Bir Kavuk Devrildi…

Ölüm, herhalde insanın üzerinde en çok kafa yorduğu konulardan birisi. Kimisi ölümü yüceltir, hayata bir anlam kattığını düşünür. Bazıları da bu sonlu halin iyi bir misafir olmadığını söyler, tıpkı Goethe gibi. Ya da Cemal Süreya‘nın “Üstü Kalsın” şiirindeki mısrada olduğu gibi “her ölüm erken ölümdür.” Konu yaratıcı insanlara, değerlere geldiğinde ölümlere hayıflanmamak ne mümkün! 2021 yılında da tıpkı geçen senelerde olduğu gibi birbiri ardına büyük sanatçıları yitirmeye devam ediyoruz. Daha geçenlerde tiyatronun büyük ismi Altan Karındaş‘ı kaybettik. Karındaş, uzun süredir Marmaris’te bir huzurevinde yaşamını sürdürüyordu. Ve son röportajlarında kırgındı, kızgındı. Değeri bilindi mi? Çok şüpheliyim.

Dün kaybettiğimiz Rasim Öztekin, aslında erken ölümüne karşın yine de sanat dünyasının şanslılarından sayılabilir. Büyük ustalar dönemine yetişti. Geleneksel kavuklu ve pişekar geleneğinin, tuluat tiyatrosunun son temsilcilerinin sahne tozunu aldı. Değeri de bilindi. Ölümü üzerine yazılanların gerçekten samimi olduğunu düşünüyorum. Çünkü hepimize çok iyi izler bırakıp gitti. Belki de şaşkınlık, üzüntü hep bu televizyon dünyasından, sahnelere Öztekin‘in hayatımızdaki kapladığı alanla ilgiliydi. Ve hakkımız sonuna kadar ona helâldi.

FERHAN ŞENSOY-BAYKAL KENT-RASİM ÖZTEKİN-EROL GÜNAYDIN-MÜNİR ÖZKUL

Aslında sanatçı olacağının izlerini daha küçük yaşlarında gösterir. Galatasaray Lisesi’nde okurken kimi amatör tiyatro temsillerine katılır. Ancak asıl ciddi performanslarını Kadıköy Halk Merkezi ve İstanbul Akademik Sanatçılar Topluluğu gibi yerlerdeki temsillerde gösterir. Gerçek anlamda topluluk önünde heyecanı nasıl zaptedilir, onu öğrenir. Henüz yirmi bir yaşında iken Ferhan Şensoy ile tanışır. Ancak bu, kısa süre sonra tanışıklığın çok ötesine, dostluğa ve hatta kardeşliğe kapıyı aralar. Artık biz Öztekin‘i Ferhan Şensoy‘suz düşünemez hale geliriz. Şensoy, kısa sürede geleneksel tiyatronun çok önemli simge isimlerinden edindiği tiyatro yeteneğini artık kendi sahnesinde taşımak ister ve bunun ilk adımını 1980 yılında “Ortaoyuncular” adıyla kendi tiyatrosunu kurarak atar.

İran’ın yakın tarihinden kesitleri sunan “Şahları da Vururlar” oyununda Rasim Öztekin de rol alır. Politik hiciv yönleri baskın olan bu oyun sonrasında da Şensoy ile birliktelikleri Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı, İçinden Tramvay Geçen Şarkı, İstanbul’u Dinliyorum, Çok Tuhaf Soruşturma, Fişne Pahçesu, İstanbul’u Satıyorum gibi kimisinde ciddi ödüllere de uzandığı eserlerin temsilleriyle devam eder. Rasim Öztekin, bu oyunlar sırasında Şensoy dışında da büyük oyuncuların deneyimlerinden çok şeyler öğrenir. Kimler yoktur ki bu isimler arasında? Münir Özkul, Tuncel Kurtiz, Erol Günaydın, Baykal Kent, Zeliha Berksoy ve daha nice ustalardan edindiklerini başarılı bir şekilde izleyenlere yansıtır. Ve Öztekin de tıpkı ustası saydığı Ferhan Şensoy gibi geleneksel tuluat tiyatrosu geleneğini çağdaş gösteri sanatlarının biçimleri ile uzlaştırma yoluna gider.

Münir Özkul‘dan, Erol Günaydın‘dan edindiklerini, Şevket Çoruh, İlker Ayrık gibi genç jenerasyon oyunculara iletmede bir nevi köprü işlevini görür. Zaten bunun yansıması olarak ta Kel Hasan‘dan İsmail Dümbüllü‘ye, oradan Münir Özkul‘dan Ferhan Şensoy‘a kadar uzanan kavuğun beşinci sahibi olur. Ancak kavuk sahibinin adettendir, sahnelerden inmemesi gerekir. Oysa Rasim Öztekin sanki bir daha sahnelere çıkamayacağını biliyormuşçasına, geçirdiği kalp rahatsızlıklarının da etkisiyle bu kavuğu sahneden inmeyen yeni bir isme devretme ihtiyacını duyar. Tarihler 20 Eylül 2020 gününü gösterdiğinde kavuğun yeni sahibi artık Şevket Çoruh olur.

RASİM ÖZTEKİN-ŞEVKET ÇORUH

Geleneksel Tiyatro’dan TV Yapımlarına…

Çok yeteneklidir Öztekin. Sinemada da bu yeteneğini sergiler. Kuşkusuz beyaz perdede kitlelerle en uzun süreli gözüktüğü filmi Mert Baykal‘ın yönettiği 2005 tarihli “Pardon” filmi olur. Çekimleri Sinop Cezaevinde yapılan filmde Ferhan Şensoy‘un canlandırdığı İbrahim ile kendisinin hayat verdiği Muzo karakteri arasındaki yanlış anlamalar ile başlayan komiklikler, gittikçe yargı sistemine dair bir hicve dönüşür. Bunun yanı sıra Cem Yılmaz‘ın “Gora” filminde Bob Marley Faruk karakteri de yine çok beğenilir. Öztekin’in sinematografisinde bunların yanı sıra, Düğün Dernek, Mandıra Filozofu, Kabadayı, Arabesk gibi filmleri de saymamız mümkündür.

Rasim Öztekin‘i son dönemlerde kitlelerle buluşturan yapım ise kuşkusuz TRT’de yayınlanan 80’ler olur. Burada canlandırdığı Fehmi Baba karakteri bir fenomen olarak hafızalardan kolay silinmeyecektir. 80’ler kuşkusuz ki Öztekin‘in ilk TV adımı değildir. Öncesinde Nükhet Duru ve Demet Akbağ ile birlikte “Müzikomedi” isimli yapımda gözükür. Yine doksanlı yıllarda Hülya Avşar ve İbrahim Tatlıses ile birlikte gazinolarda da sahnelenen “Mega Show” isimli programa skeçler hazırlar. Televizyon programlarının kamera arkasında da büyük roller üstlenir. 2005 yılında Beyazıt Öztürk, Candan Erçetin ve Nurhan Damcıoğlu ile birlikte bu kez “Yıldızların Altında” isimli müzikal ile seyircilerin önüne çıkar. Kalemi sağlamdır, metinler hazırlar. Hatta bir ara Akşam gibi kimi merkez gazetelerinde köşe yazarlığı bile yaptığını görürüz. Kızı Pelin Öztekin kuliste büyür, bu durumun etkisiyle babası gibi sahneleri tercih eder. Bazı yapımlarla ekranlarda da görünür. Babasının her zaman sevgili ve vefalı kızı olarak kalır.

RASİM ÖZTEKİN-PELİN ÖZTEKİN

Evet, başlangıçta ölümün mukadder ve insanı istifhamlara sevk eden halinden bahsettik. Her ölüm erken ölümdür doğru, ancak Rasim Öztekin’in ölümü, her erken olanı gibi aynı zamanda yakıcı oldu. Ve daha da kötüsü Kel Hasan’dan, Naşit’ten günümüze uzanan geleneksel tiyatronun akıbeti dünyadaki büyük salgın nedeni ile karamsar bir tablo da çiziyor. Elbette Çetin Altan’ın tabiriyle enseyi karartmamak gerekir. Ancak gittikçe çoraklaşan sanat ve kültür ortamında her erken giden değere üzülmemek elde değil. O nedenle bu yazı, erken ölen değere bir ağıt olarak görülmeli.

Çok sevdiğim Ayvalık’ta zaman zaman gördüğüm, kısa sohbetler yapma imkânı bulduğum ve mütevazi kişiliğine şahit olduğum büyük sanatçı Rasim Öztekin’in büyük anısına, saygıyla…

FERHAN ŞENSOY-RASİM ÖZTEKİN

1 YORUM

  1. Çok üzücü oldu. Yaşının genç olduğunu bilmiyordum. Daha altmışındaymış. Ölüm için genç bir yaş. Düğün Dernek’teki performansına bayılmıştım. Tiyatronun başı sağolsun.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here