Çizgili Pijamalı Çocuk / The Boy in the Striped Pajamas

ÇOK SARSICI!

Bir film etkileyici olabilir, dokunaklı olabilir ancak “sarsıcı” ön adını çok az film için kullanırız. “Çizgili Pijamalı Çocuk” işte böylesine sarsıcı bir film. Eğer bugüne kadar izlemediyseniz Netflix’te gösterimde, fırsatı kaçırmayın derim; hatta önceden izlediyseniz bile  yüreğiniz kaldırıyorsa ikinci kez de bakabilirsiniz… 

OrtaKoltuk Puanı:

 

Film Netflix’in ana sayfasında önüme düşünce  hiç düşünmeden  oynat düğmesine tıkladım ve filmi daha önce neden izlememiş olmama hem şaşırdım hem de kendime öfkelendim; zira İkinci dünya Savaşı ile ilgili çok film seyrettim ve çok da yazdım. Bu film 2008 yılında gösterime girmişti, aradan on beş yıl geçmişti  gözümden kaçması ihtimali çok azdı. Hafızamın üstüne gittim, bir hayli baskı yaptıktan sonra yavaş yavaş sahneler beynimde belirlenmeye başladı; aslında filmi  izlemiştim ama belli ki kaldıramadığım için beynim silmiş atmıştı hafızamdan…

Mark Hermanın yönettiği film aynı adlı romandan uyarlama. Roman yazarı İrlandalı John Boyne, kitabını  2006’da  yayınlamış. Yazarın birçok kitabı var ama en bilineni Çizgili pijamalı Çocuk Fransızca bir kaynaktan okuduğuma göre roman yaklaşık 50 dile çevrilmiş ve dünyada 6 milyondan fazla satılmış…

Bu yazıyı eleştiri amaçlı yazmıyorum, film  hakkında çok yazılmış çizilmiş; eh  İkinci  Dünya Savaşı ile ilgili filmlere ben de epeyce yazdım, aynı şeyleri tekrarlamayacağım. Bu yazıyı öncelikle  filmi izlemeniz gerektiğini söylemek için sonra beni çok rahatsız eden bir duygu sebebiyle kaleme alıyorum. Beni bir bakıma utandıran insani bir duygumu itiraf etmek için yazıyorum…

Film, iki çocuğun arkadaşlığı üzerine kurgulanmış ama insanı ters-yüz eden bir arkadaşlık. Alman Nazi subayının 8 yaşındaki oğlu Bruno  ile toplama kampında bulunan aynı yaşlardaki Yahudi çocuk Shmuelin arkadaşlığı…

Polonya’da toplama kampının başında olan subay baba kampta yapılanları eşinden ve çocuklarından sakladığı için Bruno orasının çiftlik olduğunu düşünür ve esir kıyafetlerini de pijama zanneder…

Çocuk saflığı ile babasına toz kondurmazken olayları hep iyiye yorar; aslında bu özelliğini annesinden aldığını anlıyoruz sonradan; çünkü annesi bir Nazi eşi olmasına rağmen yapılan vahşeti içine bir türlü sindiremez…

On iki yaşındaki abla ise çevrelerinde yaver olan bulunan Nazi teğmenin de etkisiyle tamamen Nazilerin yaptığını haklı gören ve Yahudileri insan yerine koymayan bir özelliğe sahiptir…

Yazar belli ki aynı evden farklı düşünenleri öne çıkarmak istemiş. İlerleyen sahnelerde yaverin babasının öğretim görevlisi olduğunu ve oğlunun ateşli  bir Nazi savunucusu olmasına rağmen kendisinin tam tersi hümanist düşüncelere sahip olduğunu için Almanya’dan çekip gittiğini öğreniyoruz… Film empati yaptırdığı gibi bütün Almanların Nazi olmadığını bir kez daha vurgulamış…

Beni rahatsız duyguya gelince; filmin sarsıcı sonu çok üzdü, izlemiş olan ve izleyecek olan herkesi de çok üzecektir… Ancak bu üzüntü diğer Yahudi tutsaklar ve Shmuel’den ziyade Bruno’nun başına gelenlerden  olmasın! Kimse bu duygudan kaçış için “yok her çocuk için aynı duyguyu hissederdim” demesin. Biz yıllardır Toplama kamplarındaki vahşeti kitaplarda okuyup filmlerde gördüğümüz için bir bakıma bu vahşete bile alıştık; bir yazar ortaya çıkıp  farklı bir son koyduğu zaman işte böyle bize feleğimizi  şaşırtıyor ve neye uğradığımızı oturup sorgulamaya başlıyoruz…

Bizi böyle derinden etkileyen neydi?

Anna Frank da Yahudi kökenli bir çocuktu, yüzbinlerce Yahudi çocuk feci şekilde can verdiler…

Bu filmde bizi derinden derine sarsan neydi?

Filmi izledikten sonra bu soruyu herkes lütfen kendine samimi şekilde sorsun. Bakalım bir utanç duygusu onları da  saracak mı!…

Bir film etkileyici olabilir, dokunaklı olabilir ancak “sarsıcı” ön adını çok az film için kullanırız. “Çizgili Pijamalı Çocuk” işte böylesine sarsıcı bir film. Eğer bugüne kadar izlemediyseniz Netflix’te gösterimde, fırsatı kaçırmayın derim; hatta önceden izlediyseniz bile  yüreğiniz kaldırıyorsa ikinci kez de bakabilirsiniz… 

Yönetmen / Senaryo : Mark Herman

Görüntü Yönetmeni : Benoît Delhomme

Kurgu : Michael Ellis

Müzik : James Horner

Oyuncular : Asa Butterfield, Jack Scanlon, Vera Farmiga, David Thewlis, Amber Beattie, Zac Mattoon O’Brien, Rupert Friend, Henry Kingsmill, David Hayman, Sheila Cameron Hancock, Cara Horgan, Richard Johnson

İngiltere / Savaş-Dram / 94 Dk.

2 YORUMLAR

  1. Sizi bir bakıma utandıran insani duygunuzun ne olduğunu merak ederek okumaya devam ettim. 3-4 kez aynı ifadeyi tekrarlamış ama neyin sizi rahatsız ettiğinden bahsetmeyi unutmuşsunuz.

  2. Yazmayı unutmadım Ahsen, son paragrafta yazılı. Filmi izlediysen son sahne demişim. Daha açık yazayım o halde. Çocuklar da dahil fırınlarda öldürülen yüzlerce Yahudi’ye üzüldük doğru ama Alman Nazi subayının çizgi pijamalı masum oğluna daha çok üzüldük sanki…
    Film bu etkiyi yarattı.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz