Donbass

Ukrayna iç savaşına hınzır bir kara mizah bakışı..

Ünlü Ukraynalı belgesel yönetmeni Sergei Loznitsa’nın dördüncü kurmaca filmi, Cannes Belirli bir Bakış Bölümü’nün açılışını yapan “Donbass”, 14 Aralıkta vizyona giriyor.

1987’de Kyiv Teknik Üniversitesi‘nden matematikçi olarak mezun olan 1964 doğumlu Sergei Loznitsa, 1987 ile 1991 yılları arasında Sibernetik Enstitüsü’nde tasarım yapımı ve yapay zeka gibi sistemler geliştirmiş, Japonca çevirmenliği yapmış 1991’de girdiği Gerasimov Sinematografi Enstitüsü Sinema Yönetmenliği bölümünden 1997’de mezun olmuş. 2001’de ailesi ile Almanya’ya taşınmış.

Bugüne kadar 16 belgesel çekmiş olan Loznitsa’nın yazıp yönettiği kurmaca filmleri “Schaste moe / Benim Mutluluğum” (2010), “V tumane / Sislerin Içinde” (2012) ve “Krotkaya / Uysal Bir Ruh” (2017) uluslararası festivallerde ödüller kazanmış. Loznitsa, “Donbass”la da, Cannes Belirli bir Bakış Bölümünde En İyi Yönetmen seçilmiş.

Yazıp yönettiği 2018 yapımı “Donbass” 2014’den beri süregelen Ukrayna iç savaşına hınzır bir kara mizah duygusuyla bakıyor.

Kısa bir anımsatma yapalım. Rusya ile Avrupa Birliği arasındaki Ukrayna’nın yönünü belirleme konusunda meydana gelen çıkar çatışmasının sonucunda, Rusya destekli Novorossiya Federal Devleti ile Ukrayna Silahlı Kuvvetleri arasında, Ukrayna’nın Donbass bölgesinde 6 Nisan 2014’de başlayan Donbass Savaşı ya da Doğu Ukrayna Krizi hâlen devam ediyor. Ukrayna hükümetinin, Rusya sempatizanı cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in baskısıyla 2013’de Avrupa Birliği Ortaklık Anlaşmasını imzalamayı reddetmesiyle başlayan halk hareketi, cumhurbaşkanının istifasına ve hükümetin düşmesine yol açınca, Kiev’de kurulan yeni hükümete karşı, bu kez de Rus etnik kökenli Ukraynalılar ayaklanır. Fırsattan istifade eden Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesiyle başlayan protesto gösterileri Rusların çoğunlukta olduğu Ukrayna’nın Donbass bölgesinde çatışmalara yol açar. İsyancılar süratle hükümet binalarını ele geçirerek önce Donetsk ve Lugansk Halk Cumhuriyetlerini kurduklarını ilan etderler. İki Cumhuriyetin birleşerek de-facto kurdukları Novorossiya Federal Devleti hiçbir uluslararası aktör tarafından tanınmaz.

Novorossia ile Ukrayna arsındaki savaş, kimi zaman ateşkeslerle ara verilse de, hâlen, bazen yavaşlayıp bazen şiddetlenerek sürüyor.

Donbass” birbiriyle doğrudan bağlantılı olmayan 12 epizoddan oluşuyor. Loznitsa bölümleri birbirine bir zamanlar Arthur Schnitzler’in “La Ronde”da kullanmış olduğu yöntemle bağlıyor. Bir öyküde gördüğümüz, kilit ya da ikincil oluşu fark etmeyen, bir karakter ya da olay, izleyiciyi bir sonraki bölüme götürdükten sonra filmden çıkıyor. On ikinci bölümse izleyiciyi tekrar başlangıç epizoduna yönlendirerek fasit daireyi kapatırken, savaşı, kendi kuyruğunu yutan, kendini yiyip bitiren bir yılan metaforu olarak tarifliyor… Yaşlı bir Ukraynalı milliyetçiyi canavarca linç etmeye çalışanlardan güleç yüzlü bir genç, bir sonraki düğün bölümünde gelin ve damada müthiş bir sevecenlikle sarılıyor, bir röportaj izleyiciyi harap, viran bir sığınakta yaşamak zorunda kalanlara yönlendirdiğinde, gerilerdeki bir televizyon ekranında az önce izlediğimiz bölüm görülüyor, biz sığınaktan çıkarken içeriye giren varlıklı genç kadın, annesini önemsemekten çok, durum kedisini utandırdığı için “o çöplükte” yaşayan anneyi eve dönmeye ikna etmeye çalışıyor… vs.vs.vs.

Bir İsviçre saati kusursuzluğunda takır takır, hiç aksamadan gelişen bu bölük pörçük anlatım, giderek bir yap bozun parçaları gibi birleşerek, artık kimsenin inanmadığı bir Birleşik Avrupa ile otoriter ve güçlü bir Rusya arasında sıkışmış Ukrayna’da durmaksızın tırmanan çılgınlığı, çıkışı olmayan bu savaştan bıkmış insanların gündelik yaşamı üzerinden veriyor.

Loznitsa’nın belirgin özelliği olan sürreeel kara ve karanlık mizahı “Donbass”da doruklara çıkıyor. Trajik bir linç sahnesini ardından gelen Novorossia usulü absürd ötesi düğün, yine trajik ötesi sığınak bölümünün peşinden, komutandan “kutsal emanetler” konusunda ciddi ciddi destek isteyen üç kişi, “faşizme karşı” savaşmak için erkekleri otobüsten indirip askere almaya çalışan subay ya da çalıntı arabasını almak için geldiği karakolda “faşizme karşı destek vermek için” elini verdiğinde iki kolunu birden kaptıran adama “bu hırsızlık değil kamulaştırma” diyen polis müdürü kolay unutulur gibi değil.

Müthiş kalabalık kadrosunda hiçbir oyuncunun rolünün birkaç dakikayı geçmemesi sebebiyle artistler öne çıkmasa da “Donbass”ın muhteşem bir başrol oyuncusu var: Kusursuz bir kompozisyon duygusuyla, koşuşturan bir el kamerası ya da durağan bir çekimle izleyiciyi olayın içine sokan, Kamerasıyla baktığı yüzlerdeki gerilimi ya da duyguları ortaya çıkaran, yaşayan en önemli görüntü yönetmenlerinden Romen Oleg Mutu.

Loznitsa gerçek bir sinefil olarak “Donbass”da, Altman’dan Antonioni’ye hatta Haneke’ye selam çakarken Mutu’dan büyük destek alıyor.

Oleg Mutu’nun filmdeki yaratıcılığının doruğu sabit kamerayla ile geniş açı çektiği, 11 dakikalık tek plan. Hem izleyiciyle film arasına koyduğu mesafeyle tüyler ürpertici finali daha da çarpıcı kılan, hem de bize tüm filmi bir kez daha kafamızda toparlamamıza yardımcı olan çok etkileyici bir sekans.

İzlenmesi şart bir film. Sezonun en iyilerinden.

 

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here