Dora ve Kayıp Altın Şehri  /  Dora and the Lost City of Gold

Küçük çocuklar için küçük bir film…

Hatırlanacağı üzere, ‘Kaşif Dora’, anaokulu çağındaki çocuklar için hazırlanmış bir çizgi dizi… Bu çizgi dizide maceracı bir kız olan Dora ve dostu Boots adlı maymunun serüvenlerini izlemiştik. 2001-2005 yılları arasında Nick Jr tarafından yayınlanan bu çizgi film serisi, hem doğa sevgisi, hem de değişik hayvanları küçük çocuklara tanıtma gibi eğitici yönler taşırken, bütün bunları sempatik, kendi halinde bir maceraya katarak sunuyordu.

Burada anaokulu sözcüğünün altını çizmek istiyoruz çünkü her ne kadar ‘Dora ve Kayıp Altın Şehri’, ailecek izlenecek bir sinema filmi gibi de dursa, asıl 0-6 yaş aralığına hitap eden, ilkokul çağına başlamış çocuk seyircilerin bile çok basit ve çocuksu bulabileceği bir yapım…

Dora, arkeolog olan babası ve annesiyle, şehirden uzakta, ormanlık bir alanda, doğa sevgisiyle iç içe büyümüş bir kızdır. Uzunca bir süre sevecen ve kültürlü annesi ve babası tarafından evde eğitim gören Dora, boş zamanlarını doğayı keşfetmek ve ormandaki hayvanlarla arkadaşlık kurmak için harcar. Lise çağına gelince annesi ve babası, onu biraz dış dünyaya açılması için şehre, bir yakınlarının evine göndermeye karar verir. Başta biraz dirense de sonunda kabul eden Dora, şehirde çocukken arkadaşlık yaptığı kuzeni Diego’nun evine gider ve onun okuluna başlar. Bu hayata alışık olmayan Dora, başta herkes tarafından dışlansa da sonunda kendine küçük bir arkadaş çevresi kurar. Maceracı ruhunu asla kaybetmemiş olan Dora, bir fırsat bulunca yakın arkadaşlarıyla beraber, hem bir süredir ulaşamadığı annesi ve babasını kurtarmak hem de onların keşif için gittikleri eski bir İnka Uygarlığının arkasındaki esrarı çözmek için heyecanlı bir maceraya atılır.

Yönetmen James Bobin’nin, filmindeki daha ilk görüntülerinden itibaren neyi hedeflediğini görüyoruz: çocuk seyircilerin aşina olduğu bir çizgi film kahramanını, aynı yüz ve mizaçla sunarak, hikayeyi olabildiğince basit tutup, araya animasyonla yapılmış eğlenceli hayvan karakterleri de ekleyerek ve bunların hepsini ‘çocuklar için yapılmış bir İndia Jones’ ambalajının içine koyarak ailecek izlenecek, hoşça vakit geçirebilecek sempatik bir film yapmak.

Bu hedef ve tutum, filmin hedef kitlesini düşününce tabii ki anlaşılır ancak yönetmen hedefinin çıtasını biraz düşük tutmuş. Dora karakteri ve hikayesi hiçbir şekilde yetişkin seyircilere hitap etmeyi amaçlamadığı için hikayenin basit ve düz olması, senaryonun hiçbir entrika taşımaması ve karakterlerin iyiler-kötüler gibi tek boyutlu olması makul dursa da, yine de eldeki malzemeden belki sadece çok küçük çocuklar için değil belli bir yaşa kadar olan bütün çocuklar için ilginç bir sonuç çıkarabilirdi. Başka bir deyişle karakterler biraz daha renkli olsa, hikayenin merkezinde ufak bir entrika bulunsa (burada da minimum düzeyde benzer bir durum var ama…)ve kurulan fantastik atmosfer daha az çocuksu olsa, kuşkusuz film çok daha geniş bir kitleye hitap eder, hatta çocuklarına eşlik eden ebeveynlerin de belli bir zevk alacağı bir yapım olabilirdi.

‘Dora’daki çocukları eğlendirecek karakterlerin de çok başarılı olmadığını belirtmemiz gerekir. Her ne kadar Dora karakteri belli bir sempatik hava taşısa da onun can dostu maymun Boots, bizce komik değil hatta biraz izledikçe yoran bir karakter. Zaten tamamen animasyon tekniğiyle yapılmış olması, seyirciyi karakterden uzaklaştırıyor ve Boots’un takındığı yaramaz ve biraz bilgiç tavır durumu düzeltmiyor. Aynı şey kötü adamların tarafını tutan tilki karakteri için de geçerli. Bu animasyon hayvan belli ki ‘kötü adamlara’ komik bir hava katmak için kullanılmış ancak bizce senaryoya ciddi bir katkı yapamıyor.

Bunu yanında hikayede belli bir tempo ve teknik beceri kendini fark ettiriyor. Dora ve arkadaşlarının ormanda geçirdiği sekanslar, kötü adamlarla yaptığı mücadeleler, geçirdikleri ufak tehlikeler ve filmin finalinde vardıkları İnka şehri, en azından çocukların ilgisini ayakta tutabilecek düzeyde seyrediyor.

Filmin oyuncuları da ellerinden geleni yapıyorlar. Değindiğimiz gibi karakterler biraz tek boyutlu olsa da Dora’yı canlandıran İsabela Moner, karakterin gerektirdiği sıcak ve masum havayı başarılı bir şekilde yansıtıyor. Babası ve annesini oynayan tecrübeli oyuncular Michael Pena ve Eva Longoria da aynı şekilde başarılılar. Dora’nın arkadaşlarını oynayan genç oyuncular da kötü oynamıyorlar ama bizce bu arkadaş grubunun girişken üyesini oynayan Madeleine Madden ne fiziğiyle ne de performansıyla gereken sempatikliği taşımıyor.

Üstelik film doğal olarak dublajlı olarak bize sunulduğu için Danny Trejo ve Benicio Del Toro gibi oyuncuların sesinden mahrum kalıyoruz.

Sonuç olarak ‘Dora’, kendi halinde, sempatik ve masum bir hava taşıyan, ucundan kıyısından çevreci bir tutum ve doğa sevgisi aşılayan, bahsettiğimiz yaş aralığındaki çocukları mutlu edebilecek bir yapım…

Yönetmen: James Bobin

Oyuncular: İsabela Moner, Michael Pena, Eva Longoria, Adriana Barraza, Temuera Morrison, Jeffrey Wahlberg, Nicholas Coombe, Madeleine Madden…

Ülke: ABD, Avusturalya

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here