Evinde Biri Var / There’s Someone Inside Your House

Sırların Katili…

Ekran bir ev görüntüsü ile açılıyor. Genç bir adam telefonla konuşuyor. Oldukça yalıtılmış bir hane burası. Öğlene kuruluyor saat alarmı. Anlaşılan düzenli bir yaşantısı yok bu gencin. Zaten diyalog da bunu gösteriyor. Ne var ki, alarm çalınca saat kayboluyor. Maktule ait geçmiş bir gereç, onu ölüme çağırıyor. Sonra evin bulunduğu yerin; Amerika’nın Nebraska kentinin küçük bir banliyö kasabası olan Sandford olarak belirlendiğini anlıyoruz.

Muhafazakâr eyaletin o soğuk havası, gizemli karakterleri ile henüz filmin ilk dakikalarında bizi bir cinayetin içine hemen katıyor. İlk maktul, kendisinden izlerle yavaş yavaş ölüme koşuyor. Üstelik katilin yüzündeki maske, kendisine ne de çok benziyor. Böylelikle cinayetin özelliğine ilişkin ilk verilere ulaşıyoruz. Katil, maktule benzer maskeli halleri ile onunla yüzleşiyor ve vahşet boyutuyla canını bu şekilde alıyor…

Kentin Osborne isimli lisesinde sırlarla yüklü öğrenciler sırayla ve basının biraz da magazinleştirmesiyle kimi sırlarına dair ipuçları ile tek tek öldürülmeye başlarlar. Ancak bunlar arasında en bilgisi açık edilmeyen kişi Makari (Sydney Park)’dir. Fakat film ilerledikçe Makari’nin de dünyasına girmeye başlıyoruz. Anneannesi ile kalan kızın, geçmişine dair kimi izlekler filmin seri cinayetlere uzanan öyküsünü bir yerden sonra sonuca bağlamayı amaç ediniyor. Bilindiği üzere korku sinemasının “slasher” olarak tabir edilen türünde, bir psikopat etrafında olaylar örülmekte. Ve bu psikopat, genelde hiç tahmin edilmeyen birisi olarak çıkar karşımıza ve izleyenler tıpkı bir bulmacanın ipuçlarını yakalar gibi devamlı merakta bırakılır.

Gerçekten de “Evde Biri Var”, henüz ilk sahnelerinde bir ev ortamında sıkışmış birisi olan ilk maktulden başlayarak, ırkçı söylemlere uzanan beyaz bir kız olan Katie’in (Sarah Dugdale) kilisede öldürülmesine değin merak duygusunu ve biraz da düşüncelerinin gölgesindeki yerlerde ölümlerine dair kimi izler taşır. Ancak filmin başta da söylediğim gibi temel hareket merkezi Makari üzerinde yoğunlaşmakta. Zira aslında en büyük sır onundur ve gizemli katile göre öldürülmeyi en çok hak eden de o görülür. Bunun farkında olan Makari ve arkadaşları için cinayetin neden işlendiğinden ziyade, kimin tarafından gerçekleştiği daha önemlidir. Çünkü aslında filmin bir yerinde de geçtiği üzere survivor yapımı gibi herkes bir şekilde hayatta kalmak için mücadele vermektedir…

Sıra Kimde?

2021 yılı Netflix yapımı olup, bugünlerde bu platformda gösterilen “Evinde Biri Var” filmi aslında bir edebiyat uyarlaması. Senaryosu Henry Gayden tarafından kaleme alınan yapım, gençler tarafından beğenilen eserlere imza atan Stephanie Perkins’in “There’s Someone Inside Your House” isimli eserinden sinemaya uyarlandı.

Perkins de eserinde Makani’yi merkezine almakta. Makani, filmin sonunda bağlanan trajik bir sır sahibi olarak kente yerleşmiştir. Aslında filmin başlarında bile Makani, özellikle sırlarla yüklü kişilere musallat olan seri katilin kendisine de bulaşacağından oldukça emindir. Ancak öte yandan oldukça da soğukkanlıdır. Bu kapsamda arkadaşları gibi kendisinin de şüphesini en taşıyan kişi, asosyal yönleri bulunan ve uzaktan olağan şüpheli olarak polis takibinde olan Oliver (Theodore Pellerin)’dir. Makarin’in öğrenci çevresi, uyuşturucu ile günlerini geçiren, ortalama zevkleri Amerikan gençliğinin ötesine taşmayan bir çevredir.

Oliver ile duygusal bir yakınlığa giren Makani gittikçe onun katil olabileceği şüphesi ve arkadaşlarının buna dair telkinleri nedeni ile arkadaşından uzaklaşır. Gerçekten de olayların müsebbibi şüpheleri haklı çıkartacak olan Oliver midir? Ya da ölümler de yapılacak seçimlerde aday olan ve polis teşkilatını lağvetmek gibi köklü önerileri olan siyasetçilerle bir bağlantısı var mıdır? Ve bir de zaman zaman görünen taksici, hikâyenin sonunda olayın düğümlenmesinde bir yere konumlanacak mıdır? Bunların hepsinin cevabı filmin finalinde saklı…

Bir “slasher” yapım olarak “Evinde Biri Var”, şehir içinde bir klostrofobi hava sunuyor. Filmin renk kullanımı da buna imkân vermekte. Ve yer yer eski zamanlar korku filmlerinin o retro müzikleri ile de seyircileri buluşturuyor. Ne var ki, oyunculukların çok da başarılı olduğunu söyleyemem.

Bu denli sıra dışı olaya şaşırmayan başta Makarin karakterine hayat veren Sydney Park olmak üzere diğer oyunculukların vasatın üzerini aşamadığını belirtmek isterim. Ayrıca filmin finalinin de, açıkçası özellikle son diyaloglarının bende hayal kırıklığı yarattığını ve kimi mantık hatalarını içinde barındırmasıyla çok da zekâ ürünü olarak görünmediğini belirtmem gerek. Ancak tüm bunlara karşın, bu tarzı sevenleri, yetmişlere selam gönderen müzik kullanımı, gençliğe hitap eden diyalogları ve sınırlı süresi itibariyle bir yere kadar tatmin edeceğini de söyleyebiliriz.

Ezcümle, daha iyi bir seçeneğiz yoksa ve de vaktiniz varsa, izlenebilir. Ancak filmden benim gibi bazı beklentileriniz varsa, dozunda olmayan gerilim ve korkunun sizi memnun edeceğinin garantisini veremem…

Yönetmen : Patrick Brice

Senaryo : Henry Gayden

Görüntü Yönetmeni : Jeff Cutter

Kurgu : Michel Aller

Müzik : Zachary Dawes

Oyuncular : Sydney Park, Sarah Dugdale, Kayla Heller, Théodore Pellerin, Asjha Cooper, Burkely Duffield, Markian Tarasiuk, Emilija Baranac

ABD / Korku-Gerilim / 96 Dk.

 

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here