EO 

BİR EŞEĞİN GÖZÜNDEN

75. Festivalin en yaşlı yarışmacısı Jerzy Skolimowski’nin (84) “E. O.” adlı filmi Jüri Ödülü’ne ortak oldu. Veteran yönetmenin filmi yarışmanın 21 filminin en yenilikçi olanıydı. “EO” ile Polonyalı yönetmen Cannes’a 8. kez geliyor. Skolimowsky 1978’de “Çığlık / The Shout” ile Cannes’da Jüri Büyük Ödülü’nü kazanmıştı.

Skolimowski’nin Ewa Piaskowska ile müştereken yazdığı “EO”nun senaryosunun odağındaki gri eşek, dünyayı melankolik ve hayalperest gözlerle izliyor. Bu eşeğin yolu bir sirkten, bir ahırdan, bir sığınaktan, bir bayram yerinden, bir tilki yetiştirme çiftliğinden ve bir İtalyan saraydan geçiyor. Eşek sonunda İtalya’da kesiliyor. Yolculuğunda iyi ve kötü insanlarla yolu kesişen, deneyimler ve acılarla karşılaşan eşeğimizin gözlerinden, film Modern Avrupa toplumunu keşfetmeye çalışıyor. Az diyaloga yer veren senaryo mesajını kelimeler aracılığıyla değil, duygu yüklü görselliğiyle vermeyi tercih ediyor. Deneyselliğin sınırında dolaşan film, anılarını yitirmiş bir insanlığın çelişkilerini gözlere önüne sererken, adeta Hazreti Musa’nın 10 Emrine “Hayvanları Seveceksin” komutuyla bir 11.’sini ilave ediyor.

Film bir hayvanın gözünden dünyanın gizemli kötülüklerinin ağır bastığı, acımasız bir yer haline geldiğini anlatıyor. Gri gözlü, melankolik bir eşek olan EO yoluna çıkan iyi ve kötü insanlardan mutluluğu ve acıyı yaşıyor. EO şansını, felaket ve mutsuzluğunu beklenmedik bir mutluluğa dönüştürüyor, ama masumiyetini hiç kaybetmiyor. Film şu soruya cevap arıyor: “Sinema sanatı yaşadığımız toplumun en sessiz, en savunmasız varlıklarının gözlemlerine aracı olabilir mi ?”

Robert Bresson’un 1966 tarihli unutulmaz başyapıtı, Venedik Film Festivali ödüllü “Au Hasard Balthazar” alegorik filmi çilekeş bir eşek olan Balthazar’ın öyküsünü anlatmıştı. O filmden esinlenen “EO” Polonyanın bir sirkinde doğan bir eşeğin hayatını takip ediyor. Film yolculuklarında neşe ve acıyı deneyimleyen, modern Avrupa’nın bir vizyonunu onun gözünden keşfeden bir eşeği konu alıyor. Jerzy Skolimowski teşekkür konuşmasında filminin başrolündeki 4 Sardunya eşeğine ( Taco, Mola, Ola, Rocco) olarak adlarını sayarak teşekkür etti.

Filmin başkarakteri Kasandra (Sandra Drzymalska) adlı genç bir sanatçıyla bir sirkte performans sergileyen bir eşek. Kız, karşılıksız sevgisini veren hayvana bağlıdır. Hayvan istismarı karşıtları tarafından yapılan bir protesto gösterisinden sonra, icra memurlarının sirke girmesiyle bu ikilinin yolları ayrılır. Eşek kendini bir ahırda bulur ve daha sonra birkaç kez sahibini değiştirir. Polonyadan İtalyaya uzanan yolculuğunda, hayatı altüst olan eşeğimiz insan denilen canlının ne kadar acımasız ve çıkarcı olabileceğine tanıklık eder.

Küçük bir kasabada futbol maçında kazanan takımın maskotu oluyor, ancak yenilen takımın fanatik taraftarlarının kutlama yapanlara sopalarla saldırdığında, zavallı eşeğimiz de dayak yiyor. İsabelle Huppert’in canlandırdığı bir kontesin papaz oğlu, o güne kadar yediği salamlar nedeniyle eşekten özür diliyor. Ancak bu, filmin finalinde eşeğimizin diğer büyükbaş hayvanlarla mezbahaya gidişini engellemiyor. Yönünü şaşırmış bir dünyada akibetini çaresizlik içinde bekleyen eşeğin çığlığı yürek burkuyor.

Oyuncu kadrosunda adına rastladığımız, ancak son bölümde kısa bir rolde karşımıza çıkan karizmatik Fransız oyuncu İsabelle Huppert Cannes yarışmalarına rekor filmle katılan bir süperstar. 2 kez En İyi Kadın Oyuncu Ödülünü kazanan ender oyunculardan. Huppert evvelce Michael Haneke’nin “Piyanist / The Piano Teacher” (2201) ve Claude Chabrol’un “Violette Noziere”i (1978) ile bu ödülü almıştı.

Yönetmen : Jerzy Skolimowski

Senaryo : Ewa Piaskowska, Jerzy Skolimowski

Görüntü Yönetmeni : Michał Dymek

Müzik : Pawel Mykietyn

Oyuncular : Sandra Drzymalska, Isabelle Huppert, Lorenzo Zurzolo, Mateusz Kosciukiewicz

Polonya / Dram / 86 Dk.

Film notum:
İLEEO
KAYNAKEO
Önceki yazıÇaykovski’nin Karısı
Sonraki yazıBoy from Heaven

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz