Küçük Joe  /  Little Joe

Jessica Hausner’in yönetmen koltuğuna oturduğu Küçük Joe, bilim insanlarının 21.yüzyılın en büyük sorunlarından biri olan mutsuzluğa bilim yoluyla çare aramalarının tehlikeli öyküsünü gerilim, dram ve bilim kurgu senteziyle ele alıyor. Film açılış sekansını özel bir şirketin özel ve korunaklı bir serasında sıra sıra dizilmiş çiçekleri kadraja alarak yapıyor. Özel ve korunaklı olan bu serada çalışan bilim insanlarının çiçeklerle ilgili projelerini, amaçlarını dinliyoruz.

Bilim insanları insanlara kokusuyla sürekli mutluluk veren bir çiçek üretmeye çalışmaktadırlar ve bu çiçek şirket için büyük bir maddi kazanç sağlayacaktır. Bu deneydeki çiçeğin adı da “Küçük Joe”dur. Çiçeğin ismi de laboratuarda çalışan kıdemli bilim insanlarından biri olan Alice‘in (Emily Beecham ) ergenlik çağına giren oğlundan gelmektedir ve Alice, çiçeği adeta evladı gibi sevmektedir. Küçük Joe adlı çiçek sıcağa ve soğuğa dayanıklı olmakla beraber sadece dokunulduğunda ve konuşulduğunda büyüyen, açan bir çiçektir kısacası temelde sevgiye ihtiyacı vardır. Siz onu sevdikçe o da sizi mutlu eden bir koku yayar. Bu sistemle anne ve evladın arsındaki kuvvetli bağ kurulmaya çalışılır.

Bu aşamaya kadar bir sorun yoktur fakat bilim insanları bu çiçeğin genetiğini değiştirerek onu kısır bir çiçek olarak tasarlamışlardır. Bitkinin ürememesi onların çoğalmamaları için bir tür güvenlik önlemidir ve özel şirket bu yolla aynı zamanda herkesin kendilerine bağımlı olmalarını sağlamaya çalışmaktadır fakat çiçeğin üreyememesi sonradan gittikçe büyüyen sorunların ortaya çıkmasına sebep olacaktır.

Doğaya adeta bir Tanrı gibi müdahale etmeye çalışmanın ağır bir bedeli olduğunu da filmde görüyoruz. Yani üreme özelliği elinden alınan Küçük Joe, içgüdüsel olarak bir şekilde üreme ve çoğalma yollarını sonunda bulur ama bu çoğalma öyle masumane bir yayılma değildir ve insanlar üzerinde ciddi yan etkileri olan bir tehlikenin de hızla yayılmasının habercisidir.

Küçük Joe filminin senaryosu daha önce benzerleri yapılan istila filmlerini çağrıştırsa da çoğunlukla özgün bir yapıya sahip. Küçük Joe, 21.yüzyıl insanın doğaya acımasızca müdahale ederek doğanın dengesini nasıl bozduğunu, açgözlülüğümüzün nelere mal olabileceğini anlatmasının yanında bilim insanlarının kapitalist sistemin köleleri hâline gelerek etik değerlerini nasıl yitirdiğine ve aile ilişkilerinin nasıl bir çürümeye doğru evrildiğine dair göndermelerde de bulunuyor.

Jessica Hausner günümüz insanın doymak bilmeyen vahşi doğasını ele alınırken Alice üzerinden de unuttuğumuz aile ve sevgi bağlarını hatırlatıyor ve Alice üzerinden bizi bir tercih yapmaya zorluyor. Alice yarattığı Küçük Joe adlı çiçekle ilgilenmekten oğluna doğru dürüst zaman ayıramaz bu da ikisi arasındaki sevgi bağlarının zedelenmesine sebep olur. Alice’in yaşadıklarını günümüzde yaşayan bir sürü ebeveynin olduğuna da defalarca tanık olmuşuzdur. Küçük Joe bu tanıklığın yansıtıldığı psikolojik bir dram olarak karşımıza çıkıyor.

Hausner günümüzün sorunları doğru tespit etmesine ve yakıcı sorunlara parmak basmasına rağmen kurgudaki ağır ilerleyiş, senaryodaki belirsizlikler, oyuncuların karakterlerini film boyunca neredeyse aynı tonda (tekdüze) canlandırmaları yüzünden film sizde güçlü bir etki yaratmıyor. Normalde gerilim filmlerinde oyuncuların performansı filmi sürüklerken Küçük Joe’da gerilim unsuru çoğunlukla sinematografi (kullanılan mor turkuaz , vermilyon kırmızısı renkler ) üzerinden ve özellikle de keskin bir biçimde kullanılan müzik üzerinden elde edilmeye çalışılmış.

Küçük Joe filminin sanatsal yönden değerini yükselten iki temel unsur olarak sinematografi ve müzik belleğimize kazınıyor. Bu da bize oyunculuğun ve yönetmenin onları nasıl yönettiğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Filmdeki oyunculuk tarzı yönetmenin bilinçli bir tercihi de olabilir. Belki de bu tarzıyla bize para için tüm insani duygularını kaybetmiş bilim insanlarının soğuk ve acımasız yüzlerini göstermeye çalışmaktadır. Fakat bilinçli yapılan bir tercih olsa bile yanlış bir kararın verildiğini düşünüyorum.

Oyunculuk demişken Alice rolündeki Emily Beecham’ın bu filmdeki performansıyla Cannes’da en iyi kadın oyuncu ödülünü nasıl aldığına şaşırdığım belirtmek isterim. Elbette sinema için ortaya koyduğu emeğe saygım var. Fakat çok güçlü, unutulmaz, vurucu bir performans sergilediğini düşünmüyorum. Ama malumunuz Cannes’da bu ödüle layık görülmüşse çoğu insana göre bu dosya kapanmış oluyor. Bunun da festivallerde verilen ödüllerin neredeyse hiç sorgulanmadan kabulünü getiren ve sizi de onlar gibi düşünmeye iten; sinema adına üzücü bir durum olduğunu belirtip geçeyim.

Sonuç olarak Küçük Joe izleyicinin bütünleşemediği bir film. Film biraz ilerledikten sonra Küçük Joe’nun neye dönüşeceğine dair verilen ipucular filmi final kısmı hariç çözmenize sebep oluyor. Bu da filmin gerilim havasının dağılmasına sebep oluyor. Açık uçlu bir finalle kapanış yapmayı tercih eden yönetmen maalesef final bölümünde beklentiyi karşılayamıyor yani filmin öyküsüne dair birçok soru işareti havada kalmış oluyor.

Açık uçlu olması elbette filmi kötü yapmaz fakat yönetmenin yüzyılımıza dair yakındığı sorunlara bulduğu veya önerdiği güçlü cevaplar olmayınca bu final de sarsıcı bir etki bırakmıyor. Aslında film bir 21.yüzyıl tasviri olması açısından hayli didaktik bir özelliğe sahip ve sinematografisi de çok iyi. Fakat final dahil senaryonun işleniş biçimi ve oyunculukların üst düzeyde olmaması filmin belleğimizdeki kalıcılığını yitirmesine sebep oluyor. Küçük Joe’nun unutulmayacak bir yönü varsa o da sizi sürekli diken üstünde tutan muazzam Uzak Doğu müzikleridir ( Teiji Ito ) ve sinematografinin (Martin Gschlacht) seçilen renk paletiyle yaratılmak istenen gerilimle tutarlı olması, hikayeyi sürekli iyi yansıtmasıdır.

En nihayetinde Küçük Joe açgözlülük ve mutluluk fetişizmi yüzünden insanlığın karanlık bir distopyaya doğru gidişini kısmen iyi anlatsa da maalesef unutulmayacak filmlerin mertebesine yükselemiyor.

Yönetmen : Jessica Hausner

Senaryo : Géraldine Bajard, Jessica Hausner

Görüntü Yönetmeni : Martin Gschlacht

Oyuncular : Emily Beacham, Ben Whishaw, Kerry Fox, Kit Connor, David Wilmot, Phénix Brossard, Sebastian Hülk, Lindsay Duncan

Avusturya-Almanya-İngiltere / Bilimkurgu-Dram / 105 Dk.

 

Film notum:

 

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here