Film, 11 yıldır UBS Akşam Haberleri adlı programda çalışan Howard Beale’nin hikayesini konu ediniyor. Programın reytingleri gittikçe düşmeye başlamıştır. Programa çıkmadan önce iki hafta önce kovulacağını öğrenen Beale, programa çıktıktan sonra ertesi hafta salı günü programda intihar edeceğini söyler. Bu korkunç duyuru sonrası programın reytingleri bir anda tavan yapar ve Beale için işler değişmeye başlar. Program yapımcıları tarafından bir kuklaya dönüşen Beale’nin sonu yine de mutlu bitmez ve yeni programında kanal sahiplerinin tarafından suikaste kurban gider…

Howard Beale’in kovulması onun için büyük bir şanstı aslında. Beale öfkeliydi, haklıydı ve sesini çıkarabileceği bir yerde televizyondaydı.Herkese seslenebilir, doğru cümlelerle istediği kamuoyunu oluşturabilirdi. Ancak Beale’in en başta amacı hiç bu olmamıştı. O yalnızca haklı ve öfkeliydi. Devreye şans girince yeni bir başlangıç için gerekli koşullar oluştu. Beale televizyonla var olmuştu ve bunun farkındaydı. Yok olmak istemiyordu aslında. Halkın beyni zaten her dönem medya ile uyuşmuş olduğundan galeyana getirmek kolaydır.

Bir nevi yalancı peygamberlik görevi üstlenen karakterimiz halk için ortak bir beyindi. Aslında o kadar doğru konuşuyordu ki Beale; izleyicilere kandırıldıklarını açıkça söylemesine rağmen kimse kendi adımını atmıyordu. İzleyiciler ondan bir hedef göstermesini ve o hedefe saldırmasını istiyorlardı. Şimdi bu durumu günümüz ve şimdiki dünya toplumları nezdinde gözden geçirmek isterim. Bizler, günümüzde de kandırıldığımızın farkındayız. Seçimlerde açıklanan oylar, corona virüs tabloları, ekonomik rakamlar…

Hepsinde bir aldatmaca içinde olduğumuzun farkındayız ancak bunu düzeltecek bir harekette bulunamıyoruz. Bizim adımıza konuşacak, bizi yönlendirecek insanlar gelsin istiyoruz. İyi olana değil, iyi konuşana itimat ediyoruz. Medyada olanlar neyi görmemizi istiyorsa onu görüyor, neyi unutmamızı istiyorsa onu unutuyor, neyi istiyorsa ona inanıyoruz. Çünkü sorgulamayan, araştırmayan insanlarız.

Her şey güllük gülistanlık iken Beale kariyerinin hatta hayatının en büyük hatasını yapıyor ve insanlara duymak istemediklerini söylemeye başlıyor. Duymak istemediklerimizi geçiştirmek çok kolay. Yalnızca kanalı değiştirelim. İnsanlar da bunu yaptılar ve kanalı değiştirdiler. Reytingler günden güne düştü ve Beale yine göze batan kısmı oldu sistemin. Burada duralım yine…

Manipüle olmak tek taraflı değildir aslında. Yetişmiş kesimi manipüle etmek zordur. Bu çıkarım için de yine filmdeki kısımdan örnek verebiliriz. Niçin insanlar Beale`in söylediklerini duymak istemediler? Niçin söyledikleri üzerine düşünmediler? İşte insanı manipüle edilmeye sürükleyen nedenlerden biri de sorgulamamaktır. Kötüyü de, iyiyi de duyalım; yanlışı da, doğruyu da bilelim ki gerekli sentezi gerçekleştirebilelim. Zihnimizi her şarta hazırlayabilelim.

Beale’in bu hatasıyla reytingler şirketi zarara sürüklemeye başlar ve haber ekibi spikerimizden kurtulmak ister. Beale’den hoşnut olan tek isim patrondur. Patrona karşı gelip onu kovamayacağını anlayan ekip suikastçılarla anlaşarak Beale’i programa çıktığı an yayında öldürtürler. Ve yalancı peygamberimiz kendi inananlarının günahları yüzünden ölür.

Tanrıcılık oynamanın zararı yalnızca manipüle edilenlerde görülmez. Acımasız medya canavarları amaçları uğruna dönen çarklardaki bir dişi kırmaktan gocunmaz. Böyle bir sistemde herkes zarar görür. İçindeki büyük dünyanın aksine küçük olan kutularımızdaki çevrilen oyunların farkına vardığımız bu yapıtta herkesin en azından birtakım yanlışların farkına varacağı bir gerçek.

Misafir Yazar : RABİA ŞAHİN

Yönetmen : Sidney Lumet

Senaryo : Paddy Chayefsky

Görüntü Yönetmeni : Owen Roizman

Kurgu : Alan Heim

Müzik : Elliot Lawrence

Oyuncular : Faye Dunaway, William Holden, Robert Duvall, Peter Finch, Lance Henriksen, Wesley Addy, Ned Beatty, Tim Robbins

ABD / Dram / 121 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here