İNSAN FAKTÖRÜ

Uluslararası İstan Film Festivali’nin Altın Lale yarışmasının bir amacı yeni isimleri ve yenilikçi filmleri keşfetmektir. Nitekim bu yıl Uluslararası Yarışma programında yer alan 4 “ilk film” ve 2 belgesel yer aldı. Bir de Ronny Trocker’in “İnsan Faktörü / Human Factors” gibi “ikinci filmler” vardı.

1978’de Kuzey İtalyada doğan, Arjantin’de sinema eğitimini aldıktan sonra Berlin’de ses mühendisi olarak kariyerine başlayan Ronny Trocker, kısa
metraj ve belgesellerin ardından ilk uzun metrajlı filmini 2016’da “The
Eremites” adlı dram ile yapmıştı. Trocker’in 2. uzun metrajlı filmi “İnsan Faktörü” çok iyi başlayıp düş kırıklığıyla biten bir gerilim denemesi.

Film iki çocuklu bir ailenin yazlıktaki evlerine taşındıkları gün evlerine bir yabancının geldiğini öğrenmeleriyle başlıyor. Bu sürpriz hemen akıllara Avusturyalı usta Michael Haneke’ye ün getiren “Ölümcül Oyunlar / Funny Games” (1997) başyapıtını akla getiriyor.

Unutulmaz gerilim filminde, yine iki çocuklu bir ailenin göl kenarındaki evlerinde sakin bir tatil yapmayı düşlerken, gelen iki gencin hayatlarını alt üst etmelerini izlemiştik.

Reklam ajansı sahibi Jan ile Amélie çiftinin 6 yaşında Max adlı bir oğulları ve 15 yaşında Emma adlı bir kızları vardır. Kuzey Fransa’daki babadan kalma, denize sahili olan yazlık eve geldiklerinde, ailenin karşılaştıkları sürprizle, ilk sahnesiyle film bizleri huzursuz edeceğini ilan ediyor. Aile hem Almancayı hem de Fransızcayı aksansız konuşabiliyor. Ancak karı -koca arasında bir gerginliğin yaşandığı, ikilinin müştereken yönettikleri emlak
ajansında alınan ve ihtilaf yaratan bir karardan sonra su yüzüne çıkıyor.

Ajansın yürüttüğü seçim kampanyasıyla ilgili bir projede, Jan’ın eşinin onayını almadan inisyatif almasıyla ihtilaf büyüyor, Amélie ajanstan ayrılma kararını alıyor. Aile içi gergin tansiyon film boyunca sürüyor.

Filmin senaryosunu da yazan Ronny Trockergüven altına alınması gereken çocuklar” faktörünü iyi kullanarak mizansenine gerilim tansiyonu katıyor. Ebeveynlerini sürekli kavga ederken görmekten mutsuz olan iki çocuğun yaşadığı travma filmin gerilim atmosferini arttırıyor.

Yönetmen Max’ın aniden ortadan kaybolan faresi gibi ,tekinsiz bir atmosfer yaratıp ilk sahnelerinden izleyiciyi rahatsız etmeyi hedeflediğini ilan ediyor. Kendini göstermeyen ancak mevcudiyeti sürekli hissedilen dış tehdit, Max’In faresinin cesedini ormanda bulmasıyla belirginleşiyor. Max’ın faresini gömmek için evden uzaklaşması ailede panik havası yaratıyor. Buraya kadar yaşananlardan dört dörtlük bir gerilim filmiyle karşı karşıya olduğumuzu zannediyoruz. Çok geçmeden yanıldığımızı anlıyoruz.

Senaryodaki sayısız boşluk, kafamızda beliren eve giren yabancı, kaçırılan fare, dış tehditin ne olduğu gibi soruların hiçbirine yanıt vermiyor. Koyu bir Michael Haneke hayranı olduğu, yönetmenin “Ölümcül Oyunlar”daki tüm gerilim ögelerini kullanarak belli eden Ronny Trocker, çok şey vaad edip beklentilerin karşılığını veremeden filmi bitiriyor. Haneke kadar yetenekli olmadığını da kanıtlamış oluyor.

Yönetmen / Senaryo :  Ronny Trocker

Görüntü Yönetmeni : Klemens Hufnagl

Kurgu : Julia Drack

Müzik : Anders Dixen

Oyuncular : Marthe Schneider, Mark Waschke, Spencer Bogaert, Karen Margrethe Gotfredsen, Isaak Dentler, Sabine Timoteo, Jule Hermann

Almanya-İtalya-Danimarka / Dram / 102 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here