Kötü adamdan daha kötüsü var…

Nefesini Tut filminin ilk bölümünde hırsızlık nedeniyle evine giren 4 gence cehennem azabı yaşatan savaş gazisi kör adam Norman Nordstrom’ın yaşamı ve gazabından kurtulmaya çalışan gençlerin korku dolu ölüm kalım mücadelesi anlatılmıştı. Ve biz izleyiciler olarak Norman karakterinden nefret etmiş, ölmesini istemiştik.

Nefesini Tut 2 filminin hikayesi ise tam tersi bir konu işliyor. Bu sefer mağdur gösterilen kör adama acıyor, onun tarafını tutuyor ve karşısındaki kötülerin ölmesini istiyoruz. Ne yaman bir çelişki değil mi?

İkinci filmde, yaşanan ilk olaydan 11 yıl sonrası anlatılıyor. Norman (Stephen Lang), 11 yıl önce bir evde çıkan yangın sonrası yetim kalan Phoenix (Madelyn Grece) isimli kız çocuğunu evlat edinir. Phoenix’in üzerine titreyen Norman, ona zarar gelmemesi için adeta kendisi gibi hapis hayatı yaşatır. Bu süre içerisinde genç kıza kendisini koruması için bildiği savaş sanatlarını ve zor zamanlarda kaçıp saklanmayı öğretir. Günlerden birgün eve gelen tedarikçi kadın Hernandez’in (Stephanie Arcila) ısrarını kırmayarak kızının onunla gidip eğlenmesine izin verir. Günün sonunda genç kızı takip eden kötü adamlar evi basıp yakarak kızı kaçırırlar. Norman, kızını kurtarmak için kötülere karşı mücadele etmeye başlar…

Senaryo yazarının ve yönetmenin amacı, seyirciyi ikileme düşürerek kötünün daha da kötüsü var fikrini zihinlere yerleştirmek. Aslında, ilk filmde de her ne kadar kör adama kızsak da ”durup dururken kimse kimseye zarar vermez, suç ölende mi öldürende mi?” teması üzerinde durulmuştu.

Tanrı adil mi?

İkinci filmde ahlaki pusulası bozulmuş anti-kötü adam Norman, manevi, duygusal ve zihinsel hasarlar açısından bir çok kez yenilmiş olmanın verdiği duygu ile herkes gibi kendini haklı görüyor. Norman, manevi kızı Phonix’e bir sahnede ”Tanrı’nın ne iyi ne de kötü olduğunu ancak o’nun adil olduğunu ve bir planı olduğu” öğüdünü verirken kendisinin hayatta kalma isteğinin çok güçlü olması nedeniyle neyin yanlış neyin doğru olduğunu ayırt edememesi tezat oluşturuyor. Norman için sadece hayatta kalma veya kalmama var.

Yaşadığı dünyanın ona iyi davranmaması, sürekli tartaklanması nedeniyle dünyaya hiçbir faydası olmayan kör adamın uzatılan her eli ısırması da bu yüzdendir. Norman’ın kör olmasına neden olan savaş yaralarının, geçmişte yaşadığı diğer travmaların ruhunda derin hasara yol açması nedeniyle sistemin dışında yaşaması anlaşılabilir bir durum. Ama, bu onun haklı olduğu anlamına gelmez.

Bir ebeveyn bunu yapabilir mi?

İlk filmde, sadece savaş da kör olduğunu öğrendiğimiz savaş sanatları ustası gizemli kör adamın bu filmde de köklerine inip geçmişini öğrenemiyoruz ama seyirci için artık gizemli bir karakter değil. Çünkü, seyirci geçmişte işlediği suçları artık biliyor. Filmin sonu tam bir ters köşe. İnsan dediğimiz mahluk bunu nasıl yapar ? Kendi yaşamını devam ettirebilmek için bu kadar egoist olabilir mi ? diye düşünüyor ve vicdanınızı sorguluyorsunuz. Evet, kötünün de kötüsü varmış diyorsunuz o sahneleri izlerken.

Filmin senaryosunu, kamerasını, oyunculuklarını ve kurgusunu beğendim. Müziği ise akılda kalıcı değil. Sonuç olarak, korkunç, hayal ürünü hikayeyi anlatan sıkı bir gerilim filmi var karşımızda. Kötünün de kötüsü olduğunu öğrenmeniz için filmi izlemenizi tavsiye ediyorum.

Yönetmen : Rodo Sayagues

Senaryo : Fede Alverez, Rodo Sayagues

Görüntü Yönetmeni : Pedro Luque

Kurgu : Jan Kovac

Müzik : Roque Baños

Oyuncular : Stephen Lang, Bobby Schofield, Rocci Williams, Christian Zagia, Stephanie Arcila, Adam Young, Diaana Babnicova

ABD / Korku-Gerilim-Suç / 98 Dk.

 

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here