Direniş Karatay

Selçuklu tarihine biraz Game of Thrones tadıyla dalmak….

Yönetmen: Selahattin Sancaklı / Senaryo: Selman Karabaşı, Uğur Uzunok / Görüntü: Mirsad Herovic / Müzik: Yıldıray Gürgen / Oyuncular: Mehmet Aslantuğ, Fikret Kuşkan, Yurdaer Okur, Alperen Duymaz, Burcu Özbek, Volkan Keskin, Nefise Karatay, Furkan Palali, Nik Xhelilaj, Tuğrul Tülek, Ece Yaşar, Cahit Kayaoğlu, Bahadır Yenişehirlioğlu, Yusuf Aytekin, Buhara Ali Mete / KTO Karatay Üniversitesi yapımı.

   Karşımızda kuşku yok ki çok özel bir film var. Sanırım ilk kez bir üniversitenin ön-ayak olduğu, ardında Konya Ticaret Odası bulunan Karatay Üniversitesi’nin kanatları altında oluşturulan, yazılanlara göre 7 milyon dolarlık bütçesiyle ortalama Türk filmlerini hayli aşan, bir amacı olup bir sevgiyi, hatta tutkuyu yansıtan bir film. Ve elbette özel bir yaklaşımı da hak eden…

   Bu açıdan, sanırım filmi hayli eleştiren/eleştirmeye aday meslekdaşlarımdan daha hoşgörülü davranmaya çalışacağım.

 

   Bu belki rahmetli Atıf Yılmaz’ın Mevlana- Gönüller Sultanı (1973) adlı kayıp filminden sonra sinemamızın ilk kez o döneme eğildiği film sayılabilir. Çünkü Osmanlı iyi-kötü işlenmiştir de, Anadolu’nun ondan önceki büyük macerası olan Selçuklu dönemine hemen hiç yaklaşılmamıştır. Çok uzaktır, çok çaba ister, kaynaklar kadar o konulara ilgi de yetersizdir.

   Burada ise Selçukluların son büyük sultanı Alaaddin Keykubat’ın 1237 yılında zehirlenerek öldürülmesinden sonraki olaylar anlatılıyor. Yerine geçen Gıyaseddin Keyhüsrev yetersiz biridir ve (filme göre) ilk yenilgide ordusunu bırakıp gidecek kadar  da korkaktır.

 

   Allahtan ki Emir Celaleddin Karatay vardır. Gereğinde sultana bile karşı çıkacak kadar güçlü, saygın ve bilge bir devlet adamı. Ve oluşan otorite yokluğunda, Selçuklu’yu düşmanlarına karşı savunmada örgütleyebilecek tek isim…

   Ama dönem öylesine korkunçtur ki…Bir yandan Haçlı Seferleri’nin tehdidi sürmektedir. Öte yandan, Asya’dan gelen Moğol istilası başlamıştır. Ayrıca İran’da Moğol varlığını kabullenen İlhanlılar egemendir.

   Ve bu kargaşa içinde büyük Mevlana yetişmektedir. Horasan’da başlayan hayatı ailesiyle birlikte giderek batıya kaymış ve 1228 yılında Alaaadin Keykubat tarafından davet edildiği Konya’ya gelmişlerdir. O Konya ki, dönemin bir bilgi ve inanç başkentidir. Ve o henüz 20’li yaşlarındadır…

 

   Mevlana’nın giderek ortaya çıkacak öğretisinin yanı sıra, Ahilik denen son derece ilginç ve Osmanlı’da sürecek esnaf örgütlenmesi vardır. Köken olarak Orta Asya’ya, Horasanlı esnaf ve sanatkarlara kadar uzanan, anlamı ‘kardeşim’ olan ve “sanatta ustalık ve mesleki birlik” fikri ile sosyal yardım ve dayanışma duygusunu güçlendirmeye çalışmış Ahilik, 13. yüzyılda Anadolu’da yayılmış. Onu en çok Kırşehir’de, Ahi Evran’ın örgütlediği sanılıyor.

   Bunu ve başka şeyleri öğrenmek, o kargaşa dönemini hatırlamak, Selçuklu’nun bu topraklara getirdiklerinin önemini duyumsamak önemli, giderek keyifli.

   Daha sonraları Celaleddin Karatay’ın kurduğu Karatay Medresesi de kısa zamanda bir büyük bilim yuvası ve eğitim kurumu oluşturmuş, bu işlevini 19. yüzyılın sonlarına dek sürdürmüştür.

    2009 yılında kurulan Karatay Üniversitesi, kendisini bu medresenin devamı sayıyor. Ve dönemin tüm o kargaşanın içinden fışkıran inanılmaz hoşgörüsünü, Ahileri, Sufiliği ve elbette büyük Mevlana’yı düşünce planında devam ettirmeye çalışıyor. Bu proje de bu çabanın önemli bir parçası.

  Bu konuda bir eser çıkmasını isteyen üniversite, bunu Selman Kayabaşı’na ısmarlıyor. Ve ortaya çıkan roman, oluşturulan bütçeyle filme aktarılıyor.

   Elbette birçok açıdan ilgiye değer bir film bu…Türkiye İlber Ortaylı, Murat Bardakçı gibi tarihçileri birer toplumsal ikon haline getirmiş olsa da, henüz tarihine tam anlamıyla sahip çıkmamış bir ülke. Onu yeterince bilmekten onu yaşatan eserleri korumaya, çok alanda yetersiz kalıyoruz. Filmi bu açıdan takdir etmemek olanaksız. 

   Anlattığı birçok şeyi öğrenmek, o kargaşa dönemini hatırlamak, Selçuklu’nun bu topraklara getirdiklerinin önemini duyumsamak önemli, giderek keyifli.

  Birçok dizi ve filmde görüntü yönetmenliği yapmış ,olan Selahatin Sancak, doğrusu bu zor yönetmenlik sınavından oldukça başarıyla çıKmış. Tüm o savaş sahneleri, kalabalık çekimler, Konya’nın biraz gerçek kentte, biraz da yaratılan dev dekorda karşımıza gelişi inandırıcı, dahası etkileyici.

   Ayrıca bir zamanlar Emir Kusturica ile de çalışmış olan Sırp kökenli görüntü yönetmeni Mirsad Herovic’in katkısı da önemli. Mutluluk’tan Ulak’a, Usta’dan Fetih 1453’e, Vahşi Batı’dan İftarlık Gazoz’a Türk sinemasıyla hayli içli-dışlı olan sanatçı, bu filmde de sanatını konuşturmuş.

    Oyuncular da öyle. Celaleddin Karatay’da Mehmet Aslantuğ’u, Ahi Elvan’da Fikret Kuşkan’ı, kötüler kötüsü Noyan’da Yurdaer Okur’u beğenmemek olanaksız. Gençlerde özellikle Alperen Duymaz, Volkan Keskin, Tuğrul Tülek’i beğendim.

   Kadın kişilikleri ise en azından benim gözümün önünde canlanmadı, hatta hikayede birbirine karıştırdım!… Kötü oyuncular yüzünden değil, senaryoda yeterince işlenmedikleri için…

   Evet, senaryo bana genel anlamda yetersiz geldi. Bir dönem filminde sadece görsellik yetmiyor. Kalabalık, gösterişli, hareketli sahneler elbette önemli.

   Ama geride o dönem insanı kimdir, nedir, ne yapar, ne düşünür, nasıl yaşar…Bunlar da var, olmalı. Sadece gösterişli nutuklar, cafcaflı sözler, kahramanlık edebiyatı, hamaset çabası. Kesin çizgilerle ayrılmış iyiler ve kötüler. Bunlar yetmiyor.

   Ve de filmin içinde biraz kayboluyoruz. Konuya (tarihe) yeterince aşina değilsek, hikayeye de tam olarak giremiyoruz.  Tüm teknik başarısına, görsel olgunluğuna ve oyunculuk düzeyine karşın, film bize daha çok son dönemin TRT (ve birkaç özel kanal) dizilerini ya da bunların en parlak yabancı örneği Games of Throne- Taht Oyunları’nı hatırlatıyor. Ki ben şahsen onun da içine girememiştim!..

   Son tahlilde, filmin her şeye karşın, özellikle bu toprakların geçmişine ilgi duyanlarca yaşanması gereken bir deneyim olduğunu düşünüyorum. 

Film notum:

4 YORUMLAR

  1. Gerçek bir hayal kırıklığı muhteşem bir betona çakılma yaşadım..
    Savaş sahnesi hiç olmasaydı da film normal cümlelerle çekilseydi..yine de bu kadar başarısız olmazdı

  2. Gayet güzel bir film. Beklentileri doldurdu hatta üstüne çıktı. İlk önce tarih diye gitmek istemiyordum daha sonra filme gidince bayıldım. Mükemmel bir film tavsiye ederim. Bu devirde filmden anlamayan çok her yoruma aldanmayın.

  3. Game of Thrones tadında başlık atmışın ya beni bir gülme aldı sorma 😂 sen hiç ithal bir tarihi dizi veya film izledin mi merak ediyorum ? Sonra seninle tartışabilirim . O vakte kadar çekilmiş en kötü filmler sıralamasına girmiştir bence …

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here