2026 Cannes Film Festivali
MAYIS’TA SİNEMANIN KALBİ CANNES’DA ATAR
Her Mayıs’ta sinemanın büyüsüne teslim olan Cannes Film Festivali bu yıl da genç yetenekleri keşfetmeye çalışacak. Bu festivalin ilk kadın başkanı İris Knobloch’un dediği gibi “pandemi döneminde sinemanın öldüğünü, kolay kolay toparlanamayacağını ilan edenlerin, Cannes Film Festivali’ne katılmak için müracaat eden film sayısıyla yanıldıkları ortaya çıktı”. Uluslararası basının en çok ilgisini çeken, film festvallerinin en çok sayıda medya mensubu (4000) tarafından izlenen Cannes Festivali, prestijini yaratıcı sinemaya verdiği önemden alıyor. Aralarında Orson Welles, François Truffaut, Quentin Tarantino, Jane Campion’un da bulunduğu sinema tarihinin önde gelen yaratıcıları, ilk çıkışlarını bu festival sayesinde yaptılar. 79. Festivalin seçkisini ilan eden Festival Direktörü Thierry Frémaux, bu yıl 141 ülkeden 2.541 filmin festivale katılmak için müracaat ettiğini söyledi. (Bu rakam pandemi döneminde 1.000 ile 1.500 arasındaydı). Bunlardan 21’i ana yarışmaya seçildi. Aralarından 11’inin yönetmenleri Cannes Festivali’ne ilk kez katılacaklar. Geçen senenin 6 kadın yönetmenine karşı bu yıl ana yarışmada 5 kadın yönetmen var. Olimpiyatlardan sonra dünya basınının en çok sayıda muhabir ile izlenen etkinlik olan Cannes Film Festivali için Thierry Frémaux : “Bu başvurularla olimpiyat düzeyindeki sayılara yaklaşıyoruz. Ancak burada da amaç, filmleri tüm dünya tarafından görülecekleri bir mekanda göstermektir”.
Thierry Frémaux 2026 seçkisinin en önemli özelliğinin, yapıtların senaryo ve mizansenleriyle “zeki” filmler olduğu. Dikkatleri çeken diğer bir özellik, Amerikan sinemasının bu yıl Cannes’da temsil edilmeye pek sıcak bakmadığı. 2 yıl önce “Anora” ile Altın Palmiye Ödülü kazanan Amerikan sineması, son yıllarda bu festivale 3- 4 önemli filmle katılıyordu. Bu yıl Holywood Cannes’a iki film göndermekle yetindi : İra Sachs’ın AİDS üzerine “Sevdiğim Adam / The Man I Love” müzikal draması ve James Gray’in “Kağıt Kaplan / Paper Tiger” gangster draması. Bu yıl ana yarışmanın 2 yönetmeni, Japon Hirokazu Kore-eda “Kutudaki Koyun / Ship in the Box” ile, Rumen Cristian Mungiu, Altın Palmiye Ödüllü yönetmenler olarak bu ödülü tekrar kazanıp “Çifte Altın Palmiye’li Yönetmenler Kulübü”nün üyeleri arasına girmeye çalışacaklar. Cannes Festivallerinin 4 ödüllü yönetmenleri, İranlı Asghar Farhadi ”Paralel Hikayeler / Histoires Paralleles” ile, Belçikalı Lucas Dhont “Korkak / Coward” ile ödül peşinde koşacaklar. Hollywood etkisinin azaldığı, uluslararası bağımsız sinemanın gövde gösterisi yapacağı 79. Cannes Film Festivali dünya sinemasının dev isimlerini bir araya getirecek.
İSPANYA VE JAPONYA’DAN
Bu yıl ana seçkinin göze çarpan özellikleri, Amerikan sinemasının kısıtlı katılımı dışında İspanyol sinemasının 3 prestiji yönetmeni, Almodovar, Sorogoyan ve Calvo ile bir gövde gösterime soyunması. Bu yıl ana yarışma, eşi benzeri görülmemiş sayıda Fransızca filme ev sahipliği yapıyor. Asghar Farhadi’nin “Paralel Hikayeler”i, Laszlo Nemes’in “Moulin”i, Hamaguchi’nin “Aniden”i, Fransa’nın ortak yapımlarda gücünü gösteriyor. Farhadi ile Hamaguchi’nin filmleriyle beraber Zvyaginitsev’in “Minatour”u da ana yarışmadaki TRT’nin ortak yapımcı olduğu filmler. Léa Mysius, Charline Bourgeois-Tacquet, Jeanne Herry gibi 3 güçlü kadın yönetmen Altın Palmiye için yarışacak.
Oscar Ödüllü Almodovar, Cannes’daki 4 ödülüne rağmen Altın Palmiye’yi hep ıskaladı. Bu kez “Acı Noel / Amerga Novedad” ile bu ödülün peşin favorleri arasında gösteriliyor İspanya’da vizyona giren bu film büyük sükse yaptı. “Canavarlar / As Bestas” başyapıtıyla kendini kanıtlayan genç İspanyol Rodrigo Sorogoyen (45) “Sevgili Güney / El Sur Querdo” ile ödül listesine girmeye çalışacak. 3. İspanyol filmi Javier Calvo – Javier Ambrrossi’nin “Siyah Top / La Bola Negra” dramı İspanya iç savaşı döneminde geçiyor. Ana yarışmadaki 3 Japon filmine rağmen, bu yarışmada ödül amaya alışık İngiliz sinemasından hiç film yok. Güney Amerika ülkeleri ve Afrika kıtası da bu yıl Cannes’da temsil edilmeyecekler.
En çok sayıda filmle (5) programda yer alan ev sahibi Fransa genç yeteneklere şans sağlıyor. Charline Bourgeois-Tacquet ile Jeanne Herry Cannes’da ilk kez boy gösterecek. “Bir Düşüşün Anatomisi” le En İyi Orijinal Senaryo Oscar Ödülü kazanan Arthur Harari ise evvelce Belirli Bir Bakış bölümünde yer almıştı. Son 2 Fransız yönetmen Emmanuel Marre ve Léa Myrrus’un da Cannes tecrübeleri var. Altın Palmiye Ödüllü Hirokazu Kore-eda yapay zeka hakkındaki bilimkurgu draması “Kutudaki Koyun / Ship in the Box” ile Cannes’daki 3 ödülüne bir yenisini eklemeye çalışacak. Vatandaşı genç yönetmen Ryusuke Hamaguchi, Cannes’dan 3 ödül alan, Oscar’a 2 dalda aday olan başyapıtı “Drive My Car”ın başarısını “Aniden / Soudain” ile yenilemeye çalışacak.
Rus sinemasının önde gelen saygın yönetmeni Andrey Zvyagintsev gizemli cinayet draması “Minotaur” ile Cannes’da evvelce kazandığı 3 ödül sayısını arttırmaya çalışacak. Holokost konusunda “Saul’un Oğlu / Saul Fia” ile sinema tarihinin en özgün filmlerinden birinin yaratıcısı Macar Laszlo Nemes “Moulin” filmiyle buradaki 2 ödül sayısını arttırmayı deneyecek. Film 2. Dünya Savaşı sırasında işgal altındaki Fransa’daki direniş hareketini ekrana taşıyor. Aynı savaşın Almanya’da bir öyküsünü Polonyalı Pawel Pawlikowski’nin “Vatan / Fatherland” filminde izleyeceğiz . Film Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Thomas Mann’ın Nazi yönetimine karşı duruşunu ve sürgüne gidişini konu alıyor. Altın Palmiye Ödüllü “Ucuz Roman / Pulp Fiction”un unutulmaz aktörü John Travolta, ilk yönetmenlik denemesi olan “L.A.’e Gece Uçuşu” Cannes Premiere bölümünde gösterilecek. 2 Oscar Adaylığı olan. 3 Altın Küre ve Emmy Ödülü kazanan Travolta, “C.tesi Gecesi Ateşi”, “Grease” gibi kült filmleriyle ikonik bir figür.

BARBRA STREİSAND’A ONURSAL ALTUN PALMİYE ÖDÜLÜ
Efsanevi bir sanatçı, Amerikan rüyasının özgün ihtişamının vücut bulmuş hali olan Barbra Streisand ikonik bir star. Dünyaca ünlü oyuncu, yönetmen, senaryo yazarı, yapımcı, söz yazarı, şarkıcı Streisand, 79. Cannes Film Festivali’nin kapanış töreni olan 23 Mayıs’ta Onursal Altın Palmiye Ödülü’nü alacak. Amerikalı sanatçı bu konuda : “Uzun zamandır bana ilham veren eserlerin yaratıcıları Onursal Altın Palmiye Ödülü’ne layık görünenler arasına katılmaktan büyük gurur ve derin bir tevazu duyuyorum. Bu zorlu zamanlarda sinema, ortak insanlığımızı yansıtan öykülere ve kırılganlığımızı, dayanıklılığımızı hatırlatan bakış açılarına kalplerimizi ve zihinlerimizi açma gücüne sahip. Sinema, sınırları ve siyaseti aşar ve daha şefkatli bir dünya şekillendirmek için hayal gücünü onaylar” dedi. Sayılarla Barbra Streisand, sinemada 19 oyunculuk, 3 yönetmenlik, 2 Oscar Ödülü, 1977’de En İyi Orijinal Şarkı Ödülü’nü kazanan ilk kadın, 11 Altın Küre, 1984’te En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan ilk kadın, 10 Grammy Ödülü sahibi.
Barbra Streisand, berrak, iki oktavlık mezzo-soprano sesi kadar güçlü. Hayatında olduğu kadar sanatında da özgür ve bağımsız, gösterişli ve alışılmadık. Cannes Film Festivali Başkanı İris Knobloch bu konuda : “Bu yıl sanatın gücü ve özgürlüğünün gerekleriyle iz bırakmış bir sanatçıyı onurlandırmak istedik. Bir kadın olarak, bu olağanüstü yaratıcıya, bu cesur sanatçıya duyduğumuz hayranlığı ifade edebildiğim için mutluyum; onun örneği ilham vermeye devam ediyor”dedi. Barbra Steisand ilk yönetmenlik denemesi “Yentl”in başrolünü üstlendi, senaryosuna katkıda bulundu, yapımcılığını üstlendi. Bir Oscar Ödülü kazanan bu film Hollywood’un bir kadın yapımcısına en büyük yapım bütçesini verdiği ilk film oldu. “Funny Girl” ile 1968’in En İyi Kadın Oyucu Oscar Ödülü ile taçlandırıldı. “A Star İs Born” ile En İyi Müzik, Özgün Şarkı Oscar Ödülü’nün sahibi oldu. Cannes Festivali Direktörü Thierry Frémaux’ya göre : “Küresel bir yıldız olan Barbra Steisand kişiliğini yansıtan bir sanatçı olarak, kendisine ait olan ve tüm dünyayla paylaştığı projelere imza atan bir ikon. Broadway ve Hollywood’un, müzikhol sahnesinin ve büyük ekranın efsanevi bir sentezi. Onun şarkı söylemesini dinlemek ve oyunculuğunu izlemek, en güzel yıllarımız arasında yer alıyor.” Barbra Streisand 1986’da kurduğu vakıf aracılığıyla cinsiyet ve azınlık eşitliği, çevre koruma, tıbbi araştırma ve engelli çocuklar için sanat eğitimi gibi birçok amaca dester vermektedir.

PETER JACKSON’A ONURSAL ALTIN PALMİYE
Agnes Varda, Marco Bellocchio, Jodie Foster, Meryl Strrep, Robert de Niro’dan sonra Peter Jackson Onursal Altın Palmiye Ödülü’ne layık görüldü. Cannes Yeni Zellandalı sanatçının gişe rekorlarını kıran filmlerini, olağanüstü sanatsal vizyon ve teknik beceriyle harmanlayan filmografisini taçlandırmış oldu. “Cannes’da bu ödülü almak kariyerimin en büyük anlarından biri olacak” diyen Jackson : “Cannes film yapımcısı olarak yolculuğumda çok önemli bir rol oynadı. 1988’de ilk filmim “Bad Taste” ile Marché’ye (Film Pazarı) katıldım. 2001’de “Yüzüklerin Efendisi”nden bir ön gösterim sahnesi gösterdik. Her zaman cesur ve vizyoner sinemayı kutlayan Cannes Festivali’ne çalışmaları bana ilham vermeye devam eden sanatçılar arasında bana yer verdiği için minnettarım” dedi. Nanni Moretti’nin “Oğul Odası”yla Altın Palmiye kazandığı 2001 yılında, Croisette geçen 26 dakika Jackson’ın hayatını değiştirecekti : Henüz kurgu aşamasında olan “Yüzüklerin Efendisi”nin ilk görüntüleri, dünya gösteriminden 7 ay önce yapılan basın gösteriminde yer almıştı. Cannes Festivali Başkanı İris Knobloch : “79. Festivalimizde, kahramanlık fantezi türünü zirvelere taşıyan, sınırsız yaratıcılığa sahip bir yönetmeni ağırlamaktan ve ona teşekkür etmekten mutluyuz” dedi. Festival Direktörü Thiérry Frémaux : “Hollywood sinemasını ve gösteri anlayışını kalıcı olarak dönüştüren Peter Jackson sadece büyük bir teknik ustası değil, her şeyden önce muhteşem bir hikaye anlatıcısıdır” dedi.

JÜRİ BAŞKANI : PARK CHAN-WOOK
Görkemli 12 uzun metrajlı filmografisi G. Koreli Park Chan-wook’u günümüz sinemasının büyüleyici figürlerinden biri yapıyor. Uluslararası basının ve sinema izleyicilerinin saygı duyduğu yönetmen-senarist-yapımcı Chan-wook, 79. yılını kutlayan Cannes Festivali’nin ana yarışmasına jüri başkanlığı yapan ilk G. Koreli sanatçı olacak. Senaryoları, uslubu ve ahlaki değerleriyle virtüoz yönetmenin filmleri bazen karanlık, rahatsız edici, korkutucu, heyecan verici, bazen erotik (ya da hepsi birden) izleyicileri keyifli yolculuklara götürür. Cannes Festivali Başkanı İris Knobloch ve Genel Direktörü Thiérry Frémaux bu konuda : “Park Chan-wook’un yaratıcılığı, görsel ustalığı ve olağanüstü kaderlere sahip kadın ve erkeklerin çok yönlü dürtülerini yakalama eğilimi, çağdaş sinemaya gerçekten ikonik anlar kazandırdı. Onun muazzam yeteneğini ve daha geniş anlamda, çağımızın sorunlarıyla derinden ilgilenen bir ülkeden gelen bu kapsamlı sinema adamını aramızda görmekten mutluluk duyuyoruz” dediler.




