Aşkımız Bu Gece Kaybolsa Bile / Even İf This Love Disappears Tonight
HAFIZA İLE KALBİN DANSI
Geçirdiği kaza sonucu hafızasını yitiren ve her sabah sıfırlanmış bellek ile uyanan liseli bir genç kızın aşkı kalıcı olabilir mi sorusuna cevap olarak “Anı Yaşa” temasını merkeze alan hikaye hasta sevgili klişesini metal çerçeveye koyarak seyircinin önüne sunuyor ve aşk konusunda yeni bir şey söylemiyor. Bu hikaye en güzel biçimiyle 1970 yılından başrollerini Ali Macgraw oynadığı “Aşk hikayesi” filmiyle doruğuna çıkmıştı, ondan sonrakiler silik kopyası olmaktan öteye gidemiyor…
Çok zor süreçlerden geçtiğimiz bu günlerde sığınacak, kaçacak bir liman arıyoruz kendimize. Kişisel acılarımız, toplumsal ve evrensel acılarımızla baş etmeye çalışırken belki bir aşk hikayesi bize masumluğu yeniden hatırlatır umuduyla film izliyoruz. Ne kaosu, ne savaşı ne de komplo teorilerini kaldıracak gücü bulmadığım dönemde, beni yormayacak fazla da üzmeyecek film tercihimden yola çıkarak Güney Kore yapımı “Aşkımız bu Gece Kaybolsa Bile”yi izledim. Yönetmenliğini Kim Hye-young üstlenmiş. senaryosu yine bir kitap uyarlaması Sho Tsujikawa ve ekibi tarafından yazılmış. Başrol oyuncuları Choo Young-woo (Kim Jae-won) ve Shin Si-ah (Han Seo-yoon) 24 Aralık 2025 Güney Kore’de gösterime giren film 3 Şubat 2026 tarihinde Netflix’te gösterilmeye başlandı…
Her sabah önceki günü tamamen unutan lise öğrencisi Han Seo-yoon, okul arkadaşı Kim Jae-won ile tanışır. Seo-yoon’un anterograd amnezi durumu, her yeni günü bir öncekiyle bağlantısız kılar; bu da ilişkilerini sürekli “yeniden başlatmak” zorunda bırakır. Hastalık hakkında kısa bilgi verilirse film daha iyi anlaşılır. Anterograd amnezi, hafıza kaybına sebep olan olaydan sonra yeni anılar yaratma yetisinin kaybedilmesi, yakın zamanda gerçekleşen olayların hatırlanamaması ancak travmadan önceki olayların sağlam kalması rahatsızlığıdır. Han Seo- Yoon hayata devam edebilmesi için her gün notlar alır. Kim Jae -Won ile aynı liseye gitmektedirler, otobüste ani fren sonucu tanışan gençler daha sonra arkadaşlıklarını ilerletirler…
AŞKA HERGÜN SIFIRDAN BAŞLAMAK
Aşkımız Bu Gece Kaybolsa Bile”, aşkı büyük dramatik kırılmalar üzerinden değil, geçicilik ve kırılganlık duygusu üzerinden ele alan bir film. Hikâye, iki insanın birbirine duyduğu sevginin kalıcılığını değil, tam tersine bir gecelik bir zaman dilimine sıkışmış olma ihtimalini merkeze alıyor. Bu tercih, filmi romantik klişelerden kısmen uzaklaştırırken, seyirciyi “sonsuzluk” vaadi yerine “şimdi”nin duygusal ağırlığıyla baş başa bırakıyor. Filmde aşk, kurtarıcı ya da her şeyi çözen bir güç olarak sunulmuyor; aksine tereddütlü, eksik ve kaybolmaya açık bir hâl olarak resmediliyor. Karakterler arasındaki diyaloglar yer yer sade ve etkiliyken bazı sahnelerde tekrar hissi yaratabiliyor. Yönetmen, sessizlikleri ve bakışları bilinçli şekilde öne çıkararak duyguyu söze dökmekten kaçınıyor; bu da filmi sabırlı izleyici için şiirsel, aceleci izleyici için ise durağan kılabiliyor.
Film boyunca karakterlerin iç dünyalarına dair ipuçları verilse de, bu içsel çatışmalar çoğu zaman yüzeyde kalıyor. Diyaloglar, romantik bir şiirsellik arayışında ama klişe cümlelerin sınırını aşmakta güçlük çekiyor. Özellikle “Bu an sonsuzmuş gibi davranalım” fikri, modern aşk anlatılarında defalarca işlenmiş olduğu için film yeni bir söz söyleme iddiasını tam anlamıyla gerçekleştiremiyor.
Görsel atmosfer ise filmin en güçlü yönlerinden biri. Gece sahneleri, şehir ışıkları ve yakın plan çekimler, geçicilik duygusunu estetik bir biçimde yansıtıyor. Kamera, karakterlerin yüzlerinde dolaşırken seyirciyi bu kısa zaman dilimine ortak etmeyi başarıyor. Ne var ki görsel şiirsellik, anlatısal boşlukları doldurmaya yetmiyor; biçim, içeriğin önüne geçiyor.
Oyunculuklar genel olarak dengeli olsa da karakterlerin geçmişleri ve motivasyonları yeterince derinleştirilmediği için performanslar tam anlamıyla parlayamıyor. Seyirci, karakterlere empati kurmak yerine onları izlemekle yetiniyor. Bu da filmin duygusal etkisini sınırlayan önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak Aşkımız Bu Gece Kaybolsa Bile, romantik atmosferi ve melankolik tonu sayesinde izlenebilir bir film olabilir, özellikle liseliler için.. Özgünlük ve derinlik açısından beklentilerin gerisinde kalıyor. Aşkın geçiciliği üzerine düşündürmek istese de, bu düşünceyi sinemasal olarak güçlü bir sorgulamaya dönüştüremiyor. Film, daha çok hissettirmeyi amaçlayan ama iz bırakan sorular sormakta çekingen kalan bir romantik deneme. Film beni çok fazla etkilemedi sadece kara düşüncelerimden bir nebze olsun uzaklaştırdı, zaten filmi bu amaçla izlemiştim…
Yönetmen : Kim Hye-young
Senaryo : Misaki Ichico
Görüntü Yönetmeni : Lee Seok-Min
Oyuncular : Choo Young Woo, Shin Si-ah, Jo Yoo-jung, Jin Ho-eun, Jo Han-chul
G. Kore / Romantik-Gençlik-Dram / 105 Dk.










