Alcatraz

Cezanızı nasıl alırsınız?

Ünlü düşünür Michel FoucaultHapishanenin Doğuşu” eserinde, kapatılma rejiminin tarihsel evrelerini, bir arkeolog titizliliği ile ele alır. Ona göre hapishaneler, ceza ve ıslah dengesi ötesinde farklı yönleri ile ele alınmayı gerektirir. Filme konu Alcatraz işte öyle bir hapishanedir ki, burada filmin başında da belirtildiği gibi amaç yalnızca bedenen cezalandırma değildir. Cezaevi görevlisi James A.Johnston‘un dediği gibi burada mahkumlar yönünden rehabilite edilme aranmaz, bu denizin ortasındaki kara parçasında yalnızca ve her yönü ile cezalandırma, o da çok katı bir tecritle, amaçlanır.

San Francisco’da dokuz hektar alana yapılmış ve halen müze olan bu bina, işte bu özellikleri ile bir çok kaçış eksenli filmin mekan fonu olarak kullanılmıştır. Kayıtlara göre toplamda on dokuz film bir şekilde Alcatraz’ı mekan olarak seçmiştir. Ancak bunlar arasında en bilinenlerinden birisi kuşkusuz 1962 tarihli yönetmenliğini John Frankenheimer‘in yaptığı ve Burt Lancester‘in eşsiz oyunculuğunu sergilediği “Alcatraz Kuşçusu” filmiydi. Film, mekandan kaçmayı değil, o şartları simgeler yoluyla nasıl alt edebildiği anlayışıyla değerliydi.

Alcatraz’ın o korkunç idaresinden kaçmayı hedef olarak belirleyen en iyi yapımlardan birisi 1979 tarihli Don Siegel‘in yönettiği ve büyük oyuncu Clint Eastwood‘un başrolü taşıdığı “Alcatraz’dan Kaçış” filmiydi. 2018 yapımı “Alcatraz” filmi de kaçışı heyecan öğesi olarak kullanan yapımlardan. James Foley‘in yönettiği filmde zaman akışı yöntemi de olmak üzere bir kısım tarihsel görüntüler ve 1950’ler dış sesleri ile filme belirli bir gerçeklik öğesi katılmaya çalışılmış ise de, filmin Alcatraz’ın dehşetini ve izleyiciye kaçışın başarılı olup olmayacağı andrenalini yansıttığını söylemek mümkün değil.

Hapishane ilk sekanslarda izleyiciye tecriti cezaevi müdürü ağzından vermeye çalışırken, film kişisel bir dram figürü olarak Clarence’ı (Derek Nelson) almış. Uzun bir hapis cezası ile birlikte ailesinden de kendisini uzaklaştıran Clarence, cezaevine ilk gelişi ile birlikte kendisini kaçış planları yapan bir grubun içinde bulur. Kaçışı amaç edinen bu grup için artık kaybedecek hiçbir şey yoktur. O nedenle kaçma teklifine Clarence olumlu cevap verir. Bundan sonra filmin diğer kahramanları olan Bernie, Joe, Sam üzerinden kendileri ve idare arasında gelip giden bir öykü temelinde film, cezaevi personelinin rehin alınması, olaya askerin dahil edilmesi ile kanlı bir operasyonun başlaması ve kaçma teşebbüsünde bulunanların kendi aralarındaki ihanet, ispiyon tartışmaları ile devam eder.

Joe’nin (Patrick O’Donnell) Bern ve Clarence’den şüphelenmesi, ardından yapılan operasyon ve filmin 1962 ve 1973 ile birlikte hızlı bir tarih ilerlemesiyle, film bir anda sona yaklaşır. Clarence’ın parçalanan hayatını yeniden kurma isteği ile film sonu tamamlamayı izleyiciye bırakır. Filmi diğer örneklerinden farklı kılan yanı bence teolojik bazı öğelerin aralara serpiştirilmesi, ıslahta dinin ana fon olarak kullanımı gösterilebilir. Cezaevi idarecisi ağzıyla Romalı bilginlerden örnekler verilerek, kaçmak ve otoriteye uymamanın Tanrı buyruğuna karşı gelinme anlamına geleceği aktarılır. Bunu Schubert‘in “Ave Maria” klasik müzik kullanımı tercihiyle de belirginleştirir.

Filmin bu yönleri olsa da, bu durum filmin vasat bir yeniden çevrim örneği olduğu gerçeğini gözden uzak tutmamızı gerektirmiyor. Zira, tecritin dehşeti, kaçışın gizemi hiç bir şekilde izleyiciye yansımıyor. Cezaevi koşullarının ağırlığı, diğer mahkumlar üzerindeki etkisini bilmediğimiz gibi, askeri operasyonun bize yansıması tam bir televizyon dizisi estetiğinin ilerisinde değil maalesef. Oyuncuların rollerini sunmada başarısızlıkları, final sahnesindeki yaşlandırma makyajlarının komiklik boyutuna evrimi, müzik kullanımının yersizlikleri, hızlı zaman atlamalarının belirli bir mantık örgüsünde olmamasını gözetirsek ismini duymakla heyecanlandığımız bir filmin bunu bize verememesinin hissiyle salonlardan ayrılmamız mümkün. Dolayısıyla Marks‘ın, “Louis Bonaparte‘nin 18. Brumaire“inde belirttiği bütün tarihsel olaylar ve kişilerin hemen hemen iki kez yenilendiği, ilkinde bunun trajedi, ikincisinde komedi olarak görünmesine benzer olarak, bu film de bize Alcatraz eksenli filmlerin ilk temsillerinin şaheser, son çekilenlerin ise vasatlık sınırlarında gezinen örnekler olduğunu gösteriyor. Bize teselliyi yine eskilerde bulduruyor. İzleyip izlememe tercihi sizin…


Yönetmen : Andrew Jones

Görüntü Yönetmeni : Jonathan McLaughlin

Oyuncular : Gareth Lawrence,Derek Nelson,Mark Homer

ABD/Aksiyon-Macera-Suç/90 Dk.


 

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here