İKSV ONLİNE FİLM FESTİVALİ II

1967 doğumlu Peter Mackie Burns, sinemaya epey geç başlamış bir İskoç yazar yönetmen. Ödüllü 4 kısa film ve 1 belgeselin ardından çektiği ilk kurmaca uzun metrajı “Daphne” (2017) vizyona girdiğinde 50 yaşındaymış, Mark O’Halloran’ın oyunundan uyarlanan ve ilk gösterimini Venedik film festivalinde yapan ikinci uzun metraj kurmaca filmi “Rialto” Orizzonti’de En İyi Film ve Queer Lion’da En İyi Yönetmen adaylıkları almış.

Colm, kırk altı yaşında evli bir adamdır, sevecen bir eşi, iki yetişkin çocuğu, güzel bir evi ve otuz yıldan beri Dublin Limanında bir işi vardır. Hayatında yıkıcı bir figür olan, etrafındaki herkese hayatı zehir etmiş ve hiçbir zaman oğlunu beğenememiş baskın karakterli babası öleli bir ay olmuştur. Tam bu dönemde Colm, kendine bile nedenini itiraf edemediği bir itkiyle yaşamı boyunca hiç yapmadığı bir şeyi yapar, bir AVM tuvaletinde 19 yaşındaki erkek seks işçisi Jay’le ilişkiye girer. Korku ve kaygı içinde geçen bu buluşma hem yarıda kalır hem de pişmanlıkla sonuçlanır. Jay’in Colm’un cüzdanına alarak iş ve ev adresine sahip olması ve bu kozu adamdan para sızdırmak için kullanma niyeti işleri iyice karıştırır..

Başka bir filmde, olası denge bozucu melodramatik olaylar yaratacak böylesi durumlar sakin ve sınırlı “Rialto”da, farklı boyutlarda geçer. Jay’in, Colm’dan şantajla para sızdırma çabası her iki tarafın dürüstçe anlaştığı sakin bir alışveriş olarak sonuçlanır ve Jay ile tanışmanın derinden etkilediği, onda başka hiç kimsede bulamadığı huzuru bulan Colm, onunla, tabii ki parasını ödeyerek buluşmaya devam eder.

Bu arada, artık yapmakta olduğu iş gereksiz hâle geldiğinden çalıştığı tersanenin işine son verdiği Colm’u, işsizlik, keder, annesi ve kız kardeşiyle anlaşmazlıkları giderek psikolojik karmaşaya sokar ve adam aşırı içmeye başlar.

Geceleri, ne yapacağını bilmeksizin, kimi zaman ayık kimi zaman da bayağı sarhoş vaziyette dok alanlarında maksatsızca gezinir, gelgitleri unutup bir karış suda intihar etmeyi de dener. Aslında maddi sorunlarını halletmiş bir insan olarak işsizliğin parasızlıktan çok, yaşamında oluşturacağı boşluğun korkusuyla hayatının başına yıkılmakta olduğu izlenimine kapılan Colm, aile içinde de iletişim kurmakta zorlanır, karısı kendisine ulaşamadığı ve itildiği gerekçesiyle onu terk eder, saldırganlaşan oğluyla sorunları artmaya başlar.

Rialto”yu, yaşlı adam – genç erkek ilişkilerine odaklanan birçok filmden ayıran bir özelliği, fiziksel olarak cinselliği yaşamalarına karşın ne Colm’un ne de Jay’ın tam anlamıyla eşcinsel olarak tanımlanamayışlarıdır. Kadınları seven, onlarla ilişkilerinden çocuk sahibi olan ikilinin cinsel yönelimleri oldukça muğlak bırakılır. Gerçekten de bu birbirinden çok farklı iki erkeğin asıl ortak paydası ikisinin de baba oluşudur.

Calm’ın neredeyse Jay yaşında bir oğluyla daha da büyük bir kızı vardır. Jay’ın ise yenilerde bir bebeği olmuştur. İkisi de hem baba hem oğuldurlar; baba-oğuldurlar. Aynı zamanda da her baba oğul ilişkisinde olduğu gibi hem sömüren, hem sömürülendirler. Baba olmak demek, ailesini korumak, savunmak, beslemek, onlara sığınak ve barınak temin etmek demektir. Peki, bu iki alışılmadık baba sevdiklerini korumayı ve doyurmayı başarabilecek midirler?

Eğitimsiz, olasılıkla çalışmayı pek sevmeyen, doğru dürüst işi olmayan Jay, kız arkadaşı onu kendisinden ve yeni doğan kızından uzak tuttuğu için mutsuz ve öfkelidir. Yolunu iyice şaşıran, ömrünün yarısında, keder ve sıkıntının onu dönüştürdüğü insanı artık tanıyamayan, aile bağları kopmak üzere olan Colm ise, giderek nefret ettiği, ömür boyu kendisine zorbalık etmiş olan babasına benzemeye başlar.

Bu karmaşık ve mahrem ilişkide bir bedel karşılığında olsa bile, her iki adam da karşılıklı bir destek arayışındadır. Babasının ağır baskısıyla pasifleşmiş olan, bu baskıdan kurtulduğunda başına gelenlerle yine pasifleşen Calm, Jay ile ilişkisinde bu edilgenliği yansıtır. 14 yaşından beri bedenini satmakta olan Jay, ona aşık olduğunu söyleyen Calm’a dürüstçe, bu işi sadece parası için yaptığını söyler. Giderek onlar için cinsellik rahatlamaktan çok hemcinsleri olan bir yoldaşla dayanışmanın metaforuna dönüşür. Colm, duyduğu takıntılı tutkuyla, Jay ile her buluşmasında yatakta kendini anlatmaya, kendini çözmeye başlar. Giderek buluşmaları bir cinsellik olayından çok, bir terapi seansına dönüşür.

Bu dokunaklı öyküyü, iki başoyuncusu Tom Vaughan-Lawlor ve Tom Glynn-Carney’in desteğiyle ustalıkla aktaran Peter Mackie Burns, sonlarına geldiğinde filmin bence çok tartışılır bir finalle bitirir. Burada filmin açık kapı olarak bitirilmesinden söz etmiyorum. Kimi açık kapı finalin bazen ayrıntılı bir sondan çok daha çarpıcı olduğunun tabii ki bilincindeyim. Artık patlama noktasına gelmiş olan Colm’un finalden önceki, neredeyse psikolojik intihara dönüşen açılmasının nedenlerini epey irkiltici buldum. Daha doğrusu, tüm olası sonuçlarını da hesaba katarsak müthiş nedensiz buldum. Spoiler vermek istemediğimden bu konuda daha fazla söz etmeyeceğim ama izleyenler arasında ilginç bir tartışma konusu olacağı kanısındayım.

Sonuç olarak “Rialto” aykırı bir ilişkiyi ustaca anlatan, sözünü ettiğim konuyu tartışmak için bile izlenmeyi hak eden bir çalışma . 26 Hazirandan itibaren 5 gün boyunca gösterimde. (***1/2) Temmuz seçkisinde yeniden buluşmak üzere hepinize sağlıklı seyirler dilerim.

Yazar : Erdoğan Mitrani

Yönetmen : Peter Mackie Burns

Senaryo : Mark O’Halloran

Görüntü Yönetmeni : Adam Scarth

Müzik : Valentin Hadjadj

Oyuncular : Tom Vaughan-Lawlor, Tom Glynn-Carney, Monica Dolan, Sophie Jo Vasson, Scott Graham, Michael Smiley, Eileen Walsh, Deirdre Donnelly

İrlanda-İngiltere / Dram / 90 Dk.

ortakoltuk.com

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here