Lanetli Kan / Blood

Acil Kan Aranıyor…

Öncelikle belirtmem gerekir ki bu film, herkesin beğenebileceği türden bir yapım değil. Zira filmin isminden de anlayabileceğiniz gibi içinde bol bol kan var ve bunu meyve suyu gibi sürekli emen çocuğu beyaz perde de izlemek iyi gelmeyebilir. Ancak yine de film özellikle anne rolündeki Michelle Monaghan’ın performansı ve annenin çocuğu için nelere katlandığını gösteren yapısı itibariyle belli ölçüde tercih edilebilir. Ama ben açıkçası kendi adıma başka alternatif filmler listenizde varsa onlara yönelin derim.

OrtaKoltuk Puanı:

 

 

Son dönemlerde ebeveynlerin ve onların tehlikeye maruz kalan çocukları arasındaki sevgi bağından kaynaklanan durumların nasıl bir gerginlik fonu yaratabileceğine dair çokça film izledik. Yakın dönemde belleğimde kalan filmler arasında Julia Roberts’ın fedakâr anne rolüne büründüğü, eleştirisini de kaleme aldığım 2018 yapımı “Eve Dönüş” filminde benzer şekilde ele alınan uyuşturucu bağımlısı bir çocuğun bu durumu ile savaşan bir annenin dramını izlemiştik.

Daha çok kötü arkadaşların yarattığı sıkıntılara ya da uyuşturucu veya alkol bağımlısı çocukların mücadelesine odaklanan anne ve baba hikâyeleri çokça yer alsa da bazen uçuk olarak tanımlanabilecek, örneğin vampir benzeri özellikleri olan çocuklarını kötülüklerden sakınan yapımlar da yok değil. Bunlar arasında en bilineni 2008 yılı İsveç filmi olan “Gir Kanıma”yı saymamız mümkün. Yönetmenliğini Brad Anderson’un üstlendiği ve bu hafta vizyona girecek yapımlardan olan Blood (Lanetli Kan) filminde de vampirliğin eşiğine gelen bir çocuk ile bu kez anne arasındaki ilişkinin mercek altına alındığını görüyoruz…

Jess (Mıchelle Monaghan), bir klinikte hemşire olarak çalışmaktadır. Ancak kötü bir evlilik sonrasında çocukları olan Owen (Fınlay Wojtak-Hıssong) ve Tyler’ın velayetinin kendisinde kalmasını isterken öte yandan teyzesinin geçmişte kötü anıları olan evlerine taşınarak yeni bir hayat kurmak arzusundadır. Çocukları ile kurulan bu yeni hayatta bazı gariplikler yaşanır. Erkek çocuğu Owen’in tutku ile bağlı olduğu kayıp köpeği Pippin bir gün aslında metafor anlatımlı, kuru ve korkutucu bir ağaç etrafında ve derin çamurlarla dolu bataklık görünümdeki yere girdikten sonra gözleri garip ve kırmızı olmuş bir şekilde geri gelir. Ve köpeğin gelmesine sevinen Owen’i köpek Pippin ısırır. Bu ısırıktan dolayı küçük çocuk tuhaf bir enfeksiyon geçirir.

Bir gün kan değerleri gittikçe düştüğü esnada annesi Jess çocuğunun poşet içerisindeki kanı emdiğini görür. Ve kendi kanına dadanan Owen gittikçe iyileşme emareleri gösterir. Yani kan içtikçe Owen’in sağlığı gittikçe iyiye gider. Bu duruma anne tek başına şahit olmuştur. Ancak bu tuhaflığı daha da acıklı hale getiren durum, kanın aranması kısımları olur. Başka yönden acil kan aranmaktadır. Jess, ilk başta hastanede bulunan kanları çalmaya başlar. Ancak bir süre sonra bu durum şüpheli bulununca önce kendi kanını damıtır ve çocuğuna verir. Gittikçe kendi kanını tükettiği için sağlık durumu kötüleşmeye başlar. Ardından bazı hayvanlara sıra gelir.

Sevimli tavşanların kanı çocuğa şifa niyetince annesince verilir. Anne her geçen gün çocuğuna kan bulmak adına gittikçe acımasız bir kimliğe bürünür. Ve artık en son kötülüğü ölüm döşeğinde bulunan Bayan Osgood’u kaçırmak olur. Ve kendi etik ya da daha doğrusu ahlaksız değerleri adına ölüme yaklaşan ve ölüm arzusu ile iradesini sürekli gösteren bir yaşlı kadından zorla aldığı kanı çocuğuna vermeyi bile artık normal görmeye başlar. Ve bu kötü anafor gittikçe diğer çocuğu ile eski eşi arasında da gerginliklere yol açacaktır. Ve kriminal olaylar da artık başlarından eksik kalmaz…

Vampir Filmi Beklemeyin…

“Lanetli Kan”, aslında klasik kan emici vampir hikâyelerinden farklı bir noktadan hareket ediyor. Gerçekten de burada belki de kan içmeden duramayan ve bulamazsa ölüme gidecek olan bir çocuk ile ona yardıma çalışan annenin her türlü kirli ilişkiye bulaşma hikâyesini görüyoruz. İzleyiciler bu dilemma arasında aslında bir süre anne ile bir empatiye girmeye başlıyorsa da, annenin kan bulma adına yaptığı hileler ve kötücül eylemler o derece artıyor ki anne ile kurulan bu ilişki birden kopuveriyor.

Film polisiye ve yer yer efektlerle beslenen korku unsuru ile bu gerilimi iyi veriyor. Aynı zamanda final kısmında annenin oğlu ile hesaplaştığı kısımlar da yine görsel olarak çok başarılı. Hatta filmin bazen arthouse tekniğine kaydığını da görüyoruz. Ne var ki film tüm bu artılarına rağmen yine de özellikle annenin çocuğunun bu zor durumuna, üstelik tıbbi bir hizmet sektöründe çalışmasına rağmen bilim dışı ve içinden çıkılmaz yöntemlerle tek başına mücadeleye yeltenmesinin cevabını tam olarak veremiyor. Kâğıt üzerinde belki iyi duracak senaryo tam olarak izleyeni içine katamamış. Hâlbuki kimi başarılı benzer temalı filmlerde görülen hikâyenin garipsenmemesi durumunu burada görmek mümkün değil. Artık bu kadar da değil dedirten o kadar çok sahne var ki. Üstelik finale saklanan ve açık etmekten çekindiğim finalinin de başarılı olarak sonlanmadığını belirtmem gerek. Bu arada jenerikler akarken sakın salondan hemen ayrılmayın. Ufak bir ipucu jenerik arasına sıkıştırılmış çünkü…

“Lanetli Kan”, öncelikle belirtmem gerekir ki herkesin beğenebileceği türden yapımlardan değil. Zira filmin isminden de çıkartılabileceği gibi içinde bol bol kan var ve bunu meyve suyu gibi emen çocuğu sürekli ekran başında izlemek iyi gelmeyebilir. Ancak yine de film özellikle anne rolündeki Michelle Monaghan’ın performansı ve annenin çocuğu için nelere katlandığını gösteren yapısı itibariyle belli ölçüde tercih edilebilir. Ama ben açıkçası kendi adıma başka alternatif filmler listenizde varsa onlara yönelin derim… İyi seyirler…

Yönetmen : Brad Anderson

Senaryo : Will Honley

Görüntü Yönetmeni : Björn Charpentier

Kurgu : Robert Mead

Müzik : Matthew Rogers

Oyuncular : Michelle Monaghan, Skeet Ulrich, Finlay Wojtak-Hissong, June B. Wilde, Skylar Morgan Jones, Erik Athavale, Onalee Ames, Michael Strickland

ABD / Korku-Gerilim-Dram / 108 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz