Bildiğimiz -klasikleşmiş- bir süper kahraman dizisi

Jüpiter’in Mirası dizisinin açılışı, görkemli bir sahne olarak gördüğüm güçlü gibi gözüken bir düşmanın gösterimiyle başlıyor. Jüpiter’in Mirası, bildiğimiz klasik hikayelerin dışında düşmanların, insanların geliştirdiği teknoloji sayesinde yaşadıkları çağda kötülük için robotlaşmasını konu ediniyor. Hikayemizde Dünya dışı güçlü süper kötümüz de mevcut.

Avengers film serisine Spider Man’in dahil olması gibi burada da geçmiş süper kahramanların gelecekte yaşadıkları gezegeni korumaları adına çocuklarını eğitmesi ve onlara yerlerini devretmesi konu ediniliyor.

Tabi klasik olarak iki kuşağın arasındaki farklar, başta anlaşamamaları, ters düşmeleri sonra karşılıklı ”her ikimizin de haklı olduğu taraflar varmış” şeklinde biten bir hikaye.Dizi, bazen geçmişe gidip gelerek bugünle bağlantı kurmaya çalışıyor ve hikaye bütünlüğünü bu geçmişe gidip gelme sahneleriyle tamamlamaya çalışıyor.

Sheldon’ın ağabeyi ve babası bir şirketi yönetiyorlar, bugün olduğu gibi yine kulaktan dolma bilgilerle ağabeyi karşı çıkmasına rağmen Sheldon ile babası bir yatırım yapıyor ve tabi ki şirket iyi yönetilemeyip batıyor. Babası bu duruma dayanamıyor ve kendini şirketin tepesinden atıyor bu olaydan sonra aile süper kahramanlara dönüşüyor.

Gezegenlerini korumaya çalışıyorlar. Lakin, çocuklarının olması ve onların büyüyüp ebeveynlerin yaşlanmasıyla görevlerin devredilme zamanı gelmeye başlıyor. Sheldon çok kuralcı olduğu için kendine en yakın gördüğü kızını kaybediyor. Oğlunu ise her konuda eksik ve yetersiz buluyor.

Özellikle dizinin açılış sahnesinde Sheldon’ın oğlu bir süper kötüyü durdurmak isterken çok feci durumlara düşüyor. Babası gelip kurtarıyor. Bu olaydan sonra babasının söylediklerini dinleyen Brandon yıkılıyor. Amcası moral vermeye çalışsa bile yıkılan şeyler tamir olmuyor. Brandon buna rağmen kendisini ailesine kanıtlamaya çalışıyor. (Brandon’ın aşağılık kompleksi var diyebiliriz)

Bu arada geçmişte yakalanan ve zar zor alt edilen bir süper kötünün kaçtığı haberi geliyor. Hep beraber o düşmanla savaşırlarken bütün kahramanlar çok kötü durumlara düşüyor ve aralarından Brandon çıkıp onları kurtarıyor lakin babası tarafından yine taktir kazanmıyor, sen nasıl onu öldürürsün diye beklemediği sözler işitiyor.

Amcası beyin okuma gücü olduğu için kendisine bir ekip kurup bir yolculuğa çıkmak istiyor bu yolculuk dizideki herkesin hayatını değiştiriyor.

Açıkçası ben diziyi çok beğenmedim. Süper kahraman dizi ve filmlerinin olmazsa olmazı yeşil perde sahneleridir ama Netflix muhtemelen bütçeyi çok düşürdüğü için Jüpiter’in Mirası dizisinde bayağı youtube videosu çeker gibi çekilen aksiyon sahneleri görülüyor. Yeşil perdeyle çekildiği bariz belli olan bu sahneleri izledikten sonra gerçekte olmayacağını bildiğiniz ama hikayesi içerisinde kabul ettiğiniz bu dünyadan tamamen kopuyorsunuz.

Hikaye akışı ve karakterlerin olgunlaşmaları diziyi uzatmak adına çok zaman alıyor ve bu izleyiciyi yoruyor. Hikaye durağan ilerliyor ve birçok mantık hatası barındırıyor. Bunun dışında daha ilk 10 dakika içerisinde dizinin sonunu tahmin edebilir duruma geliyorsunuz bu da hiçbir keyif almadan izlemeye devam etmenize sebep oluyor, hikaye hiç acaba mı dedirtmiyor.

Kendi alanında bile b movie olarak mı çekildi acaba diye sorgulatıyor yapım kendini. Bundan dolayı benim puanım 1

Misafir Yazar : Burak Göre

Yönetmenler : Charlotte Brändström, Christopher J. Byrne, Steven S. DeKnight, Marc Jobst

Senaryo Yazarları : Julia Cooperman, Steven S. DeKnight, Henry G.M. Jones, Mark Millar, Brian Gunn

Görüntü Yönetmenleri : Danny Ruhlmann, Nicole Hirsch Whitaker

Kurgu : Josh Beal, Henk Van Eeghen, Tirsa Hackshaw Müzik : Stephanie Economou

Oyuncular : Anna Akana, Tyrone Benskin, David Julian Hirsh, Jess Salgueiro, Gracie Dzienny, Humberly González, Morgan David Jones, Tyler Mane, Ian Quinlan, Meg Steedle, Paul Amos, Genevieve DeGraves

ABD / Aksiyon-Macera-Dram / 8 Bölüm (40 Dk.)

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here