA SAÇILAN SIRLAR
Filmlerin başlangıcında genelde film sonunda verilmek istenen mesajın ya da olayın anahtar görüntüsü, sözü verilir. Filmin girişinde İspanya’daki ekonomik veriler sıralanırken beyaz yakalı banka memuru sabahleyin saat altı otuz beşte işe gitmek için hazırlanmaktadır. Takım elbisesini giyinip sokağa çıkar ve kaldırımdan yürürken balkondan onu gözleyen yaşlı komşu kadın bir kova suyu memurun tepesinden ıskalayarak boşaltırken “Rezil” diye seslenir. O da pişkince “Günaydın” der ona. Aslında kadın gel-git akıllıdır, ama yerinde sözleri söyleme cesaretini de en fazla onlar gösterirler. “Rezil” dediği adamın adı Ernesto’dur (Luis Zahera). Ernesto ( Filmin yaratıcısı olsam asla bu adı o karaktere vermezdim) saat tam yedide çalıştığı Condal Bankasının kapısından içeriye girer ve iş yapmaya hazırlanırken bankanın zili çalar. Normalde bankanın açılış saati sekizdir ama Ernesto her zaman yaptığı gibi bir saat öncesinden gelip hazırlık yapmaktadır. O saatte ise zile basan yüzü maskeli soygunculardan başkası değildir. Bankadan içeriye giren üç kişidir ama soygun çetesi altı kişidir…
Olaylarlar geliştikçe soygun çetesinin suç ortaklığı, bu ortaklığa ihanet edenler, daha fazlası benim olsun diyenlerin akıbeti beş farklı seçenekle önümüze sunuluyor. Bu seçeneklerden birincisi (çünkü sürpriz barındırıyordu), dördüncüsü benim en beğendiğim senaryo oldu. İzleyiciler de kendi senaryolarını seçebilirler…
Filmin adındaki çarpışma sözcüğü, hikâyenin fiziksel olayından daha geniş bir anlam taşıyor. İnsanların çıkarlarının, korkularının, geçmişlerinin ve birbirleri hakkındaki gerçeklerin çarpışması söz konusu. Ekonomik krizin yarattığı toplumsal atmosfer de bireysel suçların arkasındaki koşulları düşünmemize imkân veriyor. Ancak filmin bu toplumsal arka planı ne ölçüde derinleştirdiği, anlatının önemli bir tartışma noktasına dönüşüyor. Bir film aralığına hem soygunu, hem çürümükte olan devlet kurumlarını, hem kişi analizlerini sığdırmak elbette zor; “La casa de Papel” gibi uzun bir serinin sunduğu olanaklardan yararlanmak mümkün olmasa da izleyici böyle bir beklenti içine giriyor…
Daniel Sánchez Arévalo’nun yönettiği Çarpışma Anı bize kuşkusuz bazı çarpışma hikayelerini de hatırlatacaktır. 3 Kasım 1996 yılında, bundan tam otuz yıl önce susurluk’ta kamyona çarparak altına giren Mercedes marka otomobildeki suç ortaklarını örneğin. Ne yalan söyleyeyim filmin versiyonu bana çarpma anının çeşitli alternatiflerini düşündürdü ve hangi durumda ne sonuç olurdu muhakeme etmeye çalıştım. Sanırım filmin en cazip yönü bu! Bir diğer çapıcı yanı ise polis ve suçlu arasındaki sınırları sorgulaması. Suçu işleyenlerle soruşturmayı yürütenlerin birbirine karıştığı bu düzende adalet, ahlak ve çıkar kavramları da tartışmalı hâle geliyor. Gerçeği ortaya çıkarmakla gerçeği gizlemek arasındaki çizgi giderek silikleşiyor. Böylece izleyici, kimin haklı, kimin suçlu olduğunu sorgularken insanın koşullar karşısındaki ahlaki tutumunu da düşünmeye başlıyor… Evet modern anlatım hikayenin bütünlüğünü bozup seni gerçek duygudan uzaklaştırıyor ama insanın önüne de bambaşka bakış açıları sunuyor.
Özetle Çarpışma Anı, izleyiciyi yalnızca bir soygunun nasıl sonuçlanacağına değil, insanların zor koşullarda nasıl birer başka insana dönüşebileceğine de odaklayan bir suç ve gerilim hikâyesi. Bazen insanı asıl tehlikeye sokan şey dışarıdan gelen tehditler değil, en çok güvendiği insanların sakladığı gerçeklerdir. Film, çarpışmanın ardından ortaya çıkan enkazın yalnızca araçlara değil, insan ilişkilerine de ait olduğunu hatırlatıyor…
Yönetmen : Daniel Sánchez Arévalo
Senaryo : Ramón Campos, Daniel Sánchez Arévalo
Görüntü Yönetmeni : Rafa García
Kurgu : Miguel Sanz Esteso
Oyuncular : Laia Costa, Karra Elejalde, Luis Zahera, Tamar Novas, Álvaro Cervantes, Mónica Caballero, Alba Fontecha
İspanya / Suç-Gerilim / 122 Dk.











