Peaky Blinders : Ölümsüz Adam / Peaky Blinders : The İmmortal Man
ŞAPKALI KRALIN DRAMATİK DÖNÜŞÜ
Altı sezonluk maraton diziden sonra (umarım) finali “Ölümsüz Adam” filmiyle yapan Peaky Blinders Netflix’te ve sinemalarda aynı anda gösterime girdi. Birinci Dünya Savaşı döneminde başlayan hikaye İkinci dünya Savaşı ile son bulacak mı yoksa nesilden nesile devam edecek mi bilmiyorum ama Thomas Shelby ile ben hikayeyi bitirdim. O kadar uzun bir diziden sonra filmini çekmek aceleye getirilmiş bir son gibi duruyor. Biraz hayal kırıklığı yarattı…
İlk kez 2013 yılında gösterilmeye başlanan “Peaky Blinders” İngiliz dizisi çok ses getirdi, ses getirdikçe dizinin devamını da gelmeye devam etti. Taa ki 2022 yılına kadar sürdü bu macera. Ben diziyi çok sonraları 2018-2019 yıllarında birinci bölümünden başlayarak izlemeye başladım. İlk sezonları çok çarpıcıydı, dördüncü sezondan sonra izlemeyi bırakmıştım, bir ara bütün bölümleri izleyip bitirdim. Görüşüm şu ki üç sezondan fazla çekilen dizi, hikayeyi bambaşka yerlere götürüyor. Ayrıca lastiği nereye kadar çekeceksin, bir noktadan sonra kopuyor ve hiçbir şey eski tadında ilerlemiyor… Diziyi sevdiren en önemli faktör ise hikayesinin yanı sıra başrol karakteri Tommy Shelby’i canlandıran Cillian Murphy olmasıydı… Sonraları birçok önemli projeye imza attı, 2023 yılında “Oppenheimer” ile Oscar en iyi erkek oyuncu ödülünü aldı. Murphy’i birçoğumuz bu dizi ile tanımıştı…
Dizi hikayesi 1919 yılında İngiltere’nin batısındaki Birmingham şehrinde başlıyor. Yüzyılın başı, dünya çalkalanıyor, sanayinin beşiği olan İngiltere başta olmak üzere pazar yeri ve hammadde için dünyayı yerinden oynatıyorlar. Birinci Dünya Savaşı sonrası 1919 yılında ülkemiz açgözlü devletlere karşı mücadele başlatırken bu devletlerin kendi içindeki dinamiği de kapitalizmin doğasına uygun olarak farklı biçimlerde gelişiyordu. Dünyanın suç çeteliğine soyunan başta İngiltere ve batılı devletler olmak üzere kendi içlerindeki suç çetelerini de farkında olmadan büyütüyorlardı. Bu çeteler yönetime kadar tırmanmak için her şeyi yapacaklardır artık…
Dizi, Birinci dünya Savaşı sonrası ekonomik zorluklar, değişimin getirdiği toplumsal karmaşa, kömürle çalışan fabrikaların isli ve çamurlu ortamında Shelby kardeşler çetesinin ilerleyişini anlatır. Dizinin merkezinde Tommy karakterine can veren Cillian Murphy vardır. Tommy çetenin lideridir. Bahis, silah kaçakçılığı ile yeraltı dünyasında güçlü bir yer edinen çete siyasete doğru yelken açarak yönetimde de güç kazanmaya başlarlar. Ne ki güç kazanılırken kaybedilenler de çok fazladır…
Dizinin adı “Peaky Blinders” çete üyelerinin şapkalarının siperine jilet sakladıkları jilet efsanesinden gelir… Dizi bu şekilde bin dokuz yüz yirmili ve otuzlu yıllara kadar gelir…
FİLMDE HİKAYE İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI ATMOSFERİNE TAŞINIYOR
Suç çetesinin raconuna göre kendi hiyerarşisinde ahlaki kuralları vardır. Bu kuralları yerine getiren lider Tommy 1940lı yıllara gelindiğinde kötülükten yılmış, çevresindeki sevdiklerini kaybetmiş yorgun savaşçı olarak inzivaya çekilmiş otobiyografik romanını yazmaktadır. Kelimenin tam anlamıyla içine kapanmış, yılgın ve depresif bir halde afyon bağımlısı olmuş ölen kızının ve karısının hayaliyle yaşamını devam ettirmeye çalışmaktadır. İçindeki zehri ancak yazarak tedavi edeceğini düşünmektedir. Yanında ise yalnızca hizmetini gören sadık yoldaşı Johnny Dogs (Pacy Lee) vardır…
Öte yandan toplumsal hikayede yine emperyalistlerin paylaşım projeleri vardır. Daha doğrusu Almanya’nın “Hep bana hep bana” diyerek hiçbir şeyi paylaşmama projesi eşliğinde insanlığı yıkıma uğratma hikayesi vardır. Film Nazi kampında kurulmuş bir matbaada tutsakların sahte İngiliz sterlini basma sahnesiyle açılıyor. Nazi Hükümeti 1940 senesinde Yüz Milyonlar değerinde sahte sterlin basarak parayı İngiltere’ye sokmak ve ekonomik kargaşa yaratmak isterler, paranın banka sistemi içine girmesiyle İngiliz ekonomisini çökerteceklerini ve savaşı kazanacaklarını düşünürler.
Bombalar havadan yağmaya başlamıştır bile, Birmingham cehenneme dönmüş hatta bombalar Shelbylerin silah fabrikasının üstüne yağdırılarak orada çalışan işçi kadınların katliamına sebep olmuştur…
Tabii bu, dizi ve filmlerle ülkeler kendi propagandasını yapmayı da ihmal etmiyorlar… “Avrupa’da faşizme karşı duran son ülke İngiltere” diye kendilerini lanse etmekten çekinmiyorlar. Hele hele Nazizme karşı Sovyetlerin mücadelesini ve faşizmi yenilgiye uğratmasından ya hiç söz etmezler ya da üstün körü geçerler…
Gelelim Birmingham’daki Shelby hanedanlığına. Tommy’nin çekilmesi üzerine çete reisliğini Tommy’nin bir çingene kadından gayrimeşru oğlu olan Duke (Barry Keoghan) vardır ve babasının izinden değil kendi izinden giderek etrafta adeta terör estirmektedir. Kız Kardeş Shelby ise milletvekili olmuştur ama gidişattan hiç memnun değildir. (Geçmişte devrimci ruhu vardı çünkü). Kardeşi Tommy’nin sahaya dönmesi için onun ayağına kadar gider…
Tommy, yani ölümsüz kahraman şapkasını takıp sonradan sahaya dönecektir ama durumu ne kadar düzeltecektir soru işareti olarak bırakalım…
Tommy Shelby’nin yolculuğunu tamamlaması ve filme oğlu Duke gibi yeni karakter eklenmesi hikayeyi devam ettirme ihtimalini doğuruyor. Bu yönüyle film, sadece bir final değil, aynı zamanda olası yeni projelerin de kapısını aralıyor. Ancak aceleye getirilmiş bu final doğrusu Tommy karakterine yakışmadı ve bende hayal kırıklığı yarattı…
Yönetmen : Tom Harper (ııı)
Senaryo : Steven Knight
Görüntü Yönetmeni : George Steel, Ben Wilson
Kurgu : Mark Eckersley
Müzik : Antony Genn, Martin Slattery
Oyuncular : Cillian Murphy, Rebecca Ferguson, Barry Keoghan, Tim Roth, Stephen Graham, Sophie Rundle, Ned Dennehy, Packy Lee, Ian Peck, Andy M. Milligan
İngiltere / Tarihi-Biyografi-Dedektif-Suç-Dram / 112 Dk.









