Nebula

Ölü At Nebula!

Bazı filmleri seyrederken tam anlamazsınız. Hatta salondan çıktığınızda, (ben filmi büyük ekranda salonda izlemeyi severim) kararsızlığınız daha çok olumsuzdan yanadır. Ama sonra kendinizi filmi düşünürken bulursunuz, kare kare görüntüler gelir aklınıza, hatta bir espri, bir durum, bir bakış, bir gülüş, bir soru aklınızda yer eder! Ve giderek filmin aslında farkında olmadan ruhunuzu ele geçirdiğini, onu anlamaya çalıştığınızı, sevdiğinizi, beğendiğinizi farkedersiniz. Roma filmi de benim için aynen böyle olmuştu. İlk bakışta aşk değil, sonra düşündükçe, tanıdıkça vurulma! Ölü at Nebula da aynen öyle.

Film, kırsalda geçiyor. Köyde, ormanda, dağda, bayırda, birkaç köylünün arasında. Entrika yok, aşk yok, aksiyon yok. Neredeyse sıkıcı yani, ama değil. Sinemaseverler için değil. Zaten bir festival filmi, büyük kitle için patlamış mısır yiyerek seyredecekleri bir film hiç değil. Hissedecek, duyacak, düşüneceksiniz, biraz Nuri Bilge Ceylan ekolü. Diyalog da az zaten. Olanlar da çok doğaçlama gibi, oysa tek tek yazılmış, ama sanki o an uyduruvermişler gibi rahat konuşuyorlar! Öykünün içinde köylü var. Köy var. Kır yaşamının içindeki insan ve hayvan, doğa ilişkisi var. Köylülüğü anlamak için bire bir. Tabii yönetmen bunu söyleşirken daha şiirsel anlatıyor ama bal gibi köylü mantığı her planda, hem de çok güzel işlenmiş.

Ölü bir at!

HAY, küçük oğlan, babası ve bir arkadaşıyla tarla bakmaya giderlerken bir at ölüsü buluyor. Ölü hayvanı keşfederken bir cesedi de kurcalamış oluyor ki zor ve illa ki de gözümüze sokulan sahneler! Ama köylü bir çocuk için doğal bir keşif. Sonra köylü mantığı giriyor devreye, ki bu mantıksızlığa ben bayılıyorum: tıpkı dökülen bir Serçe araca 4 çeker jeep muamelesi yapıp, dağa bayıra sürdükleri gibi, bu bir tondan ağır hayvanın leşini, yakınında bulunduğu kuyu suyunu zehirlememesi için kenara çekmeye çalışmaları gibi. Sonra traktörüyle yoldan geçen baldız geliyor, traktörle de çekemiyorlar. Baldız atı tanıyor, sahibine haber veriyorlar. O da geliyor ama ip mip başaramıyor tabii!

Bu kez Jandarmaya haber veriyorlar. Jandarmanın gelişi ve yaptıkları bir mizah şaheri, jeepten inen komutan, güvenlik önlemi alan erler, zabıt tutulması, bütün bürokrasisiyle DEVLET görevde! Asker de çözemeyince ölü atı ortadan kaldırma sorunsalını, Orman Müdürlüğü’nden yardım isteniyor. Devletin kadrosu olay yerinde; bulunan çözümü anlatmayacağım. HAY büyüyor, derede gece yarısı balık tutmasından silah talimine, ormanda kaçak ağaç kesmeye her haltı yiyor ama bunların hepsi bir köylü delikanlısı için doğal şeyler! Tabii arkadaşlarıyla hayatı sorgulaması ve her seferinde duyduğu o Kerkenez kuşu. İnşaatta geçen son sahneler müthiş. Çocukluğuyla karşılaşması da. Evet aldığı ödülleri hak ediyor Nebula. Gerçekçi sinemayı sevenler için, sinema severler için Tarık Aktaş’ın ilk uzun metrajı alkışı hak ediyor. Ölü at meselesine gelince; hayvan severler kızmasın, at ölü değil, sadece uyutulmuş ve bütün o planlar 40 dakika içinde alelacele çekilmiş! Koyuna da bir şey olmamış.

 

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here