40. İKSV ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ

ULUSAL YARIŞMA 2

“Cemil Şov”

2005’de Marmara Üniversitesi Grafik bölümünden mezun olan 1983 İstanbul doğumlu Barış Sarhan, Türkiye’nin önde gelen reklam ajanslarında önce sanat yönetmenliği yapmış, sonra da reklam yönetmenliğine geçmiş. Çektiği iki kısa filmle yurtiçi ve yurt dışında festivallere katılan Sarhan’ın ikinci kısa metrajı ”Cemil Şov” (2015) yalnızken kendi kendine taklitler yapan ama insanların yanında çekingen davranan güvenlik görevlisi Cemil’e odaklanan bir çalışma.

Cemil evinde tek başına eğlenceli taklit videoları çekip paylaşır, çalıştığı AVM´de ise bir depoda güvenlik kameralarına bakar. En büyük arzusu “Ayın Elemanı” seçilmek ve aynı yerde çalışan platonik aşkı Burcu´ya kendini göstermektir. Ayın elemanı seçilemeyince büyük bir hayal kırıklığına uğrayan Cemil yeteneklerini herkese göstermek için yaptığı taklitlerden birini hoparlörlerden AVM´deki herkese dinletir. Yazar yönetmen Barış Sarhan, atmosfer yaratmaktaki ustalığı, başarılı ses tasarımı ve sağlam oyunculuklarıyla güçlü bir duygu yaratmayı, derinlemesine bir karakter analizi ortaya koymayı başaran bu kısa filmin uzun versiyonunu ile karşımızda. Keşke başarılı kısası ile yetinip uzununu hiç çekmeseymiş.

Kanımca filmin kusurları aynen “Av”da eleştirdiklerime benziyor. “Cemil Şov” da, çok iyi çekilmiş, çok iyi oynanmış bir film. Özellikle görüntü yönetmeni Soykut Turan, kırmızının tüm tonlarını ve karanlığı ustalıkla kullanan görselliğiyle, Siyah-Beyaz, kimi zaman çizikli karelerle yansıttığı 40 yıl ötesinin Yeşilçam’ını başarıyla harmanlamış. Yıllar önce ilk kez Krek’in “Bayrak” ve “Güzel Şeyler Bizim Tarafta” oyunlarında hayranlıkla izlediğim, son yıllarda, özellikle “Dilsiz”de, sinemada da tiyatrodaki başarısını sürdürdüğüne tanık olduğum Ozan Çelik harika. Oyuncu olma hayaliyle yaşayan bir AVM güvenlik görevlisinin,40 yıl öncesinde çekilmiş “Kabus” filminin kötü adam rolünü kapmaya çalışırken, rolü yıllar önce oynamış olan aktör Turgay Göral’la özdeşleşmesini, bu tutkunun ardında giderek çığırından çıkmasını müthiş etkileyici biçemde yorumluyor.

Filmin sorunu bence senaryodan kaynaklanıyor. Barış Sarhan, ALTYAZI dergisindeki bir söyleşide beğenilen kısa filminden söz ederken uzun versiyonunu çekmeye hazırlandığını belirtmiş. Sanırım yazar yönetmenin en büyük yanılgısı burada. Eldeki malzeme değil 102 dakikalık bir uzun metraj, bir orta metraj yapmak için bile yeterli değil.

Bu yüzden, takıntılı bir genç adamın giderek çıldırması konusunun paralelinde, Ebru (Nesrin Cevadzade) ile müdür Zafer’in (Alican Yücesoy) mecburen genişletilen ilişkisinin aşamaları, Cemil’in enerji dolu öyküsünün temposunu düşürmekle kalmıyor, bu son derece yüzeysel bırakılmış karakterlere iki büyük oyuncunun derinlik katma çabasını da boşa çıkarıyor.

Oyunculuklardan söz etmişken, Başar Alemdar’ı, “Kabus” filminin anti kahramanını olarak çok başarılı bulduğumu belirtmek isterim.

Sonuçta tüm erdemlerine karşın epey başarısız bulduğum “Cemil Şov”un, İngiliz ve Fransız eleştirmenlerince çok beğenildiğini de eklemek isterim.

Yazıyı bitirmeden önce, filmde beni müthiş rahatsız eden bir durumu sizlerle paylaşmak isterim. Barış Şarhan, her ne kadar bir dönemin Türk Sinemasına mizahi ve bir parça eleştirel bir bakışla yaklaşıyorsa da, filmde, başından sonuna yoğun bir Yeşilçam nostaljisi hissediliyor. Ancak, yaşamın aynası olan sinemanın bu sebeple çok önemli bir toplumsal işlevi olduğunu düşünerek, o dönemde çoklukla yapılmış da olsa, Yeşilçam’ı, B sınıfı “avantür” filmleri ile özdeşleştirmesini, hatta türün güzellemesini yapmasını çok yanlış buluyorum.

 

Yaşım icabı, Muhsin Ertuğrul’un son, Lutfi Akad’ın ilk filmlerinden başlayarak, Yeşilçam sinemasının tüm önemli ürünlerinin vizyona girdiklerinde izlemiş bir seyirci ve sinema yazarı olarak, Barış Şarhan’ın Cemil’in tutkusunun absürt boyutunu öne çıkarmak amacıyla Yeşilçam’ın en pespaye türünün güzellemesini yapmasını anlayışla karşılayabilirim. Ama, özgürlüğün aynası olan sanata, göz ardı edilmek bir yana, karşı durularak yaklaşıldığı dönemde, özellikle sinemasal geçmişimizin cahili genç kuşaklar yetişirken, filmi izleyen bir genç sinema meraklısının “demek ki Yeşilçam dedikleri buymuş” izlenimi edinmesi gibi bir tehlike olduğunu düşünüyorum. Yönetmen Sinemasının ilk başyapıtlarının yaratıldığı, henüz bizde “auteur” sinemasının lafı bile geçmezken, Ömer Kavur gibi bir dehanın günümüzün yaratıcı Türk Sinemasının temellerini attığı Yeşilçam’ı “Kabus” ve emsali filmlerle, çan çekiştiği son yıllarda, denize düşenin yılana sarılması olarak yöneldiği seks filmleriyle sınırlamış gibi duran “Cemil Şov”u, bu sebeple bir miktar da suçluyorum.

Yine de iki yıldızı esirgememişsem, onları Soykut Turan ve Ozan Çelik için verdiğimi belirtmek boynumun borcu.

 

Yönetmen / Senaryo : Barış Sarhan

Görüntü Yönetmeni : Soykut Turan

Kurgu : Evren Lus

Müzik : Taner Yücel

Oyuncular : Ozan Çelik, Alican Yücesoy, Nesrin Cavadzade, Cezmi Baskın, Başar Alemdar, Fuat Kökek, Sennur Nogaylar, Ülkünur Arslan

Türkiye / Gerilim-Komedi / 102 Dk.

 

 

 

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here