Çatlak

Fikret Reyhan’ın bol ödüllü filmi “ÇATLAK” MUBİ’de vizyonda

BİR RİYAKARLIK BAŞYAPITI

(SPOT) Film ödünç alınan bir borcun ödenmesi istendiğinde kalabalık bir ailede yaşanan çatışmaları anlatıyor. Fikret Reyhan çok inandırıcı karakter tahlilleri içeren senaryosunda toplumsal sorunlarımıza bir sosyolog titizliğiyle yaklaşıyor. Toplumsal sorunlarımıza bir sosyolog titizliğiyle yaklaşan Reyhan ,Türk sinemasında son yıllarda çıkan heyecan verici işlerin birine imza atarken, usta bir yönetmenin gelişini müjdeliyor.

Antakya doğumlu 47 yaşındaki fizik mühendisi, yönetmen, senaryo yazarı, kurgucu, yapımcı Fikret Reyhan‘ın bol ödüllü 2. uzun metrajlı filmi “Çatlak” MUBİ’de vizyona girmesiyle sonunda seyirciyle buluşuyor. İlk filmi “Sarı Sıcak” (2017) ile Moskova Film Festivalinde En İyi Yönetmen, İstanbul Film Festivalinde En İyi Film ödüllerini kazanan Fikret Reyhan, sermayenin el değiştirmesini ve bu değişimden etkilenen insanların hayatlarını anlatmıştı.

Pek çok eleştirmenlerce yılın en iyi yerli filmi olarak gösterilen “Çatlak”ta, Fikret Reyhan ödünç alınan bir borcun ödenmesi istendiğinde, kalabalık bir ailede yaşanan çatışmaları anlatıyor. 40. İstanbul Film Festivalinde En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve Uluslarası Sinema Yazarları Birliği (FİPRESCİ) En İyi Film ödüllerini kazanan filmin yaratıcısı Fikret Reyhan ile Temmuz ayında İstanbul Hilton’da yapılan ödül töreninde tanışma ve filmini konuşma fırsatını bulmuştum.

BİR BORÇ ÖDEMESİNİN ANATOMİSİ

Fikret Reyhan her repliğinin keskin bir gözlem gücünü yansıttığı bu usta işi öyküde, muhafazakar bir ailede maddiyata dayalı ilişkileri, tıkır tıkır işleyen bir kurgu ve sarsıcı bir dille anlatıyor. Filmin kalitesinin dışında benim açımdan önemli olmasının bir diğer sebebi de Cüneyt Cebenoyan’a ithaf edilmiş olması. Zira 2 yıl önce bir trafik kazasında kaybettiğimiz eleştirmen kardeşimizin yeri doldurulamadı.

Zengin bir senaryo ile, kusursuza yakın bir mizansen ile, dinamik bir kurgu ile “Çatlak”ın başarısının mimarı Fikret Reyhan bu başarısıyla Türk sinemasında son yıllarda çıkan en heyecan verici işlerden birine imza atarken, usta bir yönetmenin gelişini müjdeliyor. Film dürüstlük, riyakarlık, kıskançlık, bencillik, kırgınlıklar, egolar, menfaatlerin çatışması gibi zorlu temaların hakkını veriyor.

Gerginlik ve gariplik arasında gidip gelen rahatsız edici bir aile içi görüşmesi üzerinden, Fikret Reyhan ustalıkla yazılmış diyaloglar eşliğinde, kendimizden izler bulabileceğimiz gerçekçi tespitler yapıyor. Yönetmenin diyalog ağırlıklı mizansenine katkıda bulunan, “Sarı Sıcak”ta birlikte çalıştığı Macar görüntü yönetmeni Marton Miklauric, karakterlerin mimiklerini, birbirlerine anlamlı bakışlarını yakalamada başarılı.

Fikret ReyhanSarı Sıcak”ta olduğu gibi bu görüntülere dinamik kurgusunda yer vererek, aksiyonu olmayan, tiyatro tadındaki filmine tempo katıyor. Reyhan dar bir mekandaki ailenin karakterlerini ustalıklı bir trafikle mizansenine taşımayı beceriyor. Yönetmen sinemasının parlak örneği “Çatlak”ta ele aldığı konu üzerinde hakimiyetini kanıtlayan Fikret Reyhan gözlem gücüyle de tam puan alıyor.

İngilterede göçmen işçi olarak çalıştıktan sonra Türkiyeye dönüp evlenen Fatih (Hakan Emre Ünal) maddi sıkıntılarını gidermek ve ailesine gönderilmek üzere yakın arkadaşı Ayhan’dan (Görkem Mertsöz) yüklü miktarda bir borç alır. Ancak Fatih aldığı bu borcu ödemeyince, Ayhan Türkiyeye gelip sıkışıklık yaşadığını söyleyerek verdiği parayı kibarca ister. Arkadaşını evine götüren Fatih kendisini, karısı, otoriter babası (Hakan Salınmış), sağduyulu annesi, erkek ve kız kardeşiyle tanıştırır. Alınan borcun iade edilmesi talebi, çoğu aynı apartmanda yaşamını sürdüren kalabalık aile bireylerinin, bir mangal akşamında bir araya gelmesine neden olur.

Muhittin oğlu Fatih ile, zarar ettiğini söylediği bakkal dükkanının üstündeki dairelerde otururlar. Ayhan ve ağabeyi Cengiz (Süleyman Karaahmet) yaptıkları ziyarette İngiltere’de Brexit karmaşası yüzünden işlerinin aksadığını anlatırlar. Muhittin anında “kıt kanaat geçiniyoruz” diyerek borç ödemesinin ertelenmesine kılıf hazırlar. Aslında Ayhan Fatih’e bankaya borçlanıp faiz ödememesi için borç vermiştir. İçi boş sohbetlerle, göstermelik misafirperverlikle geçen ziyaret kısa sürer. Erkeklerin borcun kapatılması konusunda bir araya geldiğinde herkes topu taca atmaya çalışır.

Ayhan sterlinle verdiği borcu, parasını kurtarmak için kur farkından vazgeçerek geri ödenmesini kabul eder. Aile bireyleri ellerindeki arsa, minibüs, altınların satışından gelecek parayla borcun ödenmesine yeşil ışık yakmaz. Her birinin menfaatlerinin bozulmaması için gerekçeleri vardır. İç hesaplaşma münakaşası ailenin erkeklerinin yumruk yumruğa germeleriyle sonuçlanır.

TİYATRO TADINDA FİLM

Baştan sona dört duvar arasında, tiyatro tadında geçen filmde Fikret Reyhan, iç içe geçmiş ekonomik çıkarlarla yaşayan aile içinde bir fitili ateşleyen “borcun ödenmesi” konusunu senaryosunda işler. Filmde mükemmel yapılan karakter tahlilleri eşliğinde, aile bireyleri arasında gizli kalmış çatışmaların su yüzüne çıktığına tanıklık ederiz. Baba Muhittin içten pazarlıklı, fırsatçı, riyakar, samimiyetsiz ve oportünist bir insandır. Erkek egemen kültürünün temsilcisi, bütün ailevi kararları almaya alışık otoriter baba, emirlere uymaya alışmış evin kadınları, halının altına süpürülmüş, görmezden gelinmiş aile içi ihtilaflar, ustalıklı bir gözlem gücüyle senaryoda yer alıyor.

Ayhan’dan alınmış borç paranın ailenin tün bireylerinin hayatlarını iyileştirmesinde kullanılmış olması, iki erkek kardeş ve damatların bu gerçekle hiç yüzleşmeye cesaret etmemeleri, gizli kalmış kıskançlıklar, kırgınlıklar, Ayhan’ın ziyaretinden sonra masaya yatırılır. Dürüst bir insan olan Fatih’in annesi alınan borcun ödenmesi için karar alınmasını talep ederken, bazı aile bireyleri bu ödemeye katkıda bulunmayı, kendilerine göre haklı sebepler ileri sürerek reddederler. “Borç hepimizin borcu değil mi ?” diyen anne Şükran (Süreyya Kilimci) “bu para ödenecek diyerek ailenin tek dürüst kişisi olduğunu gösteriyor.

Senaryoda aile bireylerinin kendilerini temize çıkarmak için gösterdikleri gerekçeleri sergileyen riyakarlık tabloları var. Örneğin baba Muhittin Ayhan’ın oğluna borç olarak verdiği paranın borsadan kazanıldığı için, kumar parası olarak haram sayılması gerektiğini öne sürüyor. Karısı Şükran’ın köydeki tarlayı satmasını teklif etmesini “orada büyüklerimizin mezarları var” bahanesiyle reddediyor. Kızı Hacer ileride orada bir köy evi yaptırmayı düşlediğini söyleyerek babasına destek veriyor.

Aile reisi Muhittin oğlunun borcun ödenmesi için bankadan kredi çekilmesinin şartı olan evin ipotek edilmesi şartını anında reddediyor. “Zaten Ayhan’ın ailesinin paraya ihtiyacı yok, para koparmaya çalışıyorlar” diyebiliyor. Hatta evine misafirliğe gelen Ayhan ile ağabeyi Cengiz’den, kaçak çıktığı çatı katına yerleştireceği su deposunun yerine konmasında yardım etmelerini isteyebiliyor. Anne Şükran kahve sevisi yapmaya hazırlanan kızına altın bileziklerin gözükmesin, kolunun içine sakla” öğüdünü veriyor. Kızı Hacer’in altın biriktirdiğini kocasından bile sakladığını riyakarlık tablolarına ilave etmek mümkün.

Fikret Reyhan senaryosunda toplumsal sorunlarımıza bir sosyolog titizliğiyle yaklaşıyor. Aynan’ın ziyaretiyle nazik bir havada gerçekleşen sohbet toplantısındaki göstermelik misafirperverlik, borç parayla satın alınan okul servis aracı minibüsün gelirinde tüm aile bireylerinin istifade etmesi örnek olarak gösterilebilir. Senaryo çok inandırıcı karakter tahlilleri içeriyor. Tahsilli olmasına rağmen bazı hatalarını kabullenen Fatih, borcun ödenebilmesi için altınlarını bozduracağını söyleyen annesi, düğününe gelen altınların çoğunun kız tarafının getirdiğini ileri sürerek vermeyeceğini söyleyen karısı, aile tarafından kendini dışlanmış gördüğünü söyleyen damat gibi.

57. Antalya Altın Portokal Film Festivalinde En İyi Kadın Oyuncu Ödülünü paylaşan Tuğçe Yolcu, Süreyya Kilimci, Elif Ürse, Gülçin Kültür Şahin ve Canan Atalay performanslarıyla ekip oyunculuğu dersi veriyorlar. Erkek oyuncular da kadınlardan geri kalmıyorlar.

Yazıma spoiler vermeden son noktayı koymak durumundayım. Filmin sonunu merak edenler MUBİ’den izleyebilirler. Zira tek bir günde geçen konusuyla, hızlı tempolu ve hiç sarkmayan anlatımıyla, sağlam oyunculuk performanslarıyla, “Çatlak” izlenmeyi hak eden bir film.

Yönetmen / Senaryo / Kurgu : Fikret Reyhan

Görüntü Yönetmeni : Marton Miklauzie

Oynayanlar : Giray Altınok, Mehmet Bilge Hasan, Canan Atalay, Taha Bora Elkoca, Süleyman Karaahmet, Süreyya Kilimci, Hakan Salınmış, Hakan Emre Ünal, Görkem Mertsöz

Türkiye / Dram-Aile / 82 Dk.

https://youtu.be/A7HOpyeJ9Uo

Yönetmen FİKRET REYHAN-Siyad üyesi film eleştirmeni VİKTOR APALAÇİ

Film notum:
İLEÇatlak
KAYNAKÇatlak
Önceki yazıBabamın Kemanı
Sonraki yazıDon’t Look Up

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here