Kovboy Meksika’da…

Bazı insanlar için zamanın acımasızlığıyla yaş alınması onları işleri güçlerinden alıkoymuyor. Örneğin, bizden Haldun Dormen ya da geçenlerde “Bir Delinin Hatıra Defteri”nde yeniden izlediğim Genco Erkal gibi… Bu denilenin dünya sinemasında da çokça örneği var. Jean-Luc Godard, halen üretiyor, tıpkı usta sinemacı Clint Eastwood örneğindeki gibi…

Eastwood, doksan bir yaşında ve halen film çevirmeye ve yapımlarda oynamaya devam ediyor. Kendisinin sinemadan kopmaya hiç niyeti yok, dolayısıyla bizim de en büyük temennimiz şimdilik son filmi olarak görünen 2021 yapımı “Cry Macho“nun Eastwood‘un o ihtişamlı sinemasının son filmi olarak kalmaması… M. Richard Nash‘ın romanından uyarlanma Cry Macho’da, en son 2018 yılında “The Mule” filmi ile kameranın önüne geçen Eastwood, eski bir rodeo yıldızına hayat veriyor. Mike, artık yaşlı görünümüyle eşinin ve çocuğunun bir kazada ölümü sonrasında yeniden hayatını kendisine geri veren patronu Polk’un (Dwight Yoakam) Meksika’da olan çocuğu Rafo’yu (Eduardo Minett) belalı olan alkol müptelası ve şiddet eğilimli annesinin elinden kurtarıp, Teksas’a getirme gibi zorlu bir görevle baş başa kalır.

Mike, aslında filmin her anında görüldüğü üzere itiraz eden birisi değildir. Üstelik patronu, kaza sonrasında hayata küsmüş ve tam olarak uçuruma yuvarlanmaktayken kendisini yeniden hayata bağlamış ve ona iş vermiştir. Teklife, bu duygularla olumlu karşılık verir ve Meksika sınırından kovboy şapkası ile geçerek daha başlarda Meksika’ya vardığı sırada göreceğimiz üzere uzun ve meşgaleli bir seyahate çıktığını biz izleyenlere haber vermektedir adeta.

On üç yaşındaki Rafo’yu önce annesi olan Leta’dan (Fernanda Urrejola) ister. Ancak annesi, oldukça belalı biridir ve yanındaki gangster kılıklı adamlarının korkutuculuğuyla Mike’dan sınırı terk etmesini ister. Annesinden olumlu yanıt alamayan Mike, horoz dövüşü yapılan ve polislerin baskınına sıklıkla uğrayan mekanda ulaşır çocuğa. İlk başta Rafo gelmeyi kabul etmez, ancak Mike’ın, babasının büyük arazileri ve hayvanlarının olduğunu söylemesi, bir nevi cennet vaadinde bulunulması her çocuk gibi ona da cazip gelir ve bundan sonra takipli bir yolculuk başlar. Film boyunca sadece Rafo’nun annesinden kaçış macerası yoktur. Bir de onlara tüm sıcaklığını gösteren ve “Federaller” olarak isimlendirilen Meksikalı polislerden kurtaran Marta (Natalia Traven) ile yaşanan aşk hikâyesi de bulunur. Marta da kızını kaybettiği için bakıma muhtaç torunları ile baş başa kalmıştır.

Marta’nın yanında mutlu görünen Mike, öte yandan kasabalıların da ilgisini çeker. Zira, onda eskiden beri hayvanlarla kendi arasında tuhaf bir iletişim dili gelişmiştir. Kasabalıların hayvanlarının tüm sorunlarına Mike bir şekilde çözüm getirmektedir. Fakat, artık Meksika’da fazla barınamazlar.

Bir süre Mike ve Rafo, Marta’nın yanında kalsalar da, ulaşmaları gereken bir amaç vardır: Bir an önce çocuğun tehlikelerle dolu Meksika’dan, Teksas’taki babasına ulaştırılması… Ancak, şimdi Mike’ın yeniden hayatına heyecan ve aşk katan Marta’sı vardır. Pekiyi şimdi, o ne yapacaktır?   Eastwood’un Geçmişe Selamı…

Filmin yönetmenliğini de üstlenen Eastwood‘u bu filmin bedenen biraz zorladığını söyleyebiliriz. Ancak yine de filmin, bir western olmadığını belirtelim. Gerçi 1992 yılında oynadığı ve birçok oscar’a uzanan Unforgiven (Affedilmeyen) filmi ile benzer noktaları yok değil bu yapımın. O filmde, belalı bir kovboyun, bedenini satan bir kadının suratını dağıtması üzerine, intikam almak için bir cezalandırıcı aranmaktaydı. Ve o da Eastwood‘un hayat verdiği Munny’di. Munny de, tıpkı Mike gibi eşini kaybetmiş bir adamdı. Burada da çocuğun Meksika’dan geri getirilmesi için kovboy eskisi bir kurtarıcıya ihtiyaç vardır.

Film, belki de Eastwood‘un Sergio Leone ile ortak yapımı kimi spagetti western’lerinin mizahi kısımlarını da alan, aklı zorlayan sahneleri de taşıyor. Örneğin, horoz Macho’nun peşlerindeki tehlikeli adamı diskalifiye etmesi gibi…

Dolayısıyla filmin bir bakıma Eastwood‘un geçmiş sinematografisinden kimi esintiler taşıdığını, onlara selam gönderdiğini rahatlıkla belirtebiliriz. Ayrıca Eastwood‘un, sessiz kalarak çoğu şey anlatabilen oyunculuk yeteneğini büyük oranda bu filmde de görüyoruz. Senaryosu itibariyle bilindik bir hikâye örgüsü olsa da yine de filmin, özellikle sürprizli sonu ve aradaki İspanyol şarkıları ile birlikte kamera çekimlerinin doğayı bütünleyen o iyi kullanım tekniği itibariyle de kendisini izlettiğini söyleyebiliriz. Bu da filmi sadece Eastwood‘un hatırına izleme şeklinde bir vefa duygusu ile bizi kısıtlamıyor. Gerçekten de bu başarılı gayretler ileri yaşında bile üreten büyük bir sinema yaratıcısına şapka çıkarmamız için yeter neden olarak görülmeli…

Warnes Bros Pictures tarafından dağıtımı yapılacak filmde, yaşlılığı iyice belirginleşen oyuncunun hayranları bu duruma kısmen üzülebilirler. Fakat yine de özellikle bir çocuk ile birlikte uzun bir yol hikâyesi ve hareketli maceralarla oyuncu kendisini izletiyor ve “işte bu Eastwood eli ürünü” dedirtip yine hayranlık uyandırıyor.

Sene 2021 ve biz halen Eastwood‘un yeni filmlerinin başarılarını konuşmaya devam ediyoruz üstelik, az mı? O zaman sanatçı üretsin ve bizler de takibe devam edelim… Yönetmen : Clint Eastwood

Senaryo : N. Richard Nash, Nick Schenk

Görüntü Yönetmeni : Ben Davis

Kurgu : Ronald R. Reiss

Müzik : Mark Mancina

Oyuncular : Clint Eastwood, Dwight Yoakam, Horacio Garcia Rojas, Fernanda Urrejola, Ana Rey, Ivan Hernandez

ABD / Western-Gerilim-Dram / 104 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here