Küçük Bir Rica

HER İNSANIN İÇİNDE SAKLADIĞI BİR SIR MUTLAKA VARDIR..

Küçük Bir Rica filminin yönetmen koltuğuna, ”Adım David (2003), Nedimeler (2015), Ajan (2015), Ghostbusters (2016)” filmleri ile tanınan Paul Feig oturmuş. Yönetmenin sinemada ihtisas dalı komedi. Komedi filmlerinde bir hayli başarılı olan yönetmen, tarzının dışında olan bu filmde oyuncularını iyi yöneterek vücut dilleri ve replikleri ile seyirciyi güldüren hatta kahkaha attırabilen bir iş çıkarmış ortaya. Bu yeteneğinden dolayı kendisini kutlamak gerek ama bu suç-gerilim türündeki Küçük Bir Rica’yı yönetmesi için bu işte daha iyiler varken neden kendisine emanet edildi anlayabilmiş değilim.

A Simple Favor”, Darcey Bell‘in aynı isimli romanından sinemaya uyarlanmış. Romanı okumadığım için fikir yürütemeyeceğim ama düz bir suç-gerilim filmi olan yapım beni yeteri kadar tatmin etmedi.

Filmde, internette yemek tarifleri veren bir kanalı olan dul Stephanie (Anna Kendrick), oğlu Miles’ın okulundada her işi üstlenen bir sınıf annesidir. Birgün, okul çıkışı oğlunu almaya gelen son derece bakımlı ve zarif olan Emily (Blake Lively) ile tanışır. Emily, yazar olan Sean (Henry Golding) ile evlidir ve ünlü tasarımcı Dennis Nylon (Rupert Friend) için çalışmaktadır. Stephanie ve Emily’nin dostlukları zamanla pekişir. Günlerden birgün Emily, Stephanie’den işi olduğunu söyleyerek oğlunu okuldan almasını ister. Sonrasında Emily, hiç iz bırakmadan ortadan kaybolur. Emily’i arayıp bulmak ise Stephanie’ye düşer..

Yönetmen, filmin ilk yarısında karakterleri tanıtmayı, gizemi zirvede tutmayı ve aralara serpiştirilen küçük esprilerle de ortamı yumuşatmayı büyük ölçüde başarıyor. Ancak, ikinci yarıda akış monotonlaşıyor ve seyirciyi sıkmaya başlıyor. Sonlara doğruda neler olabileceğini tahmin etmek güç olmadığından filmin finali ”vay bee!” dedirtmiyor.

Filmin ana teması hırs, para ve kötülük. İnsanların zenginlik ve para hırsı bitmek bilmiyor. Senarist ve yapımcılar da bu durumu filmlerde sık sık kullanıyor. Ama esas olan şey ”kötü tohum”. Bir ailenin bireylerinin hepsi kötüyse burada bir sorun var demektir. Çocukları ile yeteri kadar ilgilenmeyen ebeveynlerin çocuklarının kötü yollara düşmesi ise başka bir problem. İyi bir ailenin çocukları ile ilgilenmesi ve onlara şevkat gösterip, eğitimleri ile ilgilenerek geleceklerini hazırlamaları ise olması gereken bir durum. Bu filmdede yukarıda belirttiğim konulara değinilerek seyircilere ince mesajlar veriliyor.

Filmde, Lüks bir yaşam süren Emily’nin çalıştığı ortamdan ve aile düzeninden mutlu olmadığı, kocası ile tuhaf ilişkilere girdiği (üçlü seks gibi) kendi ağzından anlatılıyor. En çarpıcı itiraf ise Stephanie’nin ki oluyor. Evli ve çocuklu iken üvey kardeşi ile sevişme itirafı ve sevişme sahnesi perdeye yansırken seyirciye ne bu şimdi dedirtiyor ister istemez. Emily’nin arkadaşlık kurduğu Stephanie ile dudak dudağa öpüşme sahnesi ise kayda değer cinsten.

”Küçük Bir Rica” filminde yapımcı ve yönetmen bu tür itiraflarla örülü öykünün karanlık tarafını anlatmayı tercih ederken gişeden faydalanmayı düşünmüş ama çok fazla sıkıcı diyalogları olan hikayenin (ABD’yi bilemem) Türk seyircisinden yeterli ilgiyi göreceğini sanmıyorum.

Filmde, ortanın üzerinde olan oyunculuklar fena değildi. En çok beğendiğim oyuncular ise ailesi ve çocuğu ile yeteri kadar ilgilenen esprili babayı canlandıran  Andrew Rannells ile ünlü modacıya hayat veren Rupert Friend oldu. Kurgu idare ederken müziklerini beğenmedim.

Sözün özü : Hiç bir özelliği olmayan düz bir suç-gizem türündeki film, çocuklarla izlemeye uygun olmadığı gibi yetişkinleride tatmin edeceğini düşünmüyorum. Bu nedenle tercihiniz sinemaya gitmekse diğer seçenekleri değerlendirmekte fayda var.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here