Zalo

Zalo’nun Seyirciye Gazabı…

Sahne sanatları itibariyle ciddi kişi ve kurumlarından eğitimler alan Sermiyan Midyat yeteneğini sadece sinemada gösteren birisi değil. Özellikle benim de geçtiğimiz aylarda İzmir’de izlediğim “Sermiyan Midnight Yeni Sürüm” gibi stand-up türü yapımlarda da kendisinden söz ettirmeyi başaran bir sanatçı. Mardin’deki çocukluk dönemlerinden, aile efradının komikliklerine, özellikle Kürt tiplemelerinin lehçe kullanımı ve tesadüfi ya da yanlış anlaşılmalar üzerine kurulu farklı bir mizah türünü geliştirmiş. Ve bu samimi dil, tiyatro salonlarından izleyiciye de bir şekilde geçiyor.

Sinemada Vizontele, Ekşi Elmalar gibi Yılmaz Erdoğan imzalı filmlerde de sıklıkla görülen Türkçe yapılan ama ana kahramanların Kürt olduğu mizah, belli ölçüde Midyat‘a da sirayet etmiş. “Hükümet Kadın“, “Ay Lav Yu“, “Bir Baba Hindu” gibi filmlerde belirli, akılda kalır tipler üzerinden mizahını geliştiriyor Sermiyan Midyat. Üstelik yer yer “Emret Komutanım“, “Ağır Romantik” ya da Ferhan Şensoy‘un “Pardon“undaki hain enişte tiplemesi gibi farklı yapımlarda da karşımıza çıkabiliyor…

Bir Zamanlar Malatya’da…

Necati Aslan‘ın yaptığı “Zalo“, “Bir Zamanlar Malatya” başlığı altında bizleri Malatya yöresine götürerek o coğrafyaya has kişiler ve olayların mizahını sunmaya çalışıyor. Benim de ziyaret etme imkanı bulduğum Arapkir’deki Emiroğlu Konağı ya da Yeşilyurt ilçesindeki Cami-i Kebir gibi tarihsel mekânları yapımda ana fon olarak kullanan filmde Sermiyan Midyat‘ın canlandırdığı Zalo, zalimin kısaltılmışı olarak marabaları olan, çıkarcı fakat yine de belli ölçüde kendine bağlı kişilere esneklikleri de bulunan birisidir.

Bir bakıma Züğürt Ağa‘nın daha vulgar hali de diyebiliriz kendisine. Çocukluktan beridir ayrı kaldığı bir de kardeşi vardır Zalo’nun. Yine kendisinin canlandırdığı bu kardeşi yıllar sonra ortaya çıkacaktır. Ancak biz öncesinde onun marabası olarak çalışan Naif (Kıvanç Baran Arslan), Musto (Ersel Şibil) gibi maraba karakterlerin de bir şekilde Zalo’nun da göz koyduğu Narin (Aslı Balcı) ya da kızı ile yaşadıkları aşk macerası şeklindeki yan hikâyelerini de görüyoruz. Bir de hiçbir yere bağlanmayan Zalo’nun dedesinden kalan altınları bulması… Ancak film o kadar kötü bir senaryoya sahip ki, konunun ne olduğunu, neyi hedeflediğini, nereye bağlanacağını bulmak ne mümkün!

Tiyatro’da hani kuraldır, tüfek varsa patlar mutlaka. Ama bu Zalo, öyle özensiz, dağınık bir hikâye etme tarzı benimsemiş ki, önünüze ne atılırsa öylesine konuluyor. Evet Zalo var; çapkın, eşi ile resmi nikah yapmaktan kaçınan. Bir de onun yalakası olan kahya Basri (Halil Kumova) ve eşi Safiye (Tuğçe Topçu), onlar arasında bitmeyen o saçma dalaşmalar… Sonra Naif ve Musto’nun yine birbirinden saçma devam eden ve neden izlediğimizi bilmediğiniz o sünnet sahneleri ya da soygun kısımları. Marabadırlar fakat öyle sınıfsal duyarlılıkları yok. Hiç de işleri güçleri olmayıp sürekli zıpırlık peşinde ve Zalo özentisiler. Bitmeyen o artık kötü mizah simgesi olan yellenmeler var bir de…

Ve biz tam iki saat boyunca Sermiyan Midyat‘ı dışta tutarsak tüm oyuncuların diğer gerçek oyuncu olmayan Malatyalılar gibi amatörce sahnelerine dayanmak zorunda kalıyoruz. Ama asıl kabus bu kötü oyunculukların bulunması, kötü çekimler ya da senaryonun bu en hafif deyişle dağınıklığı değil. İki saat boyunca ancak düşmanınız olsa sizi maruz bıraktıracağı o bitmeyen, görüntüyle senkronize olmayan o müzikler. Yerli yersiz tam iki saat boyunca “Anadolu’dan Görünüm” programından çıkmış gibi o kulak tırmalayıcı dayanılmaz müzikler… Her an karşımıza çıkan “Malatya, Malatya” nidalı ezgiler. Ezgilere lafımız yok kuşkusuz, tek sakınca filmin her yerinde kullanımı. İnanın film belki de beni halk/yöresel müziklerden soğutacak. O denli kötü etkide bulundu. Bu film, bu yönü ile benim için belki de bir milat… Müzikten bile soğutan…

Yoksa Devamı da mı Gelecek?

Kahya rolündeki Halil Kumova‘nın beklenmeyen ölümü nedeni ile ona adanan film, maalesef bu vefalı, ulvi davranışa karşın bende yine de sempati uyandıramıyor. Ne mizah yerli yerinde ne de belli bir hikâye var. Üstelik müzikleri Ayna grubundan da bildiğimiz tecrübeli Erhan Güleryüz tarafından yapılmasına karşın film, müzikleri itibariyle korkunç… Ve daha kötü bir haberim var. Film sanki finali itibariyle ikinci devam filme de hazırlanıyor gibi. Çünkü finalde çıkan kardeş bunun habercisi gibi geldi bana.

Ben emek ürünü olması nedeni ile hiçbir filme ilke olarak gitmeyin demem. Peşin hükmüm olmadan İzmir’deki sinema salonuna girdiğimde toplamda üç kişi bulunuyorduk. Fakat filmin bitiş jenerikleri çıktığında arkama bir baktım ki tek ben kalmışım. Yani ezcümle şunu yazmaktan imtina edersem kalem namusum nerede kalacak. O yüzden çok net söylüyorum: Sakın, aman, uzak durun… Sonra demedi demeyin…

Yönetmen / Senaryo : Necati Aslan

Görüntü Yönetmeni : Cüneyt Kadri Çakar

Kurgu : Oktay Arabacı

Müzik : Erhan Güleryüz

Oyuncular : Sermiyan Midyat, Kıvanç Baran Arslan, Ersel Şibil, Zafer Kora, Halil Kumova, Belma Memati, Aslı Balcı, Sanem Seyhan 

Türkiye / Komedi / 103 Dk.

Film notum:
İLEZalo
KAYNAKZalo
Önceki yazıFantastik Canavarlar : Dumbledore’un Sırları
Sonraki yazıÇağrı

2 YORUMLAR

  1. Merhaba. Necati Aslan Neşeli Günler ve Dokunmayın Şabanım adlı filmlerde rol almamıştır. Filmlerin künyesi bazı sinema sitelerinde yanlış yazıldığı için bu bilgi dolaşmaktadır

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz