Kurtuluş Projesi

İÇTEN OLMAYA ÇALIŞIRKEN MESAFELİ KALAN BİR FİLM…

‘Kurtuluş projesi’ eski görkemli bilimkurgu filmlerinden geride kalsa da, onlara ufak selamlar veren, geniş bütçesinin görsel gücünü kullanan rahatça izlenen ve belli bir seyir keyfi veren bir bilimkurgu filmi. Bu açıdan ‘Kurtuluş projesinin’ en azından kendini ‘kurtardığını’ söyleyebiliriz!

OrtaKoltuk Puanı:

 

Hatırlanacağı üzere Hollywood sineması 70’li yılların sonunda eskiden beri sadece Amerikalıların değil dünyada yaşayan her insanın endişe edebileceği ‘tehditkâr uzaylı’ imajını kırmayı başaran (ama o zaman için denenen) filmler sundu. Başta Amblin şirketi ve Steven Spielberg önce ‘Üçüncü türden yakınlaşmalar’(1977) daha sonra ise ‘E.T’ (1982) filmleri ile uzaylılardan korkma yerine onlarla iletişime geçme, ortak noktalarda buluşma hatta onlarla yakınlık kurma gibi temaları işliyor ve bu türe tamamen farklı bir bakış getirmişti.

Bu riskli adımların sonucu fiyasko da olabilirdi : sonuçta insanların uzaylılara nasıl bakacağı muammaydı hatta o zamana kadar daha çok negatif yöndeydi. Yönetmen Spielberg o dönem ‘Jaws’ ile büyük bir başarı kazanmış olsa da şimdiki gibi her filminin kar getireceği ‘garanti olan’ bir yönetmen değildi. Ve sonuç hem eleştirmenler hem de seyirciler açısından bir ret olabilirdi.

Ancak sonuç tam aksi oldu : insanlar bu yeni bakış açısını benimsediler ve film hem Oscar yarışlarında kendine yer buldu hem de gişede inanılmaz bir kar getirdi! Öte yandan aynı senelerde çekilen ve uzaylı yaratıklara çok daha sert ve korkutucu yönden bakan John Carpenter’ın ‘The Thing’ filmi zamanla ‘kült’ ve başyapıt mertebesine yükselmiş olsa da başlarda hem eleştirmenler tarafından adeta ‘gömüldü!’ hem de gişede tam bir başarısızlık yaşadı. Hatta zamanında Carpenter’ın kariyerini bile tökezlettiğini söylenebiliriz!

Bu hafta sinema salonlarımıza uğrayan ‘Kuruluş Projesi’ ise çok satan bir romandan uyarlanmış, Hollywood sinemasının asla tam olarak vaz geçmediği (‘Arrival’, ‘İnterstaller’, ‘Ad Astra’ vb.) bilimkurgu türünü bahsettiğimiz ‘E.T’ duyarlılığı ile işlemeye çalışan bir film…

‘Çalışan’ sözünü altını çizmek istiyoruz çünkü filmde sürekli hissedilen, romandan kopmamak şartıyla olayları zaman zaman daha hızlı sıralama, hikayenin merkez mekanın (yani uzayın) yarattığı tedirginlikten ziyade daha çok başkarakterin iç dünyasına yönelme ve başka dünyadan gelen varlıklarla iletişime geçme gibi ilk kez denenmeyen ama genelde çok başarılı sonuç vermiş yapımlara yanaşma gibi bir çaba var. Ancak bizce hem başkarakter bazında hem romanın uyarlama kısmında hem de filmin ele aldığı duyguları seyirciye geçirmek seviyesinde bir takım önemli boşluklar var.

Konudan kısaca bahsedecek olursak : bir bilim adamı, Ryland Grace ansızın neler ve nerde olduğunu bilmeden bir suni komadan uyanır. Bir süre sonra bir uzay gemisinde görevde olduğunu anlayacak, daha önceki hayatından ‘parçalarla’ gerçekte kim olduğunu çözecek ve dünyayı olası bir felaketten kurtarmak gibi devasa bir sorumluluğun altına girdiğini anlayacaktır. Üstelik bu evrende yalnız olmadığını da keşfedecektir.

RYLAND GRACE’LE BAŞBAŞA…

Filmin nerdeyse dörtte üçlük bölümünde sadece ana karakterle baş başa kalmamız aslında uzayda yaşanabilen yalnızlığı, bunun insanda yarattığı boşluk hissini seyirciye nakletmek için elverişli bir seçim ancak bu başkarakterin aslında yalnız olmadığını anladığımızda işler biraz karışmaya başlıyor. O zamana kadarki fedakarlık, endişe, kararlılık, sorumluluk gibi birçok duyguyu ve psikolojik süreci barındıran gerilimli uzay atmosferi başka bir yöne kayıyor. Doğal olarak filmin türe tamamen değişmese de o zaman kadar kendini ciddiye alan tutum daha çok 80’lerde sunulan ‘uzaylılar ile bağ kurma’ sıcaklığına evriliyor.

Zamanında büyük başarı kazanmış bir türe dönmekte ilk bakışta hiçbir sorun görünmüyor. Bu tutum bir yenilik sunmasa da hikaye çok daha evrensel ve barışçıl bir seviyeye yükseltebilirdi…. Ancak ilk sorun hikayede uzaylı varlığın sadece tek bir kişiyle iletişim kurmasıyla başlıyor : Bahsettiğimiz ‘Üçüncü türden yakınlaşmalar’, ‘E.T’ veya ‘The Abyss’ gibi filmlerde uzaylılar başlangıçta tek bir kişiye doğru bir adım atsa da sonrasında bir insan grubuyla hatta bazen bir kasaba halkının tümüyle bağlantı kuruyordu. Oysa bu filmde uzaylı varlık sadece bir insanla iletişim kuruyor, ‘insanlıkla’ değil!

UZAYLI VARLIĞIN ANTİPATİKLİĞİ!

Filmdeki ikinci sorun ise başkarakterin ‘Rocky’ ismini verdiği, bacaklı bir kaya kütlerini andıran uzaylı varlığın kendisi… Onu ilk gördüğümüzde belli bir şaşkınlık yaşıyor ve zaman zaman tebessüm ediyoruz ama E.T’nin yarattığı sempatiklikten veya Abyss’deki varlıklarının zarafetinden çok uzaktayız! Bir de tabii ki bilinçli olarak yapılmış ama bizce bu sefer filmin aleyhine işleyen biraz ‘laubali’ bir hava var : Grace ve Rocky tanıştıktan ve iletişim kurduktan bir süre nerdeyse aynı evi paylaşan iki öğrenci gibi konuşmalarda ve eylemlerde bulunuyorlar. Rocky (uzay mekiğindeki aygıtlar sayesinde) artık insan dilinde konuşuyor ve artık ‘kanka’ haline gelmiş Grace ile dans ediyor, adeta dağıtıyor hatta bazen odasının dağınıklığını eleştiriyor. Filmi nerdeyse ‘Alf’ dizisi seviyesine indiren bu tutum, ortada dünyasının sonu gibi çok önemli bir konu varken hikayeye eğlenceli değil daha çok ‘gevşek’ bir atmosfer katıyor.

Filmin yapımcılarından da biri olan Ryan Gosling Grace karakterini başarıyla canlandırıyor. Üstelik bu sefer kendisinin genelde çizdiği cool, sakin, ‘feleğin çemberinden geçmiş’, ağır adam portresinin dışına çıkmış olması ayrıca sevindirici …

Her şeye rağmen ‘Kurtuluş projesi’ eski görkemli bilimkurgu filmlerinden geride kalsa da, onlara ufak selamlar veren, geniş bütçesinin görsel gücünü kullanan rahatça izlenen ve belli bir seyir keyfi veren bir bilimkurgu filmi. Bu açıdan ‘Kurtuluş projesinin’ en azından kendini ‘kurtardığını’ söyleyebiliriz!

Yönetmen : Phil Lord, Christopher Miller

Senaryo : Drew Goddard, Andy Weir

Görüntü Yönetmeni : Greig Fraser

Oyuncular : Ryan Gosling, Liz Kingsman, Lionel Boyce, Milana Vayntrub, Sandra Hüller, Ken Leung, James Ortiz, James Wright, Robert James, Isla McRae

ABD / Bilimkurgu / 155 Dk.

 

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz