Kopma Noktası / Dead Man’s Wire
Kimliğin Aşınması : Bireysel Roller Arasında Kaybolmak
Kopma Noktası, gerçek bir rehin alma olayına dayanan biyografi unsurları taşıyan bir yapım. Filmde, görünürlüğü düşük bir insanın sisteme kendisini gösterme çabasını, bu durumu kendisini ve başkalarını yok etmek pahasına toplumsal bir krize dönüştürmesini ve bu krizi sadece izleyen bir medya toplumu yaratmasını ahlaki bir çöküş olarak anlatıyor.
Sessiz Çatlakların Gürültüsü
Yönetmen koltuğunda Gus Van Sant’ın oturduğu filmi, dram / suç kategorisine dahil edebiliriz. Kopma Noktası, gerçek bir rehin alma olayına dayanan biyografi unsurları taşıyan bir film olarak değerlendirilebilir. Başrollerinde; Bill Skarsgard, Dacre Montgomery, Al Pacino ve Colman Domingo gibi isimler yer alıyor.
Film 8 Şubat 1977’de yaşanmış gerçek bir olaya odaklanıyor. Tony Kiritsis (Bill Skarsgard), bir mortgage şirketi başkanını rehin alıyor. Tüfeğin tetiğini rehinenin boynuna bağladığı bir sistem kuruyor. Tetik çekilirse hem kendisi hem rehine ölecek şekilde kurduğu sistem durumu çetrefilli bir hale getiriyor. Yaşanan olay bir anda ülke genelinde canlı yayınlanan bir rehine sorununa dönüşüyor.
Film alt metninde medya toplumunu, umutsuzluğu, görünür olma arzusunu, gücü, çaresizliği ve modern bir trajediyi anlatıyor. Canlı yayınlanan rehine krizi; trajedinin trajedi olmaktan çıkıp, görsel bir şova dönüşümüne eleştiri getiriyor. Kiritsis’in davranışları, sistem tarafından göz ardı edilen birey faktörünü görünür kılıyor. Silah filmde bir güç sembolü olmasına rağmen, yapılan eylem bir çaresizliğin sonucu olarak yansıyor. Gerçek bir olay uyarlaması olması, filmi klasik bir forma büründürüyor. Kopma Noktası’nın en önemli özelliğinin, karakter odaklı bir anlatıma sahip olduğunu söyleyebilirim.
Modern toplumda bireyin değersizleşmesi, ekonominin bireyi nesnel bir konuma indirgemesi ve sesini duyurabilmek adına kriz yaratma fikri; bu yönleriyle toplum önünde görünmez olmanın en büyük korkulardan biri olduğunu öne sürüyor. Acının metalaşması, gerçek bir dramın artık eğlenceli bir hale evrilmesi, olayın haber değerini kaybetmesi ve toplumun travmalara duyarsızlaşması gibi nedenlerle modern medya kültürünü linçliyor. Kapitalist sistemin herkesi aynı döngüde birleştirip şiddeti meşru kılması, suçlu ve kurban arasındaki sınırların yok olması filmi etik bir sorgulamaya itiyor. Film aynı zamanda ölüm ve yaşam arasında ince bir ip kadar olan mesafeyi tekrar hatırlamamıza olanak sağlıyor. Modern yaşamın doğası gereği konformist bir tavrı olsa da kaos yaratma potansiyeli de aynı ölçüde modern yaşamdan besleniyor. Kopma Noktası; görünürlüğü düşük bir insanın sisteme kendisini gösterme çabasını, bu durumu kendisini ve başkalarını yok etmek pahasına toplumsal bir krize dönüştürmesini ve bu krizi sadece izleyen bir medya toplumu yaratmasını ahlaki bir çöküş olarak anlatıyor.
Sessizce Yıkılan Bir Hayatın Yankısı
Film aynı zamanda karakterin dayanma gücünü de test ediyor. Travmatik olayların bir anda olmadığını, bir birikimin sonucu olarak ortaya çıktığını ve en yüksek anında kırılma noktasına ulaştığını gösteriyor. Tükenmişlik sendromu, bastırılmış öfke, görünmeyen emek ve orantısız güç; dayanıklılık ve çöküş arasında kalan ince çizgiye işaret ediyor. Toplumun dayattığı roller ve kimlik kaybıyla gelen kişiliğin pasifleşmesi etkisi filmin çoğu alanına dahil oluyor. Karakter her şeyin kontrolünde olduğunu sanırken, aslında olayların akışı onun sistemin içine hapsolduğunu gösteriyor. Karakterin iç dünyasının yansımalarını izlerken, dış dünyayla kurduğu gerçeklik onun duygu durumuna yansıyor. Karakterin parçalanmış benliğinin çatlaklarından sızanlara tanıklık ediyoruz.
Filmde sıklıkla karşılaşılan cam yüzeyler karakterin benliğini tanımlıyor. Kırılan cam metaforuysa, bireyin psikolojisinin geri dönüşü olmayan bir kırıklığa eriştiğine işaret ediyor. Film tüm hareketine rağmen rutin bir telaşla devam ediyor. O rutinin boğucu etkileri zaman vurgusuyla dikkat çekiyor. Filmde hava ve atmosfer değişimleri, karakterin ruh haliyle aynı denklemde yön değiştirmesine ve kafa karışıklıklarına ortam sağlıyor. Karakterin içsel yolculuğunu film boyunca gözlemliyoruz. Başlangıçta uyumlu biri gibi görünüyor, sonrasında çatlaklarından sızanlara şahitlik ediyoruz. Kırılma anında, kontrol kaybını ve yüzleşme hallerini öğreniyoruz.
Son minvalde de yeniden doğuş ya da duygusal durum kaybıyla karakterin metamorfozunu irdeliyoruz. Bazen en dibi görmeden yeniden doğuş ya da yeni bir başlangıç olamıyor. Bazı kırılmalar bazı düşüşleri, bazen de yeniden doğuşları getiriyor. İnsan ruhuna atfedilen görünürlüğü olmayan baskının, bir birikim sonucunda parçalanması sonucu yeni bir benlikle tanışmak söz konusu olabiliyor.
Yönetmen : Gus Van Sant
Senaryo : Austin Kolodney
Görüntü Yönetmeni : Arnaud Potier
Müzik : Danny Elfman
Oyuncular : Bill Skarsgård, Al Pacino, Dacre Montgomery, Colman Domingo, Myha’la Herrold, Cary Elwes, John Robinson, Jordan Claire Robbins, Stephanie Bertoni
ABD / Gerilim / 105 Dk.









